Çünkü dört gözle beklediğimiz bu günün bizlere ait bir bayram olduğunu vurgulardı büyüklerimiz. 23 Nisan 1920 gününde TBMM’nin kurulması ile başlayan süreç sonrası, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kanıksanmış bir bayramdı. Mustafa Kemal Atatürk’ün hediyesidir bu siz çocuklara derdi Nevin Öğretmenimiz. O güne bir hafta kala minicik yüreklerimizi bir heyecan basardı. Çünkü öğrendiğimiz şiirleri, şarkıları, oyunları sunacağımız özel bir gündü o bizler için. Kimimiz izci, kimimiz yavrukurt kıyafetlerimizi alırdık günler öncesinden. Bando kıyafetlerimizi gözden geçirirdi annelerimiz yırtık sökük olmasın diye. Bizler tertemiz giyelim 23Nisan sabahı diye günler öncesinden bir hazırlık telaşı başlardı…
Eskiden neşe dolardık bu günde!
Gündüz törenlerinin bitimi ile akşamın olmasını iple çekerdik bu kez. Çünkü akşam için de haftalar öncesinden hazırlanmış etkinliğe katılmayı beklerdik sabırsızlıkla. Yaşlısı genci özel ve tertemiz kıyafetlerini giyerek, balo diye tanımlanan o özel geceye hazırlanırdık. Valsler, tangolar, rontlar, minik piyesler sergilenirdi o özel gecede. Emeklerini başarı ile sergileyenler de hak ettikleri alkışı alıp gecenin gururunu yaşarlardı uzunca bir süre…
Eskiden neşe dolardık bu günde!
Bayramlar, bayram tadında idi. Bayramlar içtendi, samimiydi. Bayramlar yürekliydi yürek verirdi, Cumhuriyet değerlerini sindirirdik içimize. Bir biçimde yaşama sevinci ile özdeşti yüklenen duygular. Yarınlara hazırlıktı, günü geldiğinde yarınların bize teslim edilmesiydi bunun anlamı. Toprağın bahar, baharın toprak koktuğu bu günlerde “yaşama sevincimize” katkıydı tüm bu çabalar…
Eskiden neşe dolardık bu günde!
Yeniden neşe dolmak için, eskiden yaşatılan tüm güzellikleri unutturmak üzere programlanmış tüm haşerelerden kurtulmanın zamanıdır artık! 7 Haziran akşamı ile anlamlı bayramlara kavuşmak dileğimdir…
OEDAŞ NEYE DENİR?
Esen Özay Anadolu Üniversitesinde okuyan idealist bir kızımız. Kendisini İzmir’den minicik yaşlarından itibaren tanıdığım bir aile dostunun kızı. Çevresine duyarlı, daha doğrusu tam bir çevreci genç kız. Gelecekte iyi bir gazeteci olacağına inandığın bu güzel kızım OEDAŞ neye denir diye soru sormuş sosyal paylaşım sitesinden. Yanıtı kimselere bırakmadan da, kendisi yapıştırmış. Bakın aynen şu yanıtı; “Sorduğunuzda borcunuz yoktur diye içinize su serpen, ama on gün sonra elektriğinizi kesen, ödedikten iki gün sonra arayıp acil deseniz bile gelip elektriğinizi açmayan ve buzdolabınızın başının sağ olmasına neden olan elektrik idaresine OEDAŞ denir. Sorarlarsa bilmiyorum demeyin diye söylüyorum. Buzdolabımın helvasını elektrikler gelince yiyeceğiz, buyurun gelin…”
Ben de Muttalip bölgesinde oturuyorum. Hani şu bir tek gazete bayii bile olmayan, olması için de tek bir çaba sarf edilmeyen bölgedeyim. Geçtiğimiz aylarda bunu dile getirdiğim için sitem eden birkaç arkadaşımız oldu ama beni bilen bilir. Doğru olanı yazıp söylemekten zerre çekinmem! Ne yazık ki binlerce nüfusu barındıran bu şirin mahallede(eski adı ile köy)dile getirmek istediğim bir konu daha olacak bu yazımda. Duyarlı kızımızın tepkisel açıklamasından yola çıkarak bu yazıyı yazmamın da farz olduğu kanısındayım. Muttalip bölgesinde belki de Eskişehir’de yaşanan elektrik kesintilerinin en yoğunu yaşanmaktadır. En ufak bir yağmurda, karda, çamurda ve hatta sivrisinek yellenmesinde dahi ne hikmetse bir anda kesiliverir elektrikleriniz. Cumartesi demez, Pazar demez(ki çalışan hanımlar için en önemli günlerdir bu günler) yine de kesilir. En ufak bir açıklama olmaksızın, en ufak bir özür belirtilmeksizin hem de! İnsanlara mecbursunuz, “apursanız da köpürseniz de bu cefaya katlanacaksınız” dercesine! Ya da insanları böcek yerine dahi koymayacak biçimde hiçbir açıklamaya gerek duymaksızın bu iş sürüp gitmektedir ne yazık ki…
Binlerce insanın olduğu Muttalip’te hak aramak bir avuç duyarlı insana düşüyor elbet. Zart zurt kesilen elektriklerin verdiği tahribat malum! Üniversiteli kızımızın da belirttiği üzere birçok elektrikli eşyanın helvasını yiyeceğiz yakında artık. Evet; başkalarının suskunluğu, kaderlerine razı olmaları, bana dokunmayan yılan bin yaşasın demeleri hiç mi hiç umurumda değil. Şimdi OEDAŞ’ın tepesindeki en yüksek makamındaki muhterem yöneticiye soruyorum; “Ne zaman sona erdireceksiniz bu çileyi kardeşim Yeter ya!”
Not: Telefon kayıtlarınızda benim ve benim gibi duyarlı bir avuç insanın kayıtları duruyordur eminim ki!
OZANCA
Sanki her tarafta var bir düğün
Çünkü en şerefli en mutlu gün
Bugün yirmi üç nisan
Hep neşeyle doluyor insan.
İşte, bugün bir meclis kuruldu
Sonra hemen padişah kovuldu
Bugün yirmi üç nisan
Hep neşeyle doluyor insan
Bugün, Atatürk’ten bir armağan
Yoksa tutsak olurduk sen inan
Bugün yirmi üç nisan
Hep neşeyle doluyor insan…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
