Ben böyle imama...

Şinasi Kula yazdı

11 Aralık 2015 00:00
A
a
Hüseyin Bey, Eskişehir Beylikova'da bir camide imam…

Kendi imkanlarıyla sokak hayvanlarını doyurmaya çalışan birisi...
Vaazlarında, hayvanlara merhameti sürekli vurguluyor...
Bugün vurulan ve felç kalan engelli bir köpeği sahiplendi Hüseyin Bey...
Ve ŞANSLI artık yeni yuvasında...

                             ***

Bu iletiyi yollamışlar duyarlı arkadaşlarım Ayten Tutkun kardeşime.

HAYTAP Eskişehir Temsilcisi Ayten Tutkun da bana yolladı.

Fotoğrafları görünce hemen tanıdım ŞANSLI'yı tabii.

19 Kasım 2015 Perşembe günü "biz bu muyuz" başlıklı köşe yazımda 

dile getirdiğim bir konuyu hemen anımsatayım değerli okurlarımıza.

Eskişehir'in Beylikova İlçesinde, kimliği belirsiz bir kişi tarafından havalı 

tüfekle omuriliğinden vurulup felç kalan 1,5 yaşlarındaki sokak köpeğini 

hayata döndürme çabası veren veteriner hekim Naci Uncu'nun dahi 

olaya isyan ettiğini belirten bir yazımdı.

Havalı tüfek satışının yasaklanmasını istiyordu veteriner hekim. 

Bu sabırlı ve metanetli insanı dahi isyan noktasına getiren olay sonrasında yaşananlar da işin mutluluk kısmı idi işte...

Şanslı iki haftaya yakın sürünerek yaşam savaşı vermişti.

Bakan ama göremeyen gözler önünde sürünerek on küsur gün...

Nihayetinde merhametli bir insan, belki de konumuzun kahramanı olan

imam Hüseyin Bey görüp kurtarma girişimini başlatmıştı.

İşte ne olduysa bu insani girişimle birlikte oldu.

Kentimizin gerçekten de sevilen ismi Veteriner Hekim Naci Uncu

bu masum köpeği kurtarmak üzere elinden geleni ardına koymadı.

Veterinerlik görevi dışında bu felçli köpeğin yürüyebilmesi için

kendi elleri ile köpeğin arka ayaklarına monte ettiği bir de aygıt yaptı...

Adını da Şanslı koydu veteriner kliniğinin emektarı Mehmet Bey de.

                                       ***

Bu hazin hikayenin mutlu sonu böyle bitmedi saygın okurlarımız.

Bu kadarla kalmadı insanlık örneği.

İşte insanlık ayıbının yaşandığı beldenin imamı Hüseyin Bey,

Şanlı'yı sahiplenerek korumasına alarak bir insanlık dersi daha 

verdi bu topluma. Hiç değilse arada bir cuma namazlarına giden biri

olarak şunu da vurgulamamda yarar vardır. Cuma hutbelerinde bize

hep öbür dünya ile ya da yüzlerce yıl öncesi ile örneklemelerde

bulunur imamlarımız. Bugüne ya da dünya gözü ile yarınlarımıza

örneklemelerde bulunanı, güncel konulara değinerek sosyal

pekişmeyi sağlayan konulardan nedense hep uzaktırlar. 

Cennet-Cehennem mukayesesi ağırlıklı konular işleyip dinimizi

çatık kaşlı yani korku paydalı olarak hafızalarımıza kazırlar.

Allah bir korku simgesi olabilir mi hiç, aklınız kesiyor mu?

Allah bir aşktır oysa, sevgidir. Daha da önemlisi yaşama sevincidir

o yüce yaratan. O halde hepimizin bilinçaltında kalan imam 

örneklemesi neden genellikle çatık kaşlı, sert ifadeli, buyurgandır?

Valla kim ne derse desin tekrar ediyorum Allah sonsuz bir sevgidir

aşktır, yaşama sevincidir içimizdeki. Allah'ı, kutsal kitapları ve 

dolayısı ile dinimizi bu temelde dünyaya sevdirip anlatabiliriz.

Ortadoğu coğrafyasından binlerce örnekte olduğu gibi değil.

"Tekbir" sesleri ile kardeşinin boğazını kesmek, onlarcasının 

kafasına kurşun sıkarak öldürmek, uzuvlarını kesmek

ruh hastalığıdır insanlık dışı canavarlıktır. Bu kirli görüntüleri de 

son model cep telefonlarına kaydederek dünyaya servis etmek

İslam düşmanlığından başka bir şey değildir aslında. Amerika'nın 

maşalığını yapan bu kirli örgütlerin cihad adı altında yaptığı işin

sonunda karlı çıkanlar sadece ve sadece "haçlı seferlerinin" 

tezgahçılarıdır...

                                      ***

Yazımın özüne döneceğim meraklanmayın!

"Ben böyle imama" deyip gerisini getirmedim başlıkta.

Çünkü başlığa sığmaz yüreğimi coşturan sevgi. Sevgisini dışa

vuran imamlara ivedi ihtiyacı var bu garip toplumun.

"Bre zındık" türünden tehditkar ifadeleri benimsemiş, yüz

ifadesi oldukça sert, daima öbür dünyadan örneklemeler yapan,

her an cehennemle korkutan imam türleri dışında bir örnek bu.

Bir insan her şeyden öte. Allah'ın en değerli hazinesini, sevgiyi

hiç korkusuzca ya da hiç kıskanmadan karşısındakine sunabilen

farklı bir imam. Yaratanın yarattıklarını da koşulsuzca ve ön

yargılardan arınmış biçimde sevebilen bir din adamı.  Beylikova'da

imamlık görevini sürdüren Hüseyin Beyden bahsediyorum elbet.

Şanslı'nın kurtulması adına öncülük eden, sahiplenen Allah'ın

örnek kullarından...

Ben böyle imama kurban olurum.

Ben böyle imamın ardında değil beş vakit, tüm kaza namazlarını da 

yerine getirmek üzere Allah'a secde etmekten haz duyarım. 

Yaşı benden gençtir kanımca. Lakin ne önemi var ki? 

Müslümanlık adına, İslamiyet adına sevgiyi rehber edinerek insanlığa 

güzel örnek olan bu kişiye sonsuz saygı duyarım inanın. 

İslamiyet’in sadece ve sadece sevgi dini olduğunu, 

tersini yapanların ise dinden soğuttuğunu,

misyonerlere gün doğduğunu yüzlerce örnekle kanıtlayabiliriz.

Sizin gibilere çok ihtiyacı var bu toplumun Hüseyin Hocam.

Sevgiyi şiar edinmiş din önderlerine çok gereksinim var inanın...

Onun içindir "Ben Böyle İmama" başlıklı bir yazı yazma arzum.

Allah'tan dilerim ki çoğalsın sizin gibiler.

Çoğalın ki sevgi paydasında Allah'a daha yakın olalım gayrı...

 

OZANCA

 

ÇOCUKLUĞUM

O günler bir türlü unutulmuyor
Durup arıyorum çocukluğumu
Saatler zamana tanık olmuyor
Kurup arıyorum çocukluğumu

Kafa göz yarardım sapan taşıyla
Günlerim geçerdi ayran aşıyla
O yılların hayaliyle düşüyle 
Sorup arıyorum çocukluğumu

Kadere talihe baş eğe eğe
Zamanla büyüdüm erdim gerçeğe
Çarşı çöreğini Yufka ekmeğe
Dürüp arıyorum çocukluğumu

Aklıma geldikçe haylazlıklarım
Geri döner o yıllara bakarım
O günleri hep kafama takarım
Yorup arıyorum çocukluğumu

Âşıkta arada yapardım hile
Cebim enek ile dolardı sile
Çaldığım hıyarı kirli mendile
Sarıp arıyorum çocukluğumu

Fikret der o günler mazi falında
Gömleğim kalırdı erik dalında
Hayal kağnısını Gökbez yolunda
Sürüp arıyorum çocukluğumu... Fikret DİKMENFormun Üstü

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi