Anadolu Üniversitesi’nin DNA’sı, 2018 yılında Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı ile başlayan dışarıdan rektör atamalarıyla bozuldu.
Anadolu Üniversitesi’nin DNA’sı, 2018 yılında Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı ile başlayan dışarıdan rektör atamalarıyla bozuldu.
Prof. Dr. Çomaklı’nın 2020 yılında görevden azlinin ardından yerine yine dışarıdan Prof. Dr. Fuat Erdal atandı.
Prof. Dr. Erdal da ikinci kez rektörlüğe getirildikten kısa süre sonra görevden alındı. Aralık 2024’te yerine yine dışarıdan Sakarya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel rektör olarak görevlendirildi.
Prof. Dr. Adıgüzel’in Anadolu Üniversitesi ile tek ilişkisi buranın mezunu olması.
2018-2024 yılları arasında göreve getirilen rektörler kendi kadrolarını oluşturmak için tanıdığı, bildiği akademisyenleri de beraberinde Anadolu Üniversitesi’ne getirmeyi ihmal etmedi.
Bugün Anadolu Üniversitesi’nde 1.502 akademisyen, 1.196 idari personel, 66 sözleşmeli, 2.024 işçi olmak üzere toplam 4.788 çalışan var.
Bünyesinden Eskişehir Osmangazi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’nin doğduğu Anadolu Üniversitesi, dışarıdan atanan, üniversitenin yapısını, hassasiyetlerini ve dokusunu bilmeyen rektörlerin siyasetin gölgesindeki yönetim anlayışıyla akademik başarıdan giderek uzaklaştı.
Beklenen son kaçınılmaz oldu ve Anadolu Üniversitesi, akademik çalışmalar yerine siyasi angajmanla görev üstlenenlerin insafındaki bir yer haline dönüştü.
Göreve gelir gelmez odasındaki yağlı boya Atatürk tablosunu kaldırıp müzeye göndererek ilgili yerlere “mesajı”nı veren Rektör Prof. Dr. Adıgüzel’in, üniversitenin bel kemiği Açıköğretim sistemini nasıl güçlendireceği merakla bekleniyor.
BEN YAPTIM OLDU MANTIĞI
Üniversiteler düşüncelerin özgürce söylendiği, beyin jimnastiğinin yapıldığı, yeni fikir ve araştırmaların kıymet verildiği yerler değil midir?
Bunun olabilmesi için akademisyenlerin kendilerini değerli görmeleri, üniversite yönetimince desteklenmeleri gerekir.
İşte tam bu noktada Anadolu Üniversitesi’nde yaşananlar bunun aksine işaret ediyor.
Açıköğretim bünyesindeki bazı bölümlerin kapatılmasının ardından kadroları İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine alınan 60 hocanın yaşadıkları, söylediklerimiz doğrular nitelikte.
Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Yerleşkesi’ndeki Açıköğretim binasına dijitalleşme çalışmaları kapsamında memurların taşınacağı belirtilerek, kadroları İİBF’ye aktarılan 60 hocaya iki hafta içinde Yunus Emre Yerleşkesi karşısındaki Açıköğretim Fakültesi AÖF Bürosu ve ÖTAG Birimi’nin bulunduğu binaya taşınacakları bildirildi.
Bununla da yetinilmedi.
Aralarında profesörlerin de bulunduğu 3-5 hocanın tek odayı paylaşacakları, kimin kiminle birlikte oturacakları da liste halinde tebliğ edildi.
Sanki ilkokul öğrencisi bu hocalar…
Antidemokratik, itirazların göz ardı edildiği, danışma kültürünün ortadan kalktığı bir uygulama hocalara dayatılıyor.
Eskişehir Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi halen Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Yerleşkesi’ndeki binasında faaliyet gösteriyor.
Bu binanın boşaltılıp hocalar için değerlendirilebileceği önerileri de göz ardı edildi.
Anlayacağınız hocalar rahatsız.
Hocaların kıymetsiz görüldüğü bir üniversiteden akademik başarı beklenebilir mi?
Cevabını siz verin.
İktidar değişiminin doğum sancıları!
AK Parti iktidarı, dalga dalga operasyonlarla CHP ve CHP’li belediyeler üzerinden bir yolsuzluk algısı yaratmaya çalışıyor.
CHP’yi ülkenin beka sorunu haline getirmeyi amaçlıyor. Ancak tutmuyor.
Yapılan anketlere de yansıyacak şekilde bu ortada. AK Parti, parlamenter sistemle yapılan son seçim Kasım 2015 tarihinden itibaren oy kaybediyor. Ancak, ittifaklarla çoğunluğu sağlayabiliyor.
Şu anda CHP’nin ardından gelen ikinci parti olarak rıza üretemiyor. Algı yaratamıyor.
İktidar değişiminin sancıları yaşanıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’ye verdiği mesajı alan Genel Başkan Özel, rest çekti, el yükseltti.
Erken seçim için 2 Kasım’ı işaret etti ve ağır bedeller ödemeye hazır olduklarını vurguladı.
Su akar yolunu bulur.
Bugüne kadar sandıkta son kararı veren vatandaşa rağmen iktidarda kimse kalamadı.
Bundan sonra da çok zor.