CHP neden umut (ya da adam) olamaz!

Şinasi Kula yazdı

3 Aralık 2015 23:35
A
a
Şu Soner Yüksel alem biri. Hani şu ES TV’nin Genel Yayın Müdürü olan genç adam. Sabahları da 9.15 vapurunun kaptanlığını yapan, benim de kapı komşum. Komşum dediysem, evlerimiz yan yana ya da karşılıklı olduğu için komşum değil! Gazete sütunlarındaki (sayfalarındaki) köşe yazılarımızdan ötürü komşuyuz…

Hadi bakmayayım diyorum gözümü kaçırıyorum, okumayayım diyorum. Lakin olası değil ki göz bu kaçıveriyor yanlışlıkla yazı başlıkları tablo gibi gözlerimin önüne seriliveriyor…

Günlerdir taktı CHP’ye!

“Önüm, arkam, sağım, solum CHP”

“CHP neden üye yap(a)mıyor”

“2019'a bu CHP ile gidilmez”

“Yeni CHP, yeni söylem, eski isimler”

Sen CHP analizcisi misin kardeş? Ya da bir beklentin mi var da beklentin mi yerine getirilmiyor? İnan bak benden şüphelenecekler! Komşusunu koruyan adam ilan edecekler seni de, danışıklı dövüş bunlarınki diyecekler. Nasıl düşünmesinler kardeşim? Bak senin de bilmediğin bir ayrıntıyı açıklayayım da sen bile şaşır o halde…

Ülkemin makus talihinin değişmesi adına bir şeyler, hatta çok şeyler yapılması gereğine inananlardanım. Cumhuriyet değerlerinin tarumar edildiği günümüzde, safların artık böylesine bariz bir hal aldığı ülkemizde karanlığa seyirci kalmanın en büyük ihanet olduğuna inananlardanım. Bu yüzden bir şeyler yapmalıyım demeye başladım son yıllarda kendi kendime. Bir yerlere ait olmalıyım, örgütsüz insanların sürü olduğu gerçeğinden yola çıkarak demokratik kitle örgütü ya da parti çatısı altında mücadeleye katılmalıyım diye şartlandırmaya başladım kendimi. Ve genel seçimler sonrasında CHP iktidar olamazsa(her zamanki gibi), artık bu parti çatısı altında saf tutmalıyım diye karar kıldım. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve Cumhuriyetin ilk siyasi partisi unvanındaki bu parti her şeye rağmen hala bir kitle partisiydi. “Atatürk’ün partisiyiz” söylemleri ile daima bizlerden oy isteyen ama statükonun esareti altından bir türlü kurtulamayan bu partide Atatürklü günlere ivedilikle dönmenin zamanıydı ilk yapılması gerekenin. Yeni CE HA PE zırvalarının işe yaramadığını bir kez daha şamar gibi suratlara yapıştırmıştı hayat! Bu dersten pay almak için de kızarmayı bilen yüzler gerekliydi tabi ki…

Popülist yaklaşımlardan bir nane olmuyordu işte sonuçta. Halk dediğimiz katmanlar sizlerden çok uzaktı ve güvenmiyordu sonuç buydu işte. Din, alt kimlikler, popülizm paydalı yaklaşımlarınız daha da soğuttu insanları partinizden. İşte İhsan Özkes, işte Sezgin Tanrıkulu, işte Hüseyin Aygün, işte Şafak Pavey…  Bu saydıklarım en absürt olanları ve bu kadarla da sınırlı değil kitleleri CHP’den soğutanlar. Bir de MÖ çağlardan(ironi diyelim bu kelimemize)tanına gelen ve artık ikrah getirdiğimiz isimleri de ekleyin. Mesela Baykal ve bunun gibiler diyelim…

Bir de bunlara zerre kadar Cumhuriyet ideolojini bilmeyen ama sadece babadan oğula amigoluk yöntemiyle parti çatısı altında yer bulanları ekleyin. Demokrasinin D’sinin olmadığı delege oluşumunu ekleyin, parti yapılanmasını ekleyin…

İşte tüm bu çıkmazlar doğrultusunda Moğolların şarkısında olduğu gibi avazım çıktığınca bir şey yapmalı diye haykırmaktaydım yıllardır. Bu parti iktidara geldiğinde ertesi gün üye olmak için kapısına dikilmek elbette ki onursuzluk göstergesi olurdu. Yeni bir hüsran sonrası böyle bir teşebbüsün masumiyeti ortadaydı. Ben de böyle yaptım aynen. Yenilginin ertesi sabahı CHP Eskişehir İl Başkanı Sinan Özkar’ı telefonla aradım. Yazımda paylaştığım tüm realiteyi dillendirerek CHP çatısı altında Cumhuriyet değerlerimizin savunuculuğunu yapmak, Mustafa Kemal Atatürk’ün neferliğini sürdürmek istiyorum dedim. İnanılmaz mutlandı, şaşırdı. Hoş gelirsiniz, gurur duyarız dedi. Ve Soner kardeşim, 2 Kasımdan bu yana 32 gün geçti. Ben hala ellerimde çiçekler, saat kulesinin altında kırmızı gül yakamda, buluşmayı beklemekteyim. Anladım ki böyle bir sevgili yokmuş beklediğim. Ah benim iyimser yanım, ah benim aldanışlarım, ah benim şair telaşım nakaratlarını tutturdum kendi kendime gayrı. Anladım ki “Atatürk’ün Partisiyiz” telkinleri ile bizlerden oy isteyenler bizim sadece kendilerine koşulsuzca oy vermemizi istiyorlar. Ayna tutmamızı, statükoyu rencide edici sözlerimizi, yanlışlarını, ayıplarını söylememizi asla istemiyorlar. Mevcut yapılanma biçimini değiştirmek isteyenleri asla ve asla aralarında barındırmak istemiyorlar. Ve en talihsiz taraf da şu Soner Yüksel; çoğu partilerinde altı okun anlamından bile habersiz. Say desen daha ikide kalır cinsten! Cumhuriyet ideolojisinden, Atatürk devrimlerinden, cumhuriyet tarihinden haberleri bile yok yemin ederim. Benim gibileri isterler mi aralarına diye düşündüğümde zaten masumiyetim kendiliğinden ortaya çıkmıyor mu değerli kardeşim? Şu da bilinmeli ama! Sanatçı ya da aydın kimlikli insanlar burnundan kıl aldırmazlar. “Sanatçı partiler üstüdür” tabusu ile kendilerini ulaşılmaz gösterir birçoğu. Böylesi bir aidiyet duygusu ile cumhuriyet değerlerine hizmet ederken, iyi bir örnek teşkil etmek de isterdim hep. Yani insanların kibirden arınıp birleşmelerini, bir nehirden okyanuslara akmalarını isterdim. Gurur kibir ya da büyüklenme günü değil paydasında çoğalmayı isterdim. Bil ki bir yurttaşlık görevi idi benim bunu yapmam. Malum anlayış cumhuriyet değerleri ile donanımlı bir vatandaş-üye istemiyor kendisine. Sorgulamayı bilmeyen, koşulsuz biçimde statükoya itaat eden, cumhuriyet ideolojisinden bihaber nefer onların arzuladığı. Sağ tandansın artıklarından medet umar hale gelmiş nice zavallılar incelediğinde görürsün sosyal demokrat mekanizmayı…

Demem şudur Soner kardeş!

Ben bu kentte; hiçbir olumsuz konuda adı geçmeyen, ideolojik bağlamda köşeleri sivri bir Cumhuriyet sevdalısı ve Atatürk neferiyim. Sokaklarda başı dik gezerken yüzüme veya ardımdan olumsuz tek kelam edilmeyen ve hani yılışmak gibi olmasın on binlerce insanın yakından tanıdığı bir isimim. Ve adam gibi açıkladığım gerekçeler doğrultusunda ben istemişim o partiye üye olmayı. Ve üye olmamda mahsur görenler de onlar! Ve bu gerçeği masumca korkmadan yazan da, yüz binlerce Eskişehirli ile paylaşan da benim!

Ne olur artık şu saatten sonra bu doğrultuda yazılara gerek duyma. Bir tek örnek yetmez mi senin NEDEN sorgulamalı yazılarına yanıt olarak?

Ha beni mi soruyorsun şimdi de? “O şimdi asker” diyor ya şarkıda! O şimdi şuna inanıyor; halk nasıl 92 yıl önce partisini yarattıysa, tarih tekerrürden ibarettir…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi