Artık Sövmeyeceğim…

Artık Sövmeyeceğim…

9 Nisan 2014 09:21
A
a
YAZIYORUM
 
Artık Sövmeyeceğim…
 
İnsan sıfatında bir varlık yaratmış Allah
Donatmış, bezemiş, özellikler vermiş her birine
Kimine fazla verdiğini, kiminden esirgemiş ne yazık ki
Altı buçuk milyar insan, altı buçuk milyar dünya
Her biri de kendi dünyasında “en” saymış kendisini
Bundandır, gönül aynasına bakmaya gerek görmemiş kimisi
Oysaki gönül aynası vicdanıdır “insanım” diyen herkesin
Herkesi kandırsak da yaldızlı laflarla,
Kendimizi kandırmak olası değildir o aynaya bakınca
Yani, gönül aynası olmayanlara “artık sövmeyeceğim…”
İdeoloji, felsefe, dünya görüşü ne dersek diyelim
Hepsi de insanın kemiklerinden daha sağlam iskeletidir
Olanla olmayan arasındaki tek bariz fark vardır
Olan bedel öder her daim, olmayan risksiz yaşar
Vatan paydasından mahrumlara,
Mahrum olduğu kadar bedel ödeyenleri küçücük aklıyla
Ti’ye aldığını sananlara “artık sövmeyeceğim…”
Bunca yıllık hayatımda asla sağ partilere oy vermedim
Oy verenlere ise daima saygı duymayı da bildim
Ama işine geldiğinde kendisine “sol” yaftasını yakıştırıp,
İşine gelmediğinde “ bu bi yerel seçim” avuntusuna dalarak
Sağ partilere oy verenlere, oy vermediği halde seçilmişlere
Çok yaşa padişahım diyenlere de “artık sövmeyeceğim…”
Ben karımı hep yar bildim, yarım bildim, yârim bildim
Ardından hançerlemedim nefsime kanıp
Keza tam kırk yıllık dostlarımı da hançerlemedim
Solmasından korktuğum çiçek gibi titrerim üzerlerine
Cilalı laflar değildir dostluğun simgesi bilirim
Emektir, kimi zaman onun uğruna gereğini yapmaktır
Yârini ve dostunu aldatanlara da “artık sövmeyeceğim…”
Ekmek yediği bir teknesi vardır her emekçinin
Resmi ya da özeldir bu tekneler fark etmez
Kişi, bu teknenin sahibi olmadığı müddetçe vasfı emekçidir
Ve bizim gibi her emekçinin alternatifi vardır kapitalist kurallarda
Benim de, senin de, onun da mutlaka vardır
Aslında bu çok basit denklem içerisinde
Number One gafletine düşenlere de “artık sövmeyeceğim…”
Çok bilenin çok yanıldığı gerçeğini unutuyorsam
Etrafımdaki herkesten, kendimi en sayıyorsam
Çıkarken ardımdan itekleyenleri bir anda inkâr ediyorsam
İşimin bittiği herkese kin güdüyorsam
Ve bunları gerçekten ben de yapıyorsam
Kendime bile “artık sövmeyeceğim…”
Bireysel beklentisi olan insanların canı tatlıdır
Acı eşiğimi yükseltti yaşam dediğimiz bu sınav
“En büyük acıyı” tattım kısacası ötesi yok
Hani o evlat acısı dediklerini!
Beklentisi olmayanın korkusu da tükeniyor kendiliğinden
Ölüm hoş gelir sefalar getirir
Bunun biçimi de önemli değildir üstelik
Ha bir beyin kanaması, ha bir kalp tutulması
Ya da kibirli bir öfke tezgâhı kan yetmezliği
Dedim ya ölüm hoş gelir sefalar getirir
Buna daha hala anlayamayanlara bile “artık sövmeyeceğim…”
 
 
DIŞARDAN GAZEL
Burhan Çınar, sevgili okurlarımın aşina olmadığı bir isimdir kanımca. Rahmetlik Hilmi Çınar’ın(gazeteci) küçük oğludur. Serdar Çınar da çok sevdiğim ağabeyidir Burhan’ın. İzmir “Gazetem Ege”nin sahipleriydiler. Hala güzel İzmir’de İzmir Port internet gazetesine hayat verirler. Dün sosyal paylaşım sitesinden karşılıklı özlem duygularımızı yazdık Burhan’la, “özlettin kendini abi” dedi. Yüreğimi ince bir hüzün yakıverdi birden. Eğer yazlı medyada bugün bir damla olup deryaya akabiliyorsam, babası Hilmi Çınar’ın bana olan güvenini hiç unutur muyum? Rahmet olsun Hilmi Çınar, koca çınar sana rahmetler olsun…
OZANCA
ÇARK
 
Ne ortası belli ne solu, sağı
Bu dişili bu çarkı çevirmez artık.
Ne motoru beli ne de kasnağı,
Bu dişli bu çarkı çevirmez artık.
 
Üstümüze hoyrat gibi saldırdı,
Teze açan çiçekleri soldurdu,
Belli miadını çoktan doldurdu,
Bu dişli bu çarkı çevirmez artık.
Ne kaynak tutuyor ne de bir yama,
Her tarafı baştanbaşa yalama,
Belki hurdacıya geçer ikrama
Bu dişli bu çarkı çevirmez artık. Fikret Dikmen
 
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi