Adam- Evet, eşim
Doktor- Ama bayan 25 yaşlarında...
Adam- Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?
Doktor- Yo, aklıma benim dedem geldi de
Adam- Nesi varmış dedenizin?
Doktor- Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. Kendisi ısrar etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü...
Adam- Olur mu, başkası vurmuştur onu!
Doktor- E, ben de onu demeye çalışıyorum işte…
Bazen her şeyin doğrusunu bildiğimizi sanırız. Sanmakla kalmayıp, gözümüzü karartarak ölümüne doğruluğunu iddia ederiz. Yanılma payı bırakmaksızın, komik durumlara düşme olasılığını tamamen göz ardı ederek zor durumlara sokarız kendimizi. Her şeyin en iyisini ben bilirim demek zaten başlı başına ruhsal bir travmadır. Yeryüzünde gelmiş geçmiş hiçbir insan örneği yoktur bu tanımlamaya yakışan. Hepimiz yanlışları ve eksikleri ile insanız zaten! Öbür türlüsü asla olası değil… Bu gerçekler ışığında siyaset arenası başta olmak üzere, oradan en çok beslenen meslek gurubu olan medya dünyasında “bi tek ben bilirim” kibrine kapılmış nice isim bildiğini okumaya devam ediyor garip ülkemde. Geçmişteki hatalarından, ayıplarından, tükürdüğünü yalamalarından zerre kadar rahatsızlık duymaksızın hem de! Kendim için konunun özetini yapacak olursam; “bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir”…
Not: Sokrates…
Eskişehir’deki Bu Karanlık Yüzler Kim?
İki gün içerisinde birbirine benzer iki olayı duyunca ister istemez köşemde paylaşmak gereğini duydum. Eskişehir Emniyet Müdürü Mustafa Şahin’in kentimize olumlu katkılarını vurgularım kimi zaman. Özellikle KOM’un çalışmalarını yakından takip eden biri olarak buradaki kardeşlerimin çalışmalarından övgü ile söz ederim. Son zamanlarda bu güzel kentimize hiç ama hiç yakışmayan karanlık yüzlerin türemeye başladığı izlenimimi hemen paylaşmak istedim. İstedim ki bu muamma mafya bozuntuları nereden geldilerse, cehennemin dibine kadar geri gönderilsinler. İnsanları ailesinin yanında taciz edip arabaları ile takip eden, korku salarak kendilerine zemin aramayan çabalayan bu çakma mafya adayları kimlerdir? Bilsinler ki Eskişehirli yemez bu düztabanların ucuz numaralarını…
Güzel Adam Mehmet Arı…
Eskişehirspor kulübünün en sevilen yöneticisi desem abartmış olmam kanısındayım. “Önce Güven” parolası ile Mesut Hoşcan yönetiminde işin başından bu yana yılmadan görevini sürdüren bir kardeşim. Naif ve hümanist kişiliği, beyefendi kimliği ile yediden yetmiş yediye büyük bir kesimin sevdiği isim. Geçtiğimiz günlerde minik bir rahatsızlık(anjiyo) atlatmış. Atlatmış diyorum maşallah şu an turp gibi olduğunu öğrendik spor servisindeki arkadaşlarımızdan. Gelmiş geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum bu güzel kardeşime…
OZANCA
Dolar şahlandı üç bine koşuyor
Patates de günden güne coşuyor
Yoksulluk fakirlik boydan aşıyor
Duble yola ekmeğini ban dostum… Fikret DİKMEN
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
