YAZIYORUM
GURBETTEKİ ESKİŞEHİRLİLER(II)
Sevgili Önder Baloğlu ağabeyim bir yazıma karşılık vererek, işlemiş olduğum konuyu yıllar önce çıkan kitabında ele aldığını anımsatıyor. Sanki bana biraz da tatlı sitem edercesine “duayen falan da değiliz ama” diyerek sürdürüyor yazısını. Önder Baloğlu’nun medya dünyasında duayen olduğunu haddini bilen her aklı başında kişi bilir. Hem de kendi adından emin olduğu kadar da net bilir. Tartışılması gereken konu elbette ki bu değildir. Bu coğrafyanın çocuğu olarak gözlemlediğim net bir konu “Bu kentte kibir zırhına bürünmüş insanlardır”. Kendisini gereğinden fazla önemseyen ve dünyanın merkezi sayanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Bu kerameti kendinden menkul tipitipler her şeyi, ama her şeyi bilirler. Siyaset, sanat, spor, toplum bilimi, hukuk... Aklınıza ne gelirse her alanda lakırdı etmekten çekinmezler. Aslında esas sorun da cehaletliklerinin verdiği cesaretle kefal gibi her ota maydanoz olma hevesliliklerinden kaynaklanır. Kimi zaman da yırtıklıklarının verdiği avantajla bir yerlerde makam ve yetki sahibi olurlar. Zamanında kaptıkları köşe başlarından ya da koltuklardan tabiri caiz ise kostaklanırlar. Az olsun benim olsun statükosunu içselleştirdiklerinden gençleri ve kendilerinden yeteneklileri de pek sevmezler, şans verilmesini de istemezler bunlara! İşte benim derdim de bu güruh iledir. Kimi zaman ayna tutmayı görev sayarım kendime. Bir işe, organizeye soyunup “biz yaptık oldu” mantığı ile bizleri saf yerine koymaya kalkan “nüfuzlu bilgeleri” iyi bildiğim konularda uyarırım. Sokrates savunmasında “en iyi bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir” demiş. Yani insanın öğrendikçe bir zerre olduğunun farkına varması gerçeğini içselleştirmiş birisi olarak “haddimi bilirim”. Lakin sevgili Önder ağabeyim, bu şehirde organizasyonları yapan zatlar, sanat dâhil her alanda göz boyamaya devam etmemeliler. Saygın okurlarımız anımsar, geçtiğimiz günlerde Eskişehirli veya Eskişehir’de ayak izleri bulunan yüzlerce sanatçının listesini haftalarca araştırıp yayınlamıştım köşemden. Eskişehir Valimiz Sayın Dr. Kadir Koçdemir de bu listeyi benden istemişlerdi, iletmiştim ben de! En çok ne ağırıma gider biliyor musun sevgili ağabeyim? Hala Eskişehirli Sanatçı diye bizlere birkaç kişinin adını servis etmeye devam edenler var utanmadan, sıkılmadan! Servis ettiklerinden biri Nuri Alço, diğeri de her devrin rüzgârgülü bir müzisyen. Eskişehirliye neden yüzü halka dönük ve tarihe adlarını yazdırmış sanatçıları tanıtılmıyor? Lütfen sen de bu konu üzerine zaman ayırıp bir yazı yazabilir misin? Çünkü sen gerçekten duayenliğinin yanı sıra “adam gibi adam” sıfatını da hak etmiş birisin…
UZAKTAN GAZEL
NİHAT AŞAR KİMDİR?
Nihat Aşar, 1928 yılında Eskişehir’de dünyaya gelmiş ve 2005 yılında İzmir’ de vefat etmiştir. 1950 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. 1953 yılı başlarında Eskişehir’e bağlı Mihalıççık Kaymakamlığı’na atanan Aşar, 1956 yılında ise Gerze İlçesi Kaymakamlığı’na atandı. Üç yıl sonra Kızılay Genel Merkezi’nde Teşkilat ve İçtimai Yardım Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı. Görevi süresince çeşitli üst kademelere de yükselen Aşar, 1977 yılında kendi isteğiyle emekli oldu. Ankara’daki Adam, Bir Dünya İstiyorum, Aydınlık ve Nasıl Geçti Habersiz adlı dört şiir kitabıyla bir inceleme kitabı vardır. Birçok şiiri bestelenmiş, plak ve kaset yapılmış, çeşitli ödüller almıştır. Özellikle Nasıl Geçti Habersiz adlı şiirinin Teoman Alpay tarafından hicaz makamında bestelenmesinin ardından şiir büyük bir üne kavuşmuş, 1971 yılında Milliyet gazetesince o yılın en sevilen şarkısı seçilmiştir.
Not: Onca uyarıma rağmen İl Turizm Müdürlüğü sitesinde Nihat Aşar hala yaşıyor görünmektedir…
(Bize mesaj ve ihbarda bulunmak için, sitenin üst ve alt kısmında bulunan mesaj gönder bölümünü kullanabilirsiniz. Herhangi bir haber ya da köşeye yorum yapmak için ise haberin altında bulunan mesaj bölümünü doldurmanız yeterli olacaktır)