***
Büyükşehir Belediyesi’nin basına yolladığı metinde yazıyordu bunlar saygın okurlarımız. Ben de gitmiştim bu etkinliğe yârimle birlikte. Uzun zamandır etkinliklere dahi gitmememe neden olan yoğun tempoya rest çekerek soluklanmak adına koşturarak gittim hem de. Büyükşehir Belediyesi’nin Eskişehirlilerin hayatına kattığı sanatsal güzelliklere attığı imzadan, nitelik anlamında hiç kuşkum olmaksızın koşturdum… Lakin izninizle önce etkinliğe girişimizden, birkaç ayrıntıdan söz edeyim. Elimizde davetiye ile her zamanki salonun kapısından girmek üzere giriş kapısına yöneldik. Yani Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi etkinlik salonuna daldık. Kapıdaki genç bayanlar ‘bir üst beyefendi’ deyince çaktırmadan üst kata rotayı değiştirdik. Üstte de beni tanıdığını hissettiğim güvenlik görevlisi kardeşimiz tebessüm ederek “bir üst” diye sağ elinin işaret parmağı ile yukarıyı işaret edince çatıya doğru yöneldiğimizi hissettim. Yerimize oturduğumda, kavak ağacının en üst dalından yerdeki karıncayı seyreden serçeye benzettim kendimi. Üstüne üstlük konserin başlamasından on beş dakika sonrasında bile teşrif edenlerin içeri alınması, merdivenlere insanların oturtulması da tüm konsantrasyonumu yok etti. Kellelerin karanlıkta oynaşmalarını, telefonlardan facebook iletilerini takip eden işgüzar bilişimcilerin katkılarını da eklemem gerekiyor bu etkinliğin ayrıntılarına…
Bu psikoloji ile ruhunuzu doyurmayı hedeflediğinizde pek olumlu sonuç alınmıyor sanırım!
***
Karsu Dönmez, yirmi beş yaşında Hollanda’da yaşam sürdüren bir vatandaşımız. Yetenekli övgüsünü hak ediyor öncelikle. Piyano’yu ve sesini iyi kullanan, kendine güveni yaşından büyük bir genç kesinlikle! Fakat konserde çok büyük bir eksiklik vardı, yaşı genç izleyenler için bu önemsizdi biliyorum lakin iki üç şarkı sonrasına kadar bende hayal kırıklıklarını tetikleyen en büyük etkendi. Yani konsept (anlayış-tarz) dediğimiz ve hedefe götürecek en önemli yol göstericiden yoksundu etkinliği. Bilirsiniz ki koca senfoni orkestrası ile yapılan bir etkinlikte tüm enstrümanlar için ayrı ayrı nota yazılır. Tek bir çalgının ya da grup olarak çalınan bir enstrümanın notasına parti denir. Partiler alt alta sıralanmış olarak belli bir düzen içinde yazılıdır. Böylece, çalmakta olan her grubun aynı anda ne çaldığı görülebilir. Partisyon; topluluklar için yazılan eserlerin bir bütün halinde görülmesini sağlayan notadır. Lafı uzatmayayım, sanki konser aceleye getirilmiş, elde olan hazır dokümanlarla işi kotaralım düşüncesi ile şekillenmiş hissi uyandırdı bende. Bir dinlediğiniz eser sonrasında hiç ilgisi olmayan bir yurdum türküsü anlamsız kalıyordu. Ya da güzel bir Anadolu ezgisi sonrasında haydi eller havaya türünden oryantal ezgili “Ada Sahilleri” tamamen popülist bir yaklaşımdı. “Domates Biber Patlıcan” diye bas bas başladığı anlarda zaten ben konser salonunu terk etmiştim. Bu genç yeteneğin La’l isimli şarkıyı (Sertap Erener en güzelini söyler) icra ettiğine de tanık oldum sosyal paylaşım sitelerinden. Berbattı yorumlaması hani!
Demem şu, sesinin güzelliği kadar sesinde de bir oturmuşluk yok. Kendisi her ne kadar “Karsu Tarzı” diye yüksekten uçsa da, söylediği her şarkıda feyiz aldığı en az üç yorumcunun izlerini taşımakta…
Bir sıkıntım daha var onu da anlatayım durun!
Kendi deyimi ile eşlik eden altmış kişilik bir senfoni orkestrası vardı yanında o gece. Ve Eskişehir Senfoni Orkestrası da hafife alınacak bir oluşum değildir hani. Böyle bir orkestra ile konser veren kişi şuna dikkat etmeli kardeşim. Piyano ile bir şarkınızı icra edebilirsiniz de, arkanızda böyle güzel bir orkestra varken bu sayıyı artırmanızın anlamı yoktur ki! “Şarkı aralarında orkestra elemanlarını oturdukları yerde uyutmak için özellikle mi yaptı?” demek saçmalık olur tabii. Ama onun bu tercihi benim komplo teorimden daha saçmaydı. Hele bozuk Türkçesi ile yaşam felsefesini uzun uzadıya açıklama arzusuna hiçbir anlam veremedim. Keşke mümkün olduğunca az konuşup sadece ezgileri ile yapsaydı bu zor işi! Çünkü felsefesini sözel biçimde anlatması için insanın çok düzgün konuşması asal özelliktir…
***
Şimdi bu eleştirimden ötürü “hass…” sözcüğü ile başlayıp “ben de seni adam sanırdım Şinasi Hoca” sözcüğü ile bitiren; yüzü alı al moru mor şekil alanlarınız olabilir. Bu sizin sorununuz! Her daim övgülerle egosunun şişirilmesini yaşam biçimi edinmiş olanlar beni şimdiye dek tanımamışsa zaten ayıp etmiştir! Güzel olana güzel demek erdemdir, insanlıktır vefadır. Sanatın içine tükürmek isteyen örümcek beyinli yobaz güruha inat, emek verenlere yürek vermektir bizlerin görevi. Böylesine nice yazımızı, söylemlerimizi ve emeğimizi göz ardı edip; yerinde bir eleştirimizi suratınızı buruşturarak tepki ile karşılıyorsanız kurbağa gibi şişirdiğiniz egonuzu onarın derim sadece size. Haddimiz dahilinde abartı kokan popülist yaklaşımları uyarmak da bizim adamlığımızdandır bunu unutmayın asla…
Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası…
Ya da Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası (ASO)…
Bu güzide oluşumların baş koordinatörleri kimlerdir?
Yani kimler belirler yıllık konserleri, biçimleri, tarzları?
Kimler neye göre davet edilir yıl içerisinde?
Böylesine güzel orkestralar eşliğinde konser vermek ayrıcalıktır. Sizler dışarıdan konuklarınızı belirlemeye devam edin etmesine de; Eskişehir’de bir şeylere benzetemediğiniz kişilerin size ayna tutmasına da izin verin mesela! Kendinizi dev aynalarında görmeyip; bu kentin de sanatçıları vardır, onlarla da böyle bir hazzı paylaşmamız gerekmez mi diyerek sorgulama içerisinde girmeniz bozar mı şişkin egonuzu, ekşime yapar mı acaba?
“Kent Türküleri” konseptinde bir konser önerimi yıllar önce sevgili Ender Sakpınar ile paylaştığımda “neden olmasın” yanıtının ayakları hala havada bilinmeli ki! Ya da “Eskişehir Türküleri” kavramlı bir konserde Senfoni Orkestrası’nın türkülerimize çok sesli biçimde can katmasına neden heyecanla yaklaşılmamaktadır? Mithat Körler için de “Yeşilçam Şarkıları” , Ali Rıza Saltık için “Unutulmayanlar” paydaşlı konserlerde insanlarımızı buluşturmanız önemsiz mi gelir sizlere? Şu bizim oğlan muhabbetiniz yok mu?
Allah layığınızı versin ne diyeyim…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy