Fabrika ayarlarına geri dönüş…

Şinasi Kula yazdı

19 Şubat 2016 09:01
A
a
Cep telefonunuzun ayarlarına bir bakın.
Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor.
Akıl sır erdirmek olası değil gerçekten de.
Lakin hepsinde de ortak bir özellik var.
Ne kadar son model de olsa ortak özellik ne?
Ortak özellik, “fabrika ayarlarına geri dön”
tuşu hepsinde bulunmakta…
Yani ne özellikler yüklerseniz yükleyin,
istediğiniz an bir tuşa basarak fabrika
ayarlarına geri dönebiliyorsunuz…
Kendi kendime düşünürken aklıma ilginç
fikir saplandı kaldı. İnsan hayatında da bir
kerelik olsun böyle bir olanak olsaydı keşke!
Son yıllarda böbrek ameliyatı(taş), hiper
tansiyon hastalığımın tavan yapması, davalar
vs derken “yeter üleyn” narası ile
Kadir İnanır olasım geliyor. İşte bu duruma
düşmeden, bir tuşa basıp fabrika ayarlarıma
geri dönebilseydim keşke! Bilumum organlar
turfanda sebzeler misali capcanlı, diri diri!
Fabrika ayarlarına döner dönmez, acilen
ülkemin sayılı liboşları arasına girmek için
gereğini yapardım. Vatandan sana ne,
bağımsızlık neyine, ulusal değerler ne haddine.
“Bi ipim, bi sapım” felsefesini baş tacı etmiş
güruhun bir parçası olarak salt nefsim için…
Ya da her ülkenin de fabrika ayarlarına geri
dönmek gibi bir seçeneği olsaydı keşke.
Ülken dolma biber gibi oyulurken bas düğmeye!
Yıl 1923’ün 29 Ekimi…
Cumhuriyetin kurulduğu ilk anlarda git yanına
Mustafa Kemal’in, bir bir anlat olacakları.
“Atam bak, ilerde şunlar sana ve memlekete
ihanet edecekler. Senin hayata veda edeceğin
günün ertesine başlayacak hem de bu ihanet”
diyerek, olacakları sırala kulağına…
Bir kerelik olsaydı ya şu fabrika ayarlarına dönüş!
Bir kerelik…
 
Not: Tam üç yıl önce yazmış olduğum yazımı(7 Mayıs 2013) okurlarımla bir kez daha paylaşarak geleceğe dair kaygıların komplo teorisi olmadığını göstermek istedim…
 
 
SİZİN SESİNİZ
 
Mahkûmlar üreterek hayata katılamaz mı?
 
Eminim ki ne alaka diyenler olacaktır köşe yazımın konusuna. Bu ateş çemberi içersinde, ülkenin getirildiği vahim konum karşısında bu konuya soğuk bakanlarınız olabilir. Ama ön yargı zırhından beş dakikalığına olsun arınıp yazımı okuduktan sonra yapacağınız eleştirileri saygı ile karşılayacağım bilesiniz…
“Mahkumlar buradan çıkmak istemiyor” başlıklı bir haberi okuduktan ve uzunca hayalimde yaşattıktan sonra birden heyecanlandım. Ülkemde de aynı uygulama ile mahkûmlar üretici konumlara getirilerek hayata dâhil edilemezler mi diye düşündüm…
Bizim ülkede hapse düşmeye gör, bitik bir hayatın diğer adıdır hapishane. Oysa oraya düşen insanlara bir şans daha veren anlayış, onu üretken kılan anlayış sayesinde bakınız toplum nasıl kazanıyor…
http://www.sozcu.com.tr/2016/dunya/mahkumlar-buradan-cikmak-istemiyor-978226/32/
 
 
OZANCA
 
Sancılı bir mevsimde sevdim seni
Ustura ayazında tamam da tükenmişliğin ortasında
Hani kara kış diyorlar ya en karasıydı aslında
Dertli dertli sigara içiyordum efkârlıydım
Umutsuzluğun içinde umut umudun içinde bir hüzün
Bahara çok vardı, yeniden yeşermek için
Tabiatla kavga ediyordum acılarımla boğuşuyordum
Bir ışık lazımdı bir ses bir soluk
Kalkmaya çalışıyordum içine çekiyordu beni kara bir boşluk
Dualarım vardı, tüm günahlarıma rağmen
Kurtar beni Allah'ım diyordum
O ki rahmetini esirgemez biliyordum
Ve sen geldin hoş geldin iyi ki geldin
Bana mucize gibi değdin
Artık düşler yalnız değil
Ve Ben biliyorum çok güzel hayatımız olacak
Birlikte şekil vereceğiz asla yalnız yürümeyeceğiz
Düşmekten korkmak yok
Artık kalkmaya gücümüz çok
Çaresizlikler kırgınlıklar kızgınlıklar hepsi geride kaldı
Sen varsın ben varım
Bir de ömrümüzü adayacağımız hayat var… Ufuk AZBAY
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi