Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Eskişehir’de de yapılacağını açıkladı. Sayın Bakan’a ve hükûmete teşekkür ederiz. Bu güzel festivali iple çekiyorum.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Eskişehir’de de yapılacağını açıkladı. Sayın Bakan’a ve hükûmete teşekkür ederiz. Bu güzel festivali iple çekiyorum.
Festivaller, konserler veya kent meydanlarına konulan sanat eserleri hayatımıza renk katıyor. Nitekim Eskişehirli Belediyeler yıllardır bu konuda çok başarılı hizmetler ürettiler.
Ancak tuhaftır, bazı sosyal medya trolleri, bu tarz etkinlikleri sürekli küçümsediler ve “Konser Belediyeciliği” gibi isimler taktılar. Bu yaptıkları propagandayla ise, sadece kendilerini eylediler. Çünkü bu eleştiriler Eskişehirlilerin bir kulağından girdi, tıpış tıpış öbür kulağından çıktı.
Şimdi aynı çevrelerin “Hükümetimiz Eskişehir’de festival düzenleyecek” diye bu projeyi övmeleri, kendilerini komik duruma düşürüyor.
Sakın festival düzenliyor diye hükümeti eleştirdiğimi zannetmeyin. Böyle bir eleştiride bulunsam kendi kendimle çelişirdim. Ben burada sadece kendi kendisiyle çelişen sosyal medya troll ordularına dikkat çekmek istiyorum. “Allah bu satılmış kalemleri ıslah etsin” diyeceğim, fakat olmayacak duaya da “Amin” denmeyeceğini biliyorum…
Çakırözer bir dokundu bin ah işitti
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Eskişehir’de çiftçilerle buluşarak dertlerini dinledi. Çakırözer, Eskişehir’de Genç Rençberler Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ni ziyaret ederek, 2025 yılında yaşanan zirai don, kuraklık gibi afetlerin çiftçiyi derinden etkilediğini belirterek, üreticilerin yüzde 70’inin borç içinde olduğunu belirtti.
Bir insan ne kadar “Yerden göğe kadar haklı” olursa, işte Utku Çakırözer de o kadar haklı.
Öncelikle devlet çiftçiye vermesi gereken destekleri vermiyor. Gelen ve zaten yetersiz olan destekler parça parça oluyor ve bir işe yaramıyor. Bu arada destekler vadesinde ödenmediği için, geç ödenen destekler enflasyonist ortamda kuşa dönüyor.
Son üç senedir sadece Eskişehir’de değil, tüm Türkiye’de çiftçinin yüzü gülmedi. Böyle olunca da çiftçi ağır borçlar altına girmek zorunda kaldı. Hasadını yapan çiftçi, cebine koyduğu parayla, bir sene sonrasının üretimini bile yapamıyor.
Üstelik çiftçinin artık piyasadaki tarım şirketlerinden vadeli alışveriş yapması da imkansız hâle geldi. Çünkü çiftçi battığı için ve borcunu ödeyemeyeceği için tarım şirketleri peşin parayla çalışıyor.
Bu arada hükümetimiz her ne kadar yeni destekler vereceğini ifade etse de çiftçi zaten bankalara borçlu olduğu için yeni krediler alamıyor.
Özetlemek gerekirse borcunu borçla ödemeye çalışan çiftçi, zaten borçları çok olduğu için yeni borç alamıyor.
Bu kadar geniş ve verimli toprakları olan bir ülkede, eğer ki Türk tarımı çökme noktasına geldiyse, bunun adını beceriksizlik değil, “Tarihi Beceriksizlik” olarak nitelendirmek durumundayız…
O zibidiler yakalandı
Eskişehir’de Sakarya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hakkı Sağlam’a geçtiğimiz günlerde yapılan saldırı, yavaş yavaş aydınlığa kavuşuyor.
Bilindiği gibi Eskişehir’in duayen gazetecisi Hakkı Sağlam, ES TV ekranlarında yayınlanan Eskişehir’in Nabzı programından sonra pusuya düşürülmüş ve kask takan iki motosikletli tarafından darp edilmişti. Burada Hakkı Sağlam’ın kim olduğundan bahsedecek değilim. Bu tarz saldırılara geçtiğimiz yıllarda da uğramıştı. Ancak Sayın Sağlam’ın kalemi kırılmamıştı. Bu saldırı da kendisini yıldırmayacaktır.
Son olarak Emniyet güçleri saldırıyla ilgili 7 kişiyi gözaltına aldı. Saldırganlar da adliyeye sevk edildi.
Eskişehir Emniyeti’ni bu güzel operasyondan dolayı tebrik ederiz.
Dünyayı kimler yönetiyor?
Bütün Dünya Jeffrey Epstein adındaki bir müptezelin yönettiği rezillikleri konuşuyor. Aslında bir matematik öğretmeni olan Epstein, Amerika’da fuhuş – uyuşturucu ve şantaj dosyaları tutarak, dünyanın en önemli isimlerini ağına düşürmüş birisi. Aralarında Donald Trump, Bill Clinton, İngiltere’nin eski prensi Adrew gibi isimlerin bulunduğu bu dosyalar açıldıkça, kusacak gibi oluyoruz. Epstein denilen bu adam, ünlü kişilere küçük çocuklarla cinsel münasebetten, uyuşturucu partilerine kadar pek çok hizmet vermiş. Bu isimleri kameralara kaydetmiş ve hepsini bir şekilde etkisi altına almayı başarmış.
Buram buram MOSSAD kokan bu rezillik ağı bize gösteriyor ki, dünyayı hiç de öyle önemli ve saygın isimler yönetmiyormuş. Söz konusu dosyalarda nelerin yayınlandığının yanı sıra, bu belgelerin neden şimdi yayınlandığı da ayrı bir soru. Hepimiz İsrail’in İran’ı yerle bir etmek istediğini biliyoruz. Fakat bu tarz bir saldırı Amerika’nın çıkarlarıyla örtüşmüyor. Belki de MOSSAD rezillik dosyalarını uçtan gösterip, Donald Trump’a şantaj bile yapıyor olabilir.
Gerçekten rezil bir dünyada yaşıyoruz…
Bunun adı beceriksizlik
TÜİK’in açıkladığı verilere göre, ülkemizde Ocak ayında yüzde 4,84’lük bir enflasyon yaşanmış. Üstelik söz konusu TÜİK’in artık bir komedi programına döndüğünün hepimiz farkındayız. Uzmanlar gerçek enflasyon rakamlarının TÜİK’in açıkladığı verilerin çok üzerinde olduğunda hemfikir.
TÜİK enflasyonu neye göre belirliyor; onu da bilmiyoruz. Muhtemelen Saray’dan birisi TÜİK’e telefon açıyor ve “Ola kardeşim TÜİK, enflasyon kaç oldu?” diye soruyor. TÜİK ise, “Sana kaç lazım ağbi?” diye cevap veriyor…
Avrupa Birliğine üye olan 27 ülke içerisinde en düşük enflasyon rakamı Güney Kıbrıs’ta bulunuyor ve yıllık yalnızca 0,2 seviyesinde. Avrupa Birliğinde en yüksek enflasyon ise, ağır bir ekonomik kriz yaşayan Romanya’da bulunuyor ve yıllık yüzde 8,4 seviyesinde.
Bu arada “Bizi Kıskanan” Almanya’da yüzde 2,3 ve “Battı, yıkıldı!” diye ortalığı ayağa kaldırdığımız Yunanistan’da yüzde 1,2 seviyesinde.
AK Basın’ın “İnsanlar ekmek bulabilmek için birbirini bıçaklıyor” diye aşağılık yalanlar söyledikleri Fransa’da yıllık enflasyon ise yüzde 0,8 seviyesinde. Üstelik dikkatinizi çekerim bu rakamlar yıllık rakamlar…
Türkiye’de ise sadece Ocak ayında enflasyon yüzde 4,84 oranında artmış. Yani Fransa’da 72 ayda (6 yıl) olan toplan enflasyon, Türkiye’de bir ayda yaşanıyor. Adamları enflasyonda 72’ye katlamış durumdayız. Sevgili hükümetimizi tebrik ederiz.
Tarihte Bu Hafta
Müslüman isen acımazlar
Bundan tam 32 yıl önce 5 Şubat 1994’te, güya medeni olan Avrupa’nın tam ortasında, Bosna – Hersek’te 68 Bosnalı sivil Müslüman’ın öldürüldüğü Markele katliamı gerçekleştirildi.
Sırplar, Markele bölgesinde Cumartesi günleri bir semt pazarı kurulduğunu biliyordu. Burada Bosnalı Müslümanların ailelerinin haftalık ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptıklarını bildiklerinden tam da pazar yerinin en kalabalık olduğu saatlerde, Markele Pazarına havan saldırısı yaptılar. Daha önce de belirttiğim gibi 68 masum sivil öldü ve yüzlercesi yaralandı. Ki aynı Sırplar yine aynı pazara, bir yıl sonra benzer bir saldırı daha düzenlemiş ve burada da 43 sivili öldürmüşlerdi.
Peki bu saldırılardan sonra ne oldu?
Tıpkı İsrail’in Filistinlileri öldürdüğünde olduğu gibi Avrupa ülkeleri saldırıyı sert bir dille kınadı. Ancak Türkiye’nin dışında hiçbir ülke işin üzerine gitmedi. Ölenler Müslüman olunca Avrupalılar “Vah vah…” demenin dışında bir tepki vermediler.
İşin daha vahim kısmı nedir biliyor musunuz? Bu saldırılara “Arap Dostlarımız” dan da kınama dışında bir tepki gelmedi. Çünkü o sırada “Müslüman Arap Dostlarımız” çıkarları gereği Sırplarla işbirliği yapıyorlardı.
Peki bizim bu olaylardan çıkartmamız gereken sonuç nedir? Birincisi Avrupalıların biz Müslümanları, ikinci sınıf insanlar olarak gördüklerini unutmamalıyız. İkincisi Arapların işlerine geldiği zaman “Müslüman Kardeşliği” edebiyatı yaptıkları, ama samimi olmadıklarıdır.
Üçüncü ders ise en önemlisi. Bu dünyada kimse “Adalet” kavramını ciddiye almıyor. Güçlü olmak zorundayız. Güçlü olursak bize dokunamazlar, zayıf olursak ise arkamızdan iki damla göz yaşı dökmezler…
Haftanın Sözü
Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.
Mehmet Akif Ersoy