- Elektrik dâhil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel işkenceydi.
- Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar.
- Kocasının yanına getirdiler kadını, sordular ‘Kim bunun kocası’ ardından da ‘Şimdi tecavüz etmeye götürüyoruz’ dediler.
- Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, ‘gez’ diyorlardı.
- Sutyenlerimize elektrik veriyorlardı.
- Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelirler ve bize bakarak mastürbasyon yaparlardı.
- En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti.
- 11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini ona dinletmişlerdi.
- Lağım sularının içine zorla kadınları soktular.
- Serbest bırakıldım ve eve gittim. Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk dediği şey, ‘Bunca yıl, neredeydin?’ olup, kızlık muayenesine götürdü…
Sizi bilmem saygın okurlarımız, ama ben 12 Eylül faşist darbesi ile hayatı zora sokulanlardanım. Yukarıdaki alıntı yaptığım paragrafta yaşanan acıların tümü gerçekten yaşandı bu ülkede. Milyonlarca aile bir biçimde perişan edildi Kenan Evren ve “beşi bir yerde” komitesince! Kardeşi kardeşe kırdıran kahpe Amerika’nın bir işareti ile o malum tarihte sabaha karşı yaptıkları darbe ile kara bir leke daha açtılar Cumhuriyet Tarihimize. Benim de 18 yaşındaki kardeşim o meşhur Emniyet Müdürlüğündeki 1ve 2. şubeden, daha sonra da Mamak zindanlarından geçti. Gencecik, mesleğinin ilk aylarında bir öğretmen olarak hayatımın en zor günlerini anmak bile içimi ürpertiyor inanın. Korku sözünün hafif kaldığı o günlerde kimvurduya giden masum yurtseverleri saygı ile anmaktan öte bir şey gelmiyor ne yazık ki elimden…
Bu yüzden ben bazı ikiyüzlüler gibi darbelere sözde karşı olan çakma özgürlükçülerden değilim! Kader bu ya 12 Eylül faşist darbesinin dayatması sonucu türetilen anayasa oylamasında da sandık başkanıydım Polatlı’nın bir köyünde. İncecik bir zarf, bu zarfın içine koyulduğunda rengi anında zarfın dışından belli olan oy pusulaları ile(biri mor diğeri sarı idi yanlış hatırlamıyorsam)kendileri gibi kalleş biçimle halk oylaması yaptırmışlardı “bizim oğlanlar”… Ve yüz kişiden doksan ikisi EVET diyerek şakşaklar eşliğinde onaylamışlardı Evren Anayasasını. Şimdi hepinize soruyorum, namusluyum diyen herkesin de yanıt vermesini bekliyorum. Yüz kişiden sekizinin onurlu biçimde hayır deyip, doksan ikisinin evet diyerek Evren’in bilyelerini sıvazladığı ülkemde herkes bir anda nasıl anti darbeci oluverdi? O süreçte olup da şimdilerde aramızda olmayanlardan hesap sorma olanağımız yok ama benim gibi olaylara tanıklık eden en az 25 milyon insan nasıl yanıt verecek acaba soruma? Sezen Aksu’nun “gerekliydi ve askerler gerekeni yaptı” diye yağdanlık yaptığını çok iyi anımsayan bir yurttaş olarak, 25 milyonun ne yanıt vereceğini çok iyi bilmekteyim aslında. Bu yazımı okuyan hiçbir kimse “evet ben o anayasaya oy verdim kardeşim” diyemeyeceğine göre, bana bir kez daha soru sorma hakkı doğar; “sen misin yalancı veya ikiyüzlü, ben miyim” diyerek!
Not: Tüm Bozanlılar bilirler ki, rahmetlik babam dâhil yedi ceddim sağ geleneği kanıksamış insanlardı. 1970 li yıllarda ilk yüksekokul okuyanlardan ve ilk solculardan biri olarak anılırdım hep. Faşist darbede bedel ödeyen biri olarak alnım ak biçimde bir kez daha sormak istiyorum; “sen misin yalancı veya ikiyüzlü, ben miyim?”
OZANCA
Akşam erken iner mahpushaneye
Ejderha olsan kâr etmez
Ne kavgada ustalığın
Ne de çatal yürek civan oluşun
Kâr etmez, inceden içine dolan
Alıp götüren hasrete…
Ahmed Arif
Yaşasın, kör olduğumu kanıtladım!
Cem Cansız İzmir’de yaşam sürdüren Eskişehirli bir kardeşimiz. Besteleri ve yorumculuğu üzerine takdir toplamış genç bir sanatçı. İzmir’de yirmi yıl kaldığım dönemde sürekli televizyon programlarıma davet ettiğim için diyalogu kesmezdik kendisi ile. TRT sınavlarında birinci olmasına rağmen nedenini anlayamadığımız biçimde hakkının yendiğini bilirdik. Cem’e solo program vermezdi malum TRT. Programlarımda sıkça eleştirdiğim o TRT bana da ambargo koydu öylelikle. Denetimden geçen onlarca bestem olmasına karşın asla çalınmadı bir daha… İşte o Cem Cansız ülkemin trajikomik manzarasını zeki biçimde çizivermiş iki cümle ile; “Çarşamba sabahı devlete 16. kez kör olduğumu kanıtladım. Başbakanlık tarafından her kapıyı açacak diye verilecek engelli kartımın üzerinde yer alacak vesikalığımda bu. Hiç kör gibi bakmamışsın diye 17. defa da rapor isterler mi?” Ne diyelim Cem, bu ülkede neler yaşadık neler gördük kardeşim. Bu dediğin de her an olası inan…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy