YAZIYORUM
KENDİSİNE ATATÜRK’ÇÜYÜM DİYEN İNSAN!
Uğur Mumcu şöyle demiş yıllar önce: "Kendisine Atatürkçüyüm diyen insan
1: Emperyalizme ve kapitalizme karşı koyar.
2: Uşak olmaz. Ne Amerika'ya, ne Sovyetlere, ne Çin'e, ne Avrupa'ya, uşak olmaz!
3: Kuva-yi Milliye ruhuna sahip olur, emperyalizme ve kapitalizme karşı halkı örgütler. Ve başı dimdik olur. Tam bağımsızlık ilkesinden bahseder. Atatürk ilkeleri için inkılâp demez devrim der, DEVRİM!"
Tiksindiğim Kenan Evren sıkça kullanırdı inkılâp kelimesini, Atatürk inkılâpları derdi. Neteküm, tarih denen aksakallı bilge de bu kişinin ne kadar samimiyetsiz olduğunu tez zamanda sayfalarına yazdı zaten…
Uğur Mumcu tam yirmi yıl önce beyinleri karanlık ortaçağ sürülerince katledildi. Ondan çok korkardı gerici ve yobaz takımı. Onun konuşmacı olarak katıldığı televizyon programları en çok izlenen program olurdu. Benim kuşağımın insanları çok iyi anımsarlar ki, Abdurrahman Dilipak başta olmak üzere onun gibi niceleri Uğur Mumcu’nun karşısına salâvatla çıkardı. Engin bilgisi ve konuşma tarzı ile ezer geçerdi karşısındaki cahil cühelahı. Liboş tayfasının piri sayılan Mehmetleri Ahmetleri rezil ederdi canlı yayınlarda yemin ediyorum. Alı al, moru mor kalkarlardı program sonunda yerlerinden…
PKK alçaklarından da Hizbullah yobazlarında da asla korkmazdı. Yeri geldiğinde yaptıkları işbirliğini, yazılarında belge ve bulgularla gözler önüne sererdi. PKK pislikleri ve ortaçağ yobazları ondan, vampirin güneşten korktuğu gibi öylesine korkarlardı ki! Tek çözüm kalmıştı bu güruh için geriye… Kendisini Mustafa Kemal neferi sayan böylesi korkusuz bir yiğit için ölüm fermanı çıkararak kurtulacaklarını sandılar. Hâlbuki o bir tohumdu. Bire bin veren bir çiçek tohumuydu ve bu çiçeğin adı da ÖZGÜRLÜK ÇİÇEĞİ idi. Onun parçalandığı her molekülü kadar Uğur Mumcu’lar açtı dağda, bayırda, kentlerde. Bizler ki sadece onun fiziksel varlığına “Uğur’lar olsun” dedik. Onu sonsuzluğa uğurlarken bir ölür, bin diriliriz şiarına yürekten inandık.
UZAKTAN GAZEL
ÖLENİN ARDINDAN KÖTÜ KONUŞULMAZ!
Bu konuyu ikinci kez köşemde gündeme getirmekteyim. Değerli bir okurumuzun mükemmel bir iletisini paylaşmıştım geçtiğimiz günlerde. “Bizim geleneklerimizde ölünün ardından kötü konuşulmaz. Evet, ama bu ülkenin kurucusunun ardından hayâsızca atıp tutanlara ne demeli” diyerek lafı gediğine oturtmuştu. Mehmet Ali Birand’ın TRT yi milyonlarca lira dolandırması, on bir ay yirmi gün ceza alıp yurt dışına kaçmasını unutturmaya çalışanlar şimdilerde onu halk kahramanı gösteriyor demişti. Ben de bir ekleme yapmak istedim. Uğur Mumcu da bu ülkenin erdemli gazetecisi ve aydını idi. Onun ardından olumsuz konuşanlara da aynı soruyu soruyorum ben de…
OZANCA
Bir pazar sabahıydı, Ankara kar altında
Zemheri ayazıydı yaz güneşi koynunda
Ucuz can pazarıydı kalemim düştü kana
Zalimler pusudaydı bedenim paramparça
Ucuz can pazarıydı kalemim düştü kana
Uğurlar olsun, uğurlar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun.
Çevirdim anahtarı apansız bir ölüme
Şarapnel parçaları saplandı ciğerime
Ucuz can pazarıydı kan doldu gözlerime
İsimsiz korkuları katmadım yüreğime
Bembeyaz doğruları yaşadım ölümüne…
Ali ÇINAR