Eskişehir'de ev kiraları el yakıyor!

Eskişehir’de ev kiraları el yakıyor!

27 Kasım 2014 01:18
A
a
Allah bana yürü ya kulum dediği an itibarı ile dere tepe yürüyorum bilesiniz! Dünya malı ile asla ilgim olmadı. Polatlılı dostlar bilirler, gençlik yıllarımda hem öğretmenlik hem de müzisyenlik at başı giderdi hayatımda. Hani çok paralar kazandım bu müzikten dersem lütfen abarttığımı düşünmeyin. İnsanca oturacağımız bir ev, ayaklarımızı yerden kesecek bir de arabanın dışında birikim yapmayı hiç düşünmedim. O yıllarda kendi olanaklarımla üç kez yurt dışına çıktım bu sayede ama! Birçokları sermaye biriktirirken ben de gezip görüp yaşayarak bilgilendim. Kendime ait dikili ağacım yok derler ya aynen öyleyim. Çünkü Aziz Nesin gibi bir yurtseverin güzel bir yaşam biçimini kanıksadım yüreğimde. Bana kalsa hep kirada otururdum ama yârimin girişimi sonucu, banka kredisi ile de olsa 2+1 evimiz oldu. Dediğim gibi ev onun çabaları ve emeklerin sonucudur ve ona aittir. Ben de bu dünyadaki misafirliğim gibi onun başmisafiri olarak kabul etmekteyim kendimi. Onun yüreğinde ev sahibi olmamdır işin güzel yanı gerisini boş verin…
Demem şu, kiracıların halinden çok iyi anlarım bu anlattıklarım yüzünden. Daha düne kadar kiracı Şinasi olarak oğluma 1+1 ev bakıyoruz günlerdir. Bu konumda bir eve 500 TL kira ödüyorken, banka kredisi ile ev sahibi olsun istedik. Valla gözlerim fal taşı gibi açıldı dersem abartı olmadığına inanmanızı isterim. Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi çevrelerindeki ev fiyatları zaten uçmuş, el yakıyor! İster kira olarak düşünün, ister mülk edinme olarak düşünün aynı. Adeta Japon evlerini anımsatan 50 metrekarelik 1+1 evlerin fiyatlarını hiç soruşturdunuz mu bilmem. Ama bir gün lazım olursa bende duyup hazırlayın kendinizi ki psikolojiniz alt üst olmasın. İnanın 65 bin liradan başlayıp 85’e kadar müşteri bekliyorlar. Eskişehir’imizin bu iki güzide üniversitesinde okumaya gelen gençler resmen bir sektörün oluşmasını sağlamışlar. Şuna inandım ki, bu güzel gençlerimiz de yağlı birer müşteri olarak algılanıyorlar artık. Ülkem insanının büyük bir bölümünün 891 TL asgari ücretle çalıştırıldığını düşünürsek, çelişkiler ülkesi olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmış olmuyor mu ne dersiniz? Bir tarafta bin odalı AKSARAY, bir tarafta 70 bin liralık 1+1 evler. Bir tarafta 891 lira aylık alıp “Allah millete devlete zeval vermesin diye “istikrarın” bozulmasını istemeyenler, bir tarafta Umre ziyaretinde 40 bin dolarlık harcama yapan özel insanlar… Güzel ülkem benim…
Demem şu ki bu iki üniversite olmasaymış, yüz bin öğrenci gelmeseymiş Eskişehirli ne yapacakmış acaba?

Duyarlı Okurlarımıza Teşekkürler…
Köşe yazılarımız deyim yerinde ise, buza yazılan yazılar gibidir. Her gün yeni konular üretirsiniz, lakin bir o kadar da hızlı tüketilir. Gündemle ilgili oldukları için ve birkaç gün sonra da gündemden düşecekleri için ömürleri kısadır. Nedenin bilemiyorum ama her geçen gün yazılarımı takip eden saygın okurlarımızın sayısının arttığını gelen ileti ve telefonlardan anlıyorum. Şehrin içerisinde gezdiğim anlarda çok daha sıcak tepkiler alıyorum ama bu sadece Anadolu Gazetesindeki köşemde yazdıklarımın yüzü suyu hürmetine değil. ES TV’de her sabah sürdürmekte olduğum “Sabah Kahvesi” programımın etkisi oldukça fazla. Sonuçta yazılı ve görsel anlamda iki güç sayesinde çok daha hızlı oluyor geniş kitlelere seslenme olanağım…
Sevgili Ayşe Hanım zaman zaman arar telefonla, yüreklendirici sözler söyler. Ülkemle ilgili duyarlılığımdan ötürü “Allah sizi eksik etmesin, sizin gibilerin sayısını çoğaltsın” diye dileklerde bulundukça mutlanırım. İşte yine o Ayşe Hanım aradı dün telefonla. Cezaevindeki babanın oğluna yazmış olduğu mektupla ilgili yazım hakkında konuştu. Bu babanın ismi Ahmet Türk mü, yoksa Alican Türk mü diyerek sordu. Doğrusu Alican Türk idi ve benim hatamı kibar bir dille telafi etmem için uyardı. Kendisini çok iyi tanırım diye söze başladı hanımefendi. “Ablası yaşta sayılırım, gençlik yıllarında da yine böyle düzgün karakterli bir insandı. Hümanist kişiliği asla değişmedi, memlekete olan sevdası hiç değişmedi. Zaten duyarlı ve paylaşımcı insanların bedel ödemesine uzun yıllar öncesinden de tanıklık etmekteyiz. Bu kardeşimiz de son örnek olmaz kanısındayım” diye sözlerini bitirdi. Gerçekten de böylesi nitelikli okurlara sahip olmak, önemsenmek, takip edilmek sorumluluk duygumu bir kat daha artırıyor. Yanlış yapmamak sadece Allah’a mahsus olsa da bu yaşam şeklini kanıksamak zorunda olduğumun bilinci içerisinde davranmaktayım. Özel hayatımda, nefsimle ilgili bölümde artık hiçbir beklentimin kalmadığına inanır mısınız bilemem ama ekmek kadar temiz bir yaşamı yaratandan her daim dilemekteyim. Teşekkür ederim sizlere duyarlı okurlarımız, eksik olmayın hayatımdan dilerim ki…


OZANCA
BİR RÜYADAN UYANDIM

Bir rüyadan uyandım
Bir masal bitti bu gün
Bilmem nasıl dayandım
Sevgilim gitti bu gün

Yaşlar aktı yanaktan
Adı düştü dudaktan
El salladım uzaktan
Sevgilim gitti bu gün

Şimdi kimi sevecek
Kime bakıp gülecek
Bana çok zor gelecek
Sevgilim gitti bu gün.

Hayaller ve ümitler
Kayboldu birer birer
Kalbim hasretle inler
Sevgilim gitti bu gün

Musa Kalkınç
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi