Geçtiğimiz günlerde ETO, basın mensuplarını bilgilendirme toplantısı yapmak üzere davette bulundu. Hafta içerisinde gazetedeki arkadaşlarıma da, şahsıma da çeşitli davet çağrıları gelir. Kimi sabah kahvaltısı, kimi akşam yemeği, kimi basına açıklaması biçiminde davetlere olanak buldukça gideriz. ETO da görevli İsmail Bey kardeşimizin telefonla da daveti teyit etmesi üzerine gitmemenin nezaketsizlik olduğunu düşünerek gittim.
ETO Başkanı Metin Güler ve değerli arkadaşları samimi biçimde karşıladı bizleri. Başkan Güler konuşmasında, uzun yıllardır bu oluşumda çeşitli kademelerde görev aldığını ve konulara vakıf olduğunu vurguladı. Yönetime geldiklerinden bu yana geçen altı aylık süreçte hizmetlerini açıklayarak, altı aylık periyotlarda bu tür birlikteliği gelenek haline getireceklerini söyledi. Basınla böylesi bir iletişim içerisinde, şeffaflığı da ön planda tuttukları vurgusu yaptı. Birçok konulara değindi daha sonra ama benim ilgimi çeken konu farklı idi. Ertesi günlerde çıkan haberlerde de, köşe yazılarında da buna nedense pek değinilmedi. ETO Başkanı Metin Güler şu konun altını çok güzel çizdi; “ Eskişehir’de birlikte iş yapma kültürü ne yazık ki olgunlaşıp, gelişmemiştir…”
Bu kentin, bu coğrafyanın çocuğuyum. Babamın ve şahsımın mesleği gereği hep gurbetlerde gezdim. Dört yıldır yerleşik düzende memleketimde yaşamaktayım. Tüm içtenliğimle ifade edeyim ki başkanın bu yerinde tespitine yürekten katılmaktayım. Yani bu kentte ne kurumlar arasında, ne iş adamları arasında, ne yerel ile merkezi yönetim arasında, ne medyanın kendi arasında birliktelik söz konusu değildir. Elbette ki hayatın her alanında birliktelik gibi saçma sapan bir ütopyadan bahsetmiyorum. Lakin Eskişehir ve Eskişehirlilerin ortak menfaatleri adına birlikteliğin B’sinden söz etmek olanaksızdır. Birinin yaptığını diğerinin onaylamasının söz konusu olmadığı gibi, düşman kardeşler misali adeta tahrip edercesine yaklaşımlara her daim tanıklık etmekteyiz. Onun içindir ki (Kayseri, Rize, Mardin, Bursa, Konya örneklerinde olduğu gibi)bu kentin asla lobisi olmamıştır.
Eskişehir ekolünden ya da Eskişehirli ekolünden söz etmek olanaksızdır. Bu güzel tespiti dinlerken o an aklıma gelip de anlatamadığım fıkrayı şimdi olsun paylaşmak istedim… “Cehennemde her şehirlinin bir kazanı varmış, içinde sıcak kaynayan yağ olurmuş. Günah işleyenler bu kazanlarda cezalandırılıyormuş. Kazandan kafasını çıkaranları zebaniler kafasına vurarak geri kazana sokuyormuş. Baş zebani bir bakmış diğer kazanlarda her kes çıkmaya çalışıyor ama Eskişehir kazanından kimse kafasını bile çıkarmıyor. Baş zebani zebanilerden birini çağırmış ve Eskişehir kazanındakilerin niçin hiç yüzeye çıkmadıklarını sormuş. Zebani yanıtlamış hemen; Efendim Eskişehirlilerden biri yüzeye çıkmaya çalışsa bile, diğerleri çıkmaya çalışanı anında geri çekiyor zaten...”
Ben de başkanın konuşmasının akabinde birkaç soru sordum. “Yaldızlı laflarla Yunus Emre ve Nasreddin Hoca bizim topraklarımızın değerleridir desek de daha bu gerçeği Eskişehir halkının büyük bir bölümüne anlatamadığımız gerçektir.
Bu iki değerimizin de doğdukları yerlerde ilgi görecek biçimde anıt mezarları, müzeye dönüştürülmüş tarihi değerleri söz konusu değildir. Koca Battalgazi Külliyesinin zenginliğini bile daha inanç turizmi kapsamında değerlendirmekten aciziz. Sivrihisar’daki yıllardır tamamlanamayan kiliseyi de katarsak ve daha nice zenginliklerimizi el birliği ile tanıtamadığımız gerçeğinden yola çıkarsak fıkranın bize uyarlamasının ne kadar yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda başkan Metin Güler’e yerinden tespiti için tebriklerimi sunmak isterim. Kıskançlık, kibir, paylaşımda adaletsizlik gibi kötü duygulardan arınamadığımız sürece de körler sağırlar, birbirini ağırlar nakaratını dinler dururuz!
OZANCA
Eskişehir
Geçmişinden gelir “Eski”li adın
Sinende yenilik çok Eskişehir
Bilirim kabından taşmak muradın
Gelecek aydınlık, pak Eskişehir.
Bir sevdadır Yunus, kalplerden taşar,
Nasreddin’in ünü Ülke’yi aşar,
Kurşunlu Cami’de duygular coşar,
Gönüller sevgiye tok Eskişehir.
Şafakla yükselir sokakta sesler,
Tramvay geçtiği caddeyi süsler,
Adalar boyunca koygundur hisler,
Porsuk’la çağlayıp, ak Eskişehir.
Güzeldir yaşanan hayat her demde,
Kalmasın insanın tasada, gamda,
Guruptaki bakır rengi akşamda,
Günün batışına bak Eskişehir.
Halil’im bulunca lüle taşını,
İşlerim pipoya insan başını,
Kabristanlar saklar asıl yaşını,
Beş bin yıla iner kök Eskişehir.
Halil Gürkan