Maalesef hükümetimiz asgari ücretin 28 bin 75 lira olarak açıkladı. Bu parayla ev geçindirebileceğini iddia eden varsa; buyursun ev geçindirsin de görelim. Hodri meydan!..
Maalesef hükümetimiz asgari ücretin 28 bin 75 lira olarak açıkladı. Bu parayla ev geçindirebileceğini iddia eden varsa; buyursun ev geçindirsin de görelim. Hodri meydan!..
Öte yandan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi asgari ücreti kendisine göre belirledi ve insaflı bir rakam ortaya koydu. 2025 yılında Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan ve en düşük maaşı alan işçi kardeşlerimiz, 42 bin lira ücret alıyorlardı. Yani asgari ücretim yaklaşık iki katı.
2026 yılında ise Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan en düşük ücretli işçi 52 bin lira civarında ücret alacak.
Alın teriyle çalışan ve evine ekmek götüren bütün işçi kardeşlerimize hayırlı olsun. CHP’li Büyükşehir Belediyesi, insan onuruna yakışan bir asgari ücret belirlemiş. Kendilerine işçi kardeşlerimiz adına teşekkür ederiz.
Durur’un acı günü
Odunpazarı Belediyesi’nde uzun yıllar özel kalem müdürlüğü yapan ve ardından Belediye Başkan Yardımcısı olan Şenol Durur’un babası İsmail Durur vefat etti. Şu anda İstikbal Gazetesi’nin de imtiyaz sahibi olan Şenol Durur ve ailesine baş sağlığı dileriz. Ben rahmetli İsmail Durur’u tanımazdım ancak, ardından herkesin iyi konuştuğunu da gözlemledim. Bu dünyadan alacağımız tek şey, ardımızdan okunan hayır dualardır. İsmail Durur’a Allah’tan rahmet dileriz.
Barış Günaydın hukuk dersi verdi
Eskişehir Barosu Başkanı Barış Günaydın, 25 Aralık Perşembe günü yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programının konuğu oldu. 11’inci yargı paketini değerlendiren Günaydın, kelimenin tam anlamıyla hukuk dersi verdi. “2025 yılı Türkiye’de hukukun çok konuşulduğu ama bir o kadar da hukuki güvenliği maalesef hissedemediğimiz bir yıl oldu” açıklamalarında bulunan Günaydın’a sonuna kadar katılıyoruz.
Ülkemiz her geçen gün hukuk devleti olmaktan uzaklaşıyor ve Saray devletine doğru evriliyor. Bunun neticesinde ekonominin de her geçen gün daha kötüye gittiğini görüyoruz. Büyük ve namusuyla çalışan işadamlarının mallarına mafya usulleriyle çöküldüğü bir ülkede ekonomi de kötüye gider. Maalesef ülkemizde tam olarak bu durum yaşanıyor.
Üstüne üstlük Türkiye’de hukuk, Saray’ın rakibi olan politikacıları da hapse atmaktan geri durmuyor. Cumhurbaşkanı adaylarının hapse atıldığı ülkelere baktığımız zaman, Mafya devleti olan Rusya ve Venezuela gibi ülkelerle karşılaşıyoruz. Türkiye’nin bu ülkeler arasında adının geçiyor olması, çok utandırıcı bir şey.
Umarız 2026 yılı hukukun üstün olduğu ve iktidar baskısının yaşanmadığı bir yıl olur.
Bu yıl noel baba dövmedik
“Müslüman Noel Kutlamaz” mevsimine girdik. Her yeni yıl öncesinde bir takım tarikat mensupları “Müslüman Noel Kutlamaz” diyerek, ortalığı ayağa kaldırmaya çalışırlar. Genel olarak da alkol ve kumar sorunu olan bir şairlerinin “7 Hristiyan bir danaya ortak olmadıkça, çam ağacı süslemem” sözlerini tekrar ederler.
Tabii Noel ve yılbaşının ayrı günler olduğu gerçeği bu arkadaşları alakadar etmez. Onlar insanların yılbaşı gecesi içki içmesinden rahatsız olurlar. Hatta insanların bir şeyleri kutlaması ve mutlu olması bu arkadaşları rahatsız eder. Kurmak istedikleri şeytani düzen, insanların mutsuz olduğu ve mutluluğun günah kabul edildiği bir düzendir.
Ben yeni yılı kutluyorum. 2026 yılının tüzel kişiliği olduğuna inandığımdan ve yeni yılın bütün kötülükleri silme kudreti olduğunu düşündüğümden değil. Sırf bir şeyleri kutlama imkânım olduğu için kutlarım. Çünkü bu kısa ömürde, bir şeyleri kutlamanın ve mutlu olmayı başarmanın gerekli olduğuna inanıyorum. Açıkçası yeni yıl kutlamaları, bir şeyleri kutlamak için bir bahane oluyor bana.
Bu arada içki de kullanıyorum. Bu da kimseyi alakadar etmez…
Öte yandan emperyalist kültürün etkisiyle bir Hristiyan bayramı olan Noelle yılbaşı kutlamalarının iç içe geçmesi de beni rahatsız ediyor. Hamamyolu’nda eline çıngırak almış bir Noel Babanın “Ho, ho, ho, ho!..” diye bağırması beni rahatsız ediyor. Bunu bir özenti olarak görüyorum.
Tüm bunlara karşın noel baba döven güruha da karşıyım. Çünkü onların asıl niyeti kültürümüzü korumak değil. Onların asıl niyeti milletin mutluluğunu çalmak. Çünkü kafalarındaki hastalıklı düzen, mutsuzluk üzerine kurulu…
Ne güzel bir aile yılı oldu
Sevgili hükümetimiz 2024 yılını “Emekli Yılı” ilan etmişti. Aynı yıl emeklilerimizin sürüm sürüm süründüklerini gördük. Bu durum günümüzde de değişmedi. Şu anda en düşük emekli maaşı 16 bin lira ki, bu ücretle değil bir ay, bir hafta bile geçinmek imkansız.
2025 yılı ise “Aile yılı” olarak ilan edilmişti. Siz 2025’te ailelerimizin ekonomik şartlarının düzeldiğini gördünüz mü?
Sevgili hükümetimizden rica ediyoruz. Lütfen 2026’yı bir şey yılı olarak ilan etmesinler . Çünkü ne yılı ilan etseler, o işin bereketini kaçırıyorlar.
Entok fedakarlık etti
Aynı zamanda kısa adı ESGİAD olan Eskişehir Genç İşinsanları Derneği Başkanı olan Ulaş Entok, seçimlere girmedi ve ESGİAD’daki görevini bitirdi. Eskişehirspor Başkanı olan Ulaş Entok’un bu kararının, Eskişehirspor’a ağırlık vermek maksadıyla alındığını tahmin ediyoruz.
Bizim ülkemizde makam ve mevki çok önemseniyor. Mesela rahmetli anneannem bana, “Bir baş ol da gerekirse soğan başı ol” derdi.
Anneannemin bu nasihatini tutmuyorum. Bir şeylerin başı olmak, bir partide başkan yardımcısı olmak veya bir kurumun başında olmak benim için önemli değil. Önemli olan hayırlı ameller işlemek.
Kendi isteğiyle bir koltuğu elinin tersiyle iten Ulaş Entok’u tebrik ederim. Umarım Eskişehirspor Başkanı olarak güzel işler yapmaya devam eder.
Tarihte Bu Hafta
Diktatörlerin sonu böyle olur
Bundan tam 36 yıl önce, 22 Aralık 1989 tarihinde Romanya Devlet Başkanı Nikolay Çavuşesku, halk ayaklanması sonucu yönetimden alındı.
1965 yılında Romanya Komünist Partisi Genel Sekreteri olan Çavuşesku, daha sonra ülkesinin lideri oldu. Tabii “Lider” derken kast ettiğimiz, halkın iradesiyle seçilen meşru bir lider olduğu değil, bilakis sert bir diktatör olduğudur.
Nikolay Çavuşesku ülkesini kelimenin tam anlamıyla demirden bir yumrukla yönetti. Onun zamanında Rumenler fakirlikten kırılıyor, ama Çavuşesku başta olmak üzere ülkeli yöneten mutlu bir azınlık sefahat içinde yaşıyordu.
Çavuşesku kendi milleti geçim sıkıntısı yaşarken, kendisine saraylar yaptırmakla ünlü bir diktatördü.
Çavuşesku’dan herkes çok korkardı. Onu seviyormuş gibi yaparlar ama aslında nefret ederlerdi. Nihayetinde Nikolay Çavuşesku 1989 yılında büyük bir miting düzenledi. Amacı gücünü dünyaya göstermekti.
Mitinge Romanya’nın dört bir yanından yüz binlerce kişi “taşınmış kıtalar” olarak getirildi. Başkent Bükreş’te toplanan kalabalık, diktatör Çavuşeksu’yu alkışlamak için hazır bekliyordu.
Fakat mitingde küçük bir aksilik oldu. Çavuşesku’nun mikrofonu bir ara kapandı. Her mitingde olabilecek bir aksilik.
İşte tam o esnada kalabalık içinden bir Rumen vatandaşının zayıf bir “Yuh” sesi duyuldu. O ses bir anda bütün miting meydanına yayıldı ve Çavuşesku’dan korkan yüzbinler, artık korkmaktan bıkıp, diktatörlerini yuhalamaya başladılar. Bu olay 24 saat içinde bütün Romanya’ya yayıldı ve diktatör Çavuşesku, yurt dışına kaçamadan tutuklandı. Daha sonra ise infaz edildi.
Bu olay, iktidarını korkuyla ayakta tutmaya çalışanlara örnek olsun. Bugünün modern liderleri – tıpkı Çavuşesku gibi – iktidarlarını korumak için kendi halklarına baskı yapabilirler. Yaptıkları baskı kısa bir süre için işe de yarayabilir.
Fakat daha sonra sıradan bir insan çıkıp “Yuh” der ve bütün bir düzen kısa süre içinde yıkılır.
Diktatörlere ve diktatör özentilerine örnek olsun…
Günün Sözü
Para ile satın alınan sadakat, daha fazla para ile de satılır.
— Seneca