Tüm içtenliğimle ve inancımla söylüyorum ki, güzel ülkem 91 yıllık Cumhuriyet tarihinin en karamsar dönemini yaşamaktadır. Bağımsızlık savaşı öncesi, Anadolu coğrafyasındaki insanları kendi kaderleriyle baş başa bırakan yönetimi anımsayın. Bireysel çıkarları uğruna, basiretsizliklerinin gereğini yapan Osmanlı yönetimini anımsayın. Emperyalist güce sığınarak koltuğu uğruna halkına yabancılaşan zihniyeti anımsayın. Ve bu topraklarda tutunacak dal bulamayan mazlum halkın kaderiyle baş başa kalışını anımsayın. İşte o günlerden bu güne dek hiç böylesine karamsar bir tablo görülmedi. Bu sadece benim değil, aklı başında ve vicdan sahibi milyonlarca insanın ortak görüşüdür. Çıkın sokağa, rastgele sorun yurdum insanına “manzarayı nasıl görüyorsunuz” diyerek. Aldığınız yanıt zaten benim anlatacaklarımın özetidir…
Aklın, yüreğin şu günlerde ortak bir beklentisi vardır. O da birleşmek üzerinedir, yeşertilmesi gereken umutlar üzerinedir. Cumhuriyet değerlerinin yeniden hayata geçirilmesi adına bireysel beklentilerden arınmak ve projeler üretmek üzerinedir. Sıkça eleştirdiğim CHP hiç değilse bugünlerde böylesine bir hamle yaparak, söylemden çok eylemin işe yarayacağının farkına vardı. Çünkü bu halk gerçekten laf ebelerinden sıkıldı, ikrah getirdi. Laf ebelerinin belirledikleri gündemin peşine takılarak, ucuz söylemlerden başka bir şey üretemeyenlerden de sıkıldı. Söylemle eylemin denk düşmesini istiyor bu halk artık! Proje istiyor bu halk, cesur ve Cumhuriyet sevdalısı liderler istiyor artık! Bu bağlamda “Atatürk’ün Partisiyiz” diyenler hiç değilse son yıllarda önemli bir buluşmaya imza atarak, içimizdeki umut kırıntılarının yeşermesini sağladılar. Hiç değilse çözümler üretmek adına samimi bir ilkti bu. Yerel yönetimlerin halkla buluşmasındaki önemi vurgulandı. “Belediye başkanları bir kenti avucunun içine almalıdır” gerçeği vurgulandı. Bunun yegâne yolunun da öncelikle iletişim olduğu, bilişim sistemi olduğunun altı çizildi. Muhtarlarla bire bir ve anında haberleşmesine vurgu yapıldı. Yerel yönetimlerin, bölgesindeki insanların doğum günü, askerlikleri, ölümleri, üniversitede okuyan çocukları gibi birçok konuları ile ilgili olmaları gereği anlatıldı. Okullarla, okul aile birlikleri ile işbirliğinden söz edildi. 4440CHP dâhil iletişimin birçok nimetinden yararlanılması gereğine dikkat çekildi. Samimi anlamda amatör sporlara el verilmesi kadınlar ve geçlerin bu sporlara dâhil edilmesi istendi. Katılımcılık sağlanarak halkın her konuda(örneğin parka isim konması, tramvayın rengi, kültür merkezinin ismi vs)yönetime müdahil olması öğretilmeli dendi. Sunum yapanın şu sözü çok hoşuma gitti; “bütçeler, öncelikler arasında bir öncekinin belirlenmesi tercihidir…”
Sosyal paylaşım siteleri dâhil, teknoloji ile hiçbir bağı olmayan CHP’liler eminim ki iyi dersler almışlardır bu olumlu toplantıdan…
DIŞARDAN GAZEL
İnşallah’la olmuyor Ruhsar Hanım!
Pazar günü 28. Gelenksel Tepreş Şenliklerinde Şehir Derya parkında gerçekleşti. Ruhsar Demirel’de bu etkinlikte kısa da olsa konuşma yaptı. Anadolu topraklarında yaşayan bilgelerimizin önemli sözlerini, herkes işine geldiği biçimde yorumlayarak yaftaladığını belirtti. Bunda kesinlikle haklıdır Sarın Demirel. Koca Yunus’umuzun sadece dinsel temalarda işlenmesi, konu edilmesi ve felsefesinin göz ardı edilmesi gerçeği gibi! Lakin konuşmasının bir bölümünde de çıkarları uğruna Uygur Türklerine zulmeden Çin’e, Kırım’ı görmezden gelen Ukrayna’ya, Musul’daki Türk büyük elçiliğine saldırıyı dile getirdi. Getirdi getirmesine de çözüm olarak da “inşallah düzelecek bir gün” dedi. Epeyce yazı yazdım muhalefet olmanın gereği nedir ile ilgili. Bir kez daha açıklamak zorundayım ki inşallah ile olmuyor, inşallah ile çözüm bulmuyor sorun yumakları ne yazık ki!