Bir iç savaş istemiyorum en başta!
Çanakkale’de emperyalist güçlerin oyununu bozan, “Ulusal Kurtuluş Savaşımızda” omuz omuza vererek tarih yazan Anadolu’nun bağrı yanık insanlarının birbirine düşürülmesini asla istemiyorum. Daha düne kadar birbirine hep güvenen, kız alıp kız veren, çocuklarına birbirlerinin adını koyan insanlarımızın ayrışmasını istemiyorum.
Hele hele etle tırnak diye nitelenmiş bir ulusun çocuklarının, bu alçak tezgâha düşmesini asla istemiyorum…
Yüreğimizde bayram sevincine neden olan dini bayramlarımızda omuz omuza bayram namazlarında saf tuttuk. Cenaze namazlarında acılarımızı paylaşarak saf tuttuk. Bayram sabahları küslerin barışması adına mükemmel bir vesile idi. Komşusu aç iken tok yatanların bizden olmadığını öğretirdi bilgelerimiz. Din adına öğretilen tüm bu güzellikler zaten yüzyıllardır bizim dokularımızda yaşatılmakta!
Buna rağmen sanki İslam dinini yeni öğreniyormuşuz gibi, bizleri geri zekâlı yerine koyup; “din ile devlet işini” işlerine geldiği biçimde karmakarışık hale getirenlere, bize dinimizi sanki yeni öğretiyorlarmış gibi havaya giren zındıkların oyununa düşülmesini asla istemiyorum…
Atatürk’ü hayatımızın her alanından hızla sökülüp atmaya çalışan nankörler güruhu var! Kitaplarından, resmi dairelerden, koruma yasalarından hızla söküp atıyorlar! Gelinecek tabloyu uzun yıllar öncesinden bize anlatmaya çalıştı niceleri. Bizler de “hukuk var, ordumuz var, devletimiz var” gibi tembelliğimizi gizleyecek tüm bahanelerin ardına sığınarak “bize bişi olmaz” dedik! Hatta bununla da kalmadık, olacakları yıllar öncesinden uyaranları “komplo teorileri” üretmekle suçladık. Komplo teorisi yapıyorsunuz diyerek yan gelip yatan Çakma Atatürkçülerin 2016’de artık ortalarda olmasını asla istemiyorum…
Sentetik uyuşturucu yüzünden binlerce kişinin yaşamını kaybettiğini yazıyor gazeteler. Emniyetin büyük bir bölümündeki görevliler, medyanın minik bir bölümündeki cesur kalemler ellerini taşın altına koymaya devam ediyor hâlâ! Meclisten caydırıcı yasa çıkaracaklardan bir umut haberi bekliyor duyarlı kamuoyu. Her acıya rağmen daha hala seyirci kalan, elini taşın altına koymayan seyirci milletvekillerini hiç ama hiç istemiyorum!
Atatürk’e gönülden sevdalı, Cumhuriyet değerlerine sımsıkı bağlı milyonlarca insan hala bir umut bekliyor hala! “Atatürk’ün Partisiyiz” kandırmacası ile ikbal peşinde koşanların rağbet gördüğü o malum dünya umut olmamak adına direnmeye devam ediyor. İdeolojiden bir haber, kafası sadece bireysel çıkarları için çalışan, statükocu, ikrah getirdiğimiz şu çakma Atatürkçülerle aynı havayı bile solumak istemiyorum…
Sokak hayvanlarını, zeytin ağaçlarını, Orman Ağaçlarını kısacası güzelim doğayı talan eden acımasız ucubelerin canları cehenneme!
2016’da güzel ülkemde siluetlerini dahi görmek istemiyorum!
2015’de yaşadığımız acı ve utançların hiçbirisini istemiyorum!
Namuslu insanların, namussuzlardan çok daha cesur, çok daha inançlı ve dirençli, çok daha örgütlü olduğu bir dünya istiyorum…
İkiyüzlü dalkavuklarla asla yolumun kesişmemesini istiyorum…
Midemi allak bullak eden bu mahlûkların bir tanesi ile dahi yollarımın kesişmesini istemiyorum bu yeni yıldan artık…
SİZİN SESİNİZ
Nasıl entelektüel olunur?
İzmir’de uzun yıllar öncesinden tanıştığım, şu sıralar İskenderun’da yaşam sürdüren dostum Kamil Gülşen hoş bir paylaşımını ben de sizlerle üleşmek istedim…
Sovyetler zamanında bir öğrenci profesöre; “hocam, entelektüel olmak için kaç üniversite bitirmek gerekir” diye sorar. Soru karşısında şaşıran hoca kendini toparlar ve der ki; senin bir kaç üniversite bitirmene gerek yok. Dedenin bir tane, nenenin bir tane, annenin babanın birer üniversite bitirmiş olması yeter. Kısacası çocuk doğduğu andan itibaren aile fertlerinin elinde kitap görürse zaten entelektüeldir…
Entelektüelliğin alay edildiği karanlık bir dönem yaşadığımız bu anlar. Okuyanın, aydının, sanatçının salt kendisi gibi düşünmemesine hatta muhalif olmasına dayanamayan hasta ruhların kampanyası sonunda önemsizleştirilmeye çalışıldığı dönem…
Bilgili insandan sırf korktuğu için her türlü karalama, hatta linç kampanyasının acımasızca yapıldığı dönem. Sevgili Kamil’in işaret ettiği biçimde bırakın entelektüel seviyenin yükselmesini; hiç değilse gazete okuyan insanları görmenin mutluluğunu yaşamaktayız.
Dilerim gelecek yıllarda buna da hasret kalmayız…
Tekrar mutlu yıllar olsun inşallah tüm Ulusumuza…
OZANCA
Yeni Yıl…
Bir sene daha kayboldu gitti
Sevinçlerle üzüntülerle
Acı da olsa, tatlı da olsa
Dönülmeyecek o günlere
Bahara koşan kelebek gibi
Uykuda gülen bir bebek gibi
Gülümseyerek gel yeni yıl
Güzelliklerle, esenliklerle
Barışarak gel sen yeni yıl… Şinasi KULA
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy