Yokluktan ya da olanaksızlıktan olsa gerek, doğumumdan aylar sonrası çıkarabilmiş nüfus kâğıdımı babam. Hani hep sanırız ki sadece güneydoğudaki bebeklerin kaderidir, hep doğunun çocukları geç kaydedilir nüfusa! Oysa onlarla aynı kaderi paylaşan ben, bu kentin başkentine 250 km. uzaklıkta bir köyde doğmuşum. Eskişehir’in Uyuz Hamamı Köyünde, Tombak Ninenin ellerine doğmuşum. Doktorun, hemşirenin isimlerinin telaffuz bile edilmediği bu mazlum coğrafyada niceleri gibi çıkıp gelmişim dünyaya işte! Havaleler geçirirmişim nedeni bilinmez! Kocakarı ilaçları, minicik bedenimde açılan jilet izleri iflah etmemiş uzunca süre. Kocaman bir kafanın altına monte edilmiş sıska bacaklar, şişkin bir göbekle Afrikalı çocukları aratmayan fiziğimle tanınmışım ilkokul yıllarına dek.
Sadece Ümit Yaşar Oğuzcan’ın yüreğinde midir gurbet dedikleri uzaklar! Benim de her daim içimdeydi gurbet. Çünkü ilkokula başlayacağım günde dek anneme babama hep özlem duydu minicik yüreğim. Köy yerinde yaşayan nineciğime yarenlik edeyim diye yanına bırakılmış, sonra da unutulmuşum sanki! Köy ve ninem(bir de üveyliği asla hissettirmeyen rahmetlik Ali dedem)yaşam biçimim olmuş yedi yaşıma dek. Bu yaşa kadar her yaz annem-babam ve kardeşlerimin yolunu gözlemişim kavuşmak adına. İlkokula başladıktan sonra da ninemin ve dedemin yolunu gözlemekle büyütmüşüm içimdeki gurbeti. Velhasıl minik yüreğe hasretlik girmeye görsün, özlemi özlemek yaşam biçiminiz oluyor zamanla ve siz bunun farkına varamıyorsunuz…
Hep özlemi özledim bundan sonra, adını koyamadığım hasretliklerin kanattığı yüreği sarmalamakla geçti hayatım. Ve şimdiki özlemim iflah olmaz boyutta artık. Kavuşulması olanaksız sevgili misali, gerçekleşmesi mümkün olmayan hayal gibi kasıp kavuran biçimde bu özlem! Bu özlem ki 92 yıl önce Kurtuluş Savaşı Destanı yazan bu milletin inanılmaz değişimi ile ilgilidir. Değişmek de denemez buna, başkalaşması ile ilgilidir. Bağımsızlık uğruna, özgür bir vatan uğruna canını zerre kadar çekinmeksizin ortaya koyan asil bir cettin, “ben çorbama bakarım abi” kolaycılığını yaşam biçimi olarak kanıksamış versiyonları ile ilgilidir. O cet ki, bağımsızlık uğruna “ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” diyen büyük öndere koşulsuz inanmış. Şimdiki versiyon ise bireysel çıkarlarını “istikrar” teranesi ile süsleyenlere! O cet ki yârinin yanağından gayrı her şeyini paylaşmayı insanlık erdemi olarak algılamış, versiyonlar ise yeşil kâğıtlar uğruna yârini bile satmayı göze almış! Komşusu aç iken yatan bizden değildir demiş o onurlu cet. Versiyonları da “bize biat etmeyen bizden değildir” diye noktayı koymuş.
Bugün benim doğum günüm. Hasretlerin en yoğunu, en yorgununa sarmalanmış bedenim. O hasret ki, “bağımsızlık benim karakterimdir” diyerek manda ve himayeyi asla kabul etmeyen ulu bir öndere duyduğum tarifsiz bir hasrettir. O hasret dünya malını elinin tersi ile iterek manevi değerleri baş tacı etmiş bir Kemal’e duyulan hasrettir.
Bugün benim doğum günüm, doğduğum gün gibi yalınım. Ürperti kaplamış bedenimin tüm hücrelerini. Beni kendi ülkemde “göçmen” konumuna düşürmek isteyen güruhun uluması ürpertiyor içimi…
Şehir Tiyatroları “Lüküs Hayat Müzikali” ile Perdelerini Açtı
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrasının İlk ortak projesi olan “Lüküs Hayat” Müzikali, dün gerçekleştirilen gala ile Eskişehir’e merhaba dedi. Müzikalin yönetmenliğini usta isim Haldun Dormen yaptı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrasının işbirliği ile sahnelenen müzikali Ekrem Reşit Rey kaleme aldı. Müzikleri Cemal Reşit Rey’e ait olan eserin şarkı sözleri Nazım Hikmet Ran ve Ekrem Reşit Rey tarafından yazıldı. Basın toplantısında konuşma yapan yönetmen Haldun Dormen, “Eskişehir’e aşığım, Eskişehir’in her geçen gün büyüyerek mucizevî bir şekilde değiştiğine, bir kültür sanat başkentine dönüştüğüne şahit olmak mutluluk verici. “ Lüküs Hayat” Müzikali’ni Eskişehir’de sahnelediğim için ayrıca memnuniyet duyuyorum. Bu şehrin seyircisine yakışan bir oyun oldu. Tüm Eskişehirlilere şimdiden keyifli seyirler diliyorum” açıklamasında bulundu. Sanat adına emek veren, Eskişehir’e bu güzellikleri yaşatan herkese teşekkürler…
OZANCA
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun
Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun
Memleket isterim
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun
Olursa bir şikâyet ölümden olsun…
C. Sıtkı Tarancı