YAZIYORUM
Gecenin koyu saatlerinde birden ışıklar yandı. Odunpazarı Atatürk Caddesi no:43(çağdaş cam sanatları müzesinin hemen yanı)numaralı binada ışıkların yanması ile beraber bir hareketlilik ve gölgeler gezintisi başladı. Binanın güvenlik görevlisi besmele çekerek odasından fırlayıp heyecanla seslerin geldiği bölüme yöneldi. Kapı aralığından gördükleri karşısında adeta donakaldı… Balmumu heykellerin hepsi ayaklanmış, kendi aralarında uğultuya dönüştürdükleri ortamda konuşuyorlardı. Obama’nın avaz avaz bağırtısı binanın duvarlarında sanki çınlıyordu;” Benim ne işim var burada? Oh My God! Şu an Oval ofisimde planlar kuruyor olmalıydım! Daha çok akması gereken Müslüman kanı var. Hey adamım, o beyaz kıçınızı tekmelemeden bırakın beni!” Bunun üzerine İbrahim Tatlıses yerinden zorlukla doğrulup, bastonunu sallamaya başladı;”Ula Barrack! Başta sen olmak üzere, Angelina Jolie ve Brad Pitt hepinizin Allah cezanızı verecek! Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık kitapsızlar?” O kalabalığın içinde Mithat Körler hep aynı cümleleri söyleyerek herkesin tek tek elini sıkıyor; “Merhaba ben Eskişehirli sanatçı Mithat Körler, merhaba ben Eskişehirli sanatçı Mithat Körler, merhaba ben…” Birdenbire Cüneyt Arkın havada parendeler atarak beliriverdi;”Heyt üleynnnn! Sen Eskişehirlisin de biz Pötürgeli miyiz? Nayırrrrr, nolamazzzzz!” Beyazıt Öztürk’de dayanamayıp ortaya dalıverdi o ara; “Kağdeşim, bakmayın 10 Kasım akşamında ekranlarda dansöz oynattığıma. Biz de yıllağca ğadyoculuk yaptık oğada. Biz de Eskişehiğli sayılığız hacım!”… Tam o tartışmanın ortasına eşeğine ters binmiş Nasreddin Hoca çıkıp gelmez mi? “Bre hınzırlar! Biz tam bin yıl öncesinden dünyanın merkezi burası diyerek, Eskişehirli olduğumuzu kanıtladığımız halde, daha yeni uyanıp beni kabullendiniz. Hasbelkader sandukayı bulup okuyan öğretim görevlisi olmasa, daha uyanacağınız da yoktu köftehorlar!”… Daha lafını bitirmemişti ki alnında bir ışık, yüzünde nur ile Yunus Emre girdi aralarına;” İstediğiniz kadar Eskişehirliyim diye paye çıkarın kendinize. Siz Eskişehirli olsaydınız, Biz kimseye küsmeyelim kırılmayalım. Kırık kâsede su durur mu? Kırık bir kalpte Allah durmaz dememden sonra birlik olup hoşgörü sahibi olurdunuz gafiller” diye haykırdı. Bu söz üzerine tüm tartışanlar başlarını yere eğerek başka bir köşeye çekildiler… Tam o ara Aziz Nesin kendinden emin muzipliği ile Orhan Gencebay’a seslendi;” Orhan, ben size bu milletin yüzde yetmişi aptal dediğimde beni topa tuttunuz. Şimdi sana soruyorum, sen bu topluma borcunu bu biçimde mi ödüyorsun?” Gencebay daha ona cevap veremeden Barış Manço bilindik el kol hareketleriyle yanıtladı; “sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı…” Kemal Kılıçdaroğlu siyasetçilerin olduğu bölümde bağırmaya başladı; “ On emirden sekizincisi çalmayacaksın der, Recep bey çalmayacaksın…” Recep Tayyip Erdoğan iki elini karın boşluğuna dokundurarak bağırdı; “Sen evvela benim olduğum yerde ayağa kalk. Bak bir törende beni karşılamayıp ayağa kalkmayan biri şu an nerede?” İsmet İnönü hemen olaya müdahil oldu; “Sakin olun beyler, bakın ben milli şefim. Paraların üzerine fotoğrafımı koydurttum da ne oldu? Dünya kimselere kalmıyor, kavga etmenin bir anlamı yok!” Süleyman Demirel de İnönü’yü desteklercesine fötr şapkasını çıkarıp, gerdan çıkararak derin dünya felsefesini haykırdı; “Dün dündür, bugün bugündür binaenaleyh!” O ara Turgut Özal “ben zenginleri severim” diye mırıldanacak oldu ki, Devlet Bahçeli tüm hışmı ile ona yönelip, sağ elini Osmanlı tokadı biçiminde açarak nara attı; “ Alayınıza piskevüt, Allah’ınıza gurban Adanalılar…” Birdenbire ışıklar yanıp sönmeye başladı. Flaş patlaması biçiminde koca salon aydınlandı ışıkların çakması ile! Mustafa Kemal kızı Ülkü’nün elinden tutarak ağır ağır kalabalığa doğru yürüdü. Başı dik ve gururluydu her zamanki gibi. Sitemkâr bakışlarla salondaki 159 kişiyi süzdü. Smokininin cebinden beyaz bir dosya kâğıdına yazılmış şiiri Âşık Veysel’in eline tutuşturdu. Hiçbir kelime etmeksizin Ülkü ile birlikte kalabalığın arasından sessizce uzaklaştı. Âşık Veysel bir taburenin üzerine çıkarak meraklı kalabalığa kâğıtta yazılanları yüksek bir ses tonu ile okudu. Şu dizeler yazılıydı beyaz dosya kâğıdında; Fazla geldiyse size hürriyet cumhuriyet/Özlemini çekiyorsanız saltanatın sultanın/Hala önemini anlayamadıysanız millet olmanın/Kul olun ümmet kalın/Fetvasını bekleyin şeyhülislamın/Unutun tüm dediklerimi/Yıkın diktiğiniz heykellerimi RAHAT BIRAKIN BENİ…
OZANCA
İskender-i Zülkarneyin,
Çalışmadı bunca leyin,
Her millet ATATÜRK deyin,
Cemiyeti akvam ağladı. Âşık Veysel Şatıroğlu
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
