Eskişehirspor-Efsaneler-Hizipler…

Eskişehirspor-Efsaneler-Hizipler…

19 Kasım 2014 09:02
A
a

Adamın biri cehennemi geziyormuş. Cehennemde her milletin ayrı kuyuları varmış. Her kuyunun başında da zebani duruyormuş. Kuyulardaki insanlar canla başla çıkmak için uğraşıyor birbirlerine destek veriyormuş. Tam biri çıkacakken zebani görevini yapıyor adamın kafasına vurup onu tekrar aşağı atıyormuş ama insanlarım mücadelesi bitmiyor, yeniden deniyorlarmış. Adam her kuyunun başında bu manzarayı görerek gezerken birde ne görsün başında zebanisi olmayan bir kuyu, hemen merakla sormuş; “neden bu kuyunun başında kimse yok?” Yanındaki zebani şu cevabı vermiş; “bu kuyu Türklerin kuyusu, burada zebaniye gerek yok. Çünkü onlar içlerinden biri çıkacak olduğunda onu tutup aşağı çekerler. Bu yüzden buraya zebani koymuyoruz…

Gelin bunu Eskişehir’imize indirgeyelim isterseniz. “Eskişehirliler lobisi” diye bir oluşum duydunuz mu hiç? Haklısınız ben de duymadım! Ama Konya, Rize, Kayseri gibi illerin olağanüstü dayanışmalarını ve lobilerini sıkça duyarız. Neden Emirdağ dayanışmasını örnek almaz benim kentlim acaba? Gördüğüm ve gözlediğim kadarı ile Eskişehirliyim diye kostaklanan hemşehrilerimden daha çok, Emirdağlı hemşehrilerimiz sosyal yaşamında etkinler bu kentin. Kimse bunu eleştiri olarak algılamasın, tam tersine bir dayanışma örneği olarak örnekleme yapıyorum sadece. Sadece yazının ilk başındaki fıkrayı Eskişehirliyim diyenlere uyarlamak için de pekiştirmek amacındayım savımı. Neden Eskişehirli bir başka Eskişehirlinin yükselmesini, ışımasını istemez? Neden başarılı işler yapanları haz etmez, haz etmediği kadar köstekler!

Eskişehirspor’un 1965-75 yılları arasında Türkiye’de efsane olmasını sağlayan bir avuç futbolcunun oluşturduğu bir dernek var. Bu derneğe hayatını idame ettirmesi adına Tepebaşı Belediye başkanı Ahmet Ataç desteklerini esirgemedi hepimizin bildiği gibi. Azami 100 üyeden oluşan bu derneğin genel kurulunda efsanelerin adına hiç de yakışmayacak konuşma ve davranışlara tanık oluyor medya mensupları. Bu üyelerin de yarısı yok, genel kurula gelme zahmetinde bile bulunmuyor zaten. Geriye kalanlar neyin kavgasını ediyorlar öyleyse? Rant mı var Allah aşkına, burada da mı rant var? Her yeri rant olsa ne olur, topu topu 60.000 lira gelir söz konusu. Buna tenezzül edecek tek kişinin olmadığına inanıp sorumu bir kez daha yineliyorum o kurulda bulunan herkese; “bu hizipleşme, efsaneler adına hiç de yakışmayan bu yaşananlar ne o halde?” Dayanamayan Başkan Ahmet Ataç haklı olarak sitemini dile getiriyor, “anlaşamıyorsanız kapatın gitsin” diyerek. İsmail Arca, Ender Konca, Nihat Atacan gibi isimler benim yüreğimde sıcaklığını koruyan isimlerdir. Amatör ruhu asla yitirmemiş böylesi profesyoneller sayesine Eskişehirspor aşkını tadanlar iyi bilirler. Eskişehirspor’un o on yıllık altın çağının yüzü suyu hürmetinedir kırmızı ve siyaha düşkünlük. ESES adının şimşek gibi çaktığı o yıllardan bu yana bir tek teneke maşrapa bile konmadı kulüp müzesine. Lakin yüreğimizde yer verdiğimiz bu insanların oluşturduğu bir dernekte dahi yaşanan hizipleşmeler sadece duyarlı Eskişehirlileri karamsar etmektedir. Olgunluk örneği vermesi gerekenler, kendi içlerinde vefa örneği sergilemesi gerekenler ne yazık ki kamuoyuna doğru örnek olamadılar. Dilerim ki gelecek sefere çok daha yakışanını yaparlar!


Gelelim Eskişehirspor’a!

Yıllarca Bilecik’te, Polatlı ve Devlet İstatistikte futbol oynadım. Birçok branşta şampiyonluklar yaşadım öğrencilerimle. Yani 25 yıl aktif biçimde beden eğitimi öğretmenliği yaptım. Saygın okurlarım bunca yıl içerisinde benim futbolla ilgili ahkâm kestiğime tanık olmadınız. Eskişehirspor ile ilgili bilge yazılara imza attığımı görmediniz. Hani şu mazinin hatırına izin verin de bu yazımda olsun büyük dağları ben yaratayım niceleri gibi!

Eskişehirspor bu kentin insanlarının yaşama sevinçlerinden bir tanesi biliyorum. Ayrıca Eskişehirli kimliği altında insanları birleştiren bir maya da diyebiliriz. Haftada bir sevinç ve hüzünde birleşir Eskişehirli bu payda altında. Zaman geçirir, eğlenir, bazıları da kimliğini bu biçimde kabullendirir sosyal hayatta. Bu Eskişehirspor’un başarılı olmasını salt bu nedenlerden ötürü desteklerim, bir avuç mutluluğudur hemşehrilerimin diyerek. Lakin baştaki yazımda da vurgulamaya çalıştığım gibi Eskişehirspor’da da bitmeyen hizipler, çalkantılar, ego savaşları insanı ikrah konumuna getiriyor kimi zaman. Bu kentte hiçbir kurum ve kuruluştan zerre beklentisi olmayan insanlardan biri olarak korkusuzca yazmak benim tarzımdır. Mesut Hoşcan’ın daveti üzerine bire bir ilk kez tokalaştığım anı anımsıyorum. Özel iş yeriydi kanımca Hamamyolu’nda bir yerde. Samimi açıklamaları sonunda hiç çekinmeden ve zerre beklentim olmadan(bunu en iyi kendisi bilir)destek yazımı yazmıştım kongre öncesi. Televizyon programıma davet edip samimi biçimde olanak vermiştim. “Önce güven” parolası ile başkan seçildi malumunuz daha sonra. Ve seçildiği günün hemen ertesinde ilk televizyon programını benimle yapmıştı. Bana “üstat” yakıştırmasını yapan Sayın Hoşcan, bu günlerde bazı medya kuruluşlarının şantaj biçiminde baskı oluşturduğunu açıkladı kamuoyuna. Şantajın anlamı ne peki? “Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutmak” diyor Türk Dil Kurumu Sözlüğü. Buradan yola çıkarak hak etmediği parayı, bu tür alçak bir yöntemle talep eden kim ya da kimler peki? Kendisine daima destek verildiği sürece iyi, eleştirildiği sürece kaka medya anlayışı belli olgunluk ve düzeydeki insanların davranış biçimi olabilir mi? Seyirciyi küstürerek ya da had bildirmeye çalışarak, başarılı bir çıkış yapılacağına kendi dâhil kim inanır acaba? Kadir İnanır diyeniniz varsa geçin, ona da artık hiçbir Allah’ın kulu inanmıyor artık. Halil Ünal’ı eleştirdiğimizde nasıl hoşuna gidiyorsa, kendisini de eleştirdiğimizde aynı olgunluğu gösterdiği sürece inandırıcılığını korur bence. Demem şu, bu kentte insanların birbirlerine düşmesi asla hoş bir manzara değil. Ben de Eskişehirliyim eğer öğünmek için bir vesile ise bu ben de Eskişehirliyim. Ama ayrıştıran, dedikodularla kendine saraylar oluşturmayı iş edinen, güçlünün kanadı altında amigoluk yapan tüm örneklerden tiksinen bir Eskişehirliyim. Eskişehirspor’un küme düşmesi sadece şahsiyet yoksunu çıkarcıları sevindirir. Ama şu net bilinmeli ki zor durumlara düşüldüğünde onu, bunu, şunu işaret göstererek mazeretler ardına sığınmak güçlü insanların tasvip edeceği yöntem değildir. Güçlü insanlar zorluklar karşısında çareler üretip, insanları birleştirici davranışları ile takdir toplarlar.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi