Bir yâri olmalı insanın…

Şinasi Kula yazdı

2 Kasım 2015 21:39
A
a
İnsanın diğer yarısıdır yâri.

Bir başına yaşamın yarım yamalak bir tercih biçimini de seçebilirsiniz kendinize. Sorumluluklardan uzak, çocuktan uzak, törpülenmekten uzak olan biçimini yaşayabilirsiniz. Nefsinizin dışında kimseleri dâhil etmezsiniz beklentilerinize. Gençliğin verdiği güç ve vurdumduymazlık ile dünyaya tek başınıza hükmedeceğinizi düşünebilirsiniz. Tavşanlar gibi çiftleşebilirsiniz ihtiyaç hissettiğiniz her an ve her önünüze gelenle. “Hayat dediğin ne ki zaten” kandırmacası ile felsefeler üretip, dünya pipinin üzerinde dönüyor zaten diye işin duygu ve ruh halini görmezden gelebilirsiniz. Bu olası elbette ama nereye kadar? Yerçekimine dayanamayan vücudunuz patlıcan misali çürümeye başladığında, organlarınız yere doğru seyir alırken nefesinizi başka bir yerden almaya başladığınızda bu savunduklarınızın sadece kendinizi kandırmak olduğunu anlarsınız. Hayat dediğiniz tiyatro tek kişilik bir oyun değildir bilesiniz ki. İki kişinin birlikteliği üzerine yazılmıştır asıl senaryo…

İşte bu yüzdendir ki bir yârin olmalı hayat denen serüven içerisinde. Bir yar seçmelisin uzun vadeli düşünerek. Uzun vadeli düşünüldüğü zaman elbette zahmetli olur bu çok doğal. Çünkü bazıları her ne kadar sadece bu işin sonunda yemek istese de, meselenin özü emektir! Emeksiz sevgi söz konusu değildir. Emek kısmı bazılarının bencil karakterine çok uzak olsa da bu gerçek değişmez…

Saçlara kar yağmaya başladı bir mevsimde önemi anlaşılır yârin. Yalnızlık insana göre değil diye düşünmeye başlarsın her an artık.

Bir yârim olmalıydı diye iç sesinle didişmeye başlarsın farkında olmadan…

Evet, bir yârin olmalı bu hayatta!

Uzun yıllar tanıklık ettiğin ya da sana uzun yıllar tanıklık eden bir yârin olmalı. Kimi zaman hazla, bazen niyazla geçen birlikteliğin süresince iki iken bir olduğunuz biri gerekli. İşte o birinin genel adına “yar” denir bilesin. Mahrem yerindeki sivilceyi göstermekten çekinmediğin ama onu kaybetmekten ödünün patlayacağı bir yar! Kaybetme korkusu yaşarken panikatak nöbetleri geçirdiğin o kişi senin öbür yarındır işte. İster öbür yarım de, ister yârim de fark etmez. İşte kavga ettikten on dakika sonra gönlünü almak adına şirinlikler edeceğin, hatta biraz yavşayacağın, “iyi de ama sen de şu konuda yanlışsın” diye söz başlayıp barışmak için an kollayacağın en yakın dostundur o…Yüz binlerce insanın yaşadığı bir kentte arkanızı dönebileceğiniz, varlığından rahatsızlık duymayacağınız istisna. Yüz binlerce kişi arasında yalnızlığınızı yüzünüze vurmayan yegâne yürek. Bazen gevezeliğini dahi özleyebildiğiniz; bazen çok iyi tanıdığınızı sanıp gizemini çözemediğiniz bir bulmaca…

Benim böylesi bir yârim var.

On sekiz yıldır hayatın her zerresini paylaştığım, tercihimden ötürü her türlü bedeli ödediğim ve ödemekten pişman olmadığım birisi var. Ve dün doğum günüydü o kızın.

İzmirli o, “İzmir’i özledim” zırıltısını sıkça dinlemek zorunda kaldığım o kızla İzmir’de yıllar önce doğum gününde tanışmıştık.

Bir yâri olmalı insanın gerçekten de!

Yuvasını süsleyecek bir yâri olmalı…

 

OZANCA

 

Karanfil Kokan Yârim…

Gözlerinin karası kalbimden vurur

Ayrılığın acısı yakar kavurur

Dört duvar içindeyim, karşımda sensin

Karanlıkta aydınlığı düşündürensin

Karanfil kokan yârim,

Hüzünlü bakan yârim

Sensiz geçmiyor yaşam

Yollarını beklerim… Şinasi KULA

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi