Kars Sarıkamış 102. Yıl

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç Kars Sarıkamış 102. Yıl
A
a

Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Planlama ve Koordinasyon Başkanı Nesrin Çobanoğlu, Sarıkamış Harekatı’nda henüz bıyıkları yeni terlemiş gencecik delikanlıların Allahuekber dağlarında yazdıkları şehadetin, İlay-ı Kelimetullah’a inanmış erlerin itaat destanı olduğunu söyledi. 

Sarıkamış'da olup bitenlerin 1914 yılından Aralık ayının ortalarında Enver Paşa’nın verdiği hareket emrinin acı neticesinde gerçekleştirildiğini anımsatan SP’li Çobanoğlu, 90 bin şehitten her birinin ayrı bir hikayesi olduğunu, ancak tarihin sadece cephelerden ya da savaşlardan ibaret olmadığını, fotoğrafın tamamına bakmak gerektiğine dikkat çekti. “Sarıkamış Harekatı ve buradaki 90 bin şehidimiz, Çanakkale Cephesi ve oradaki 250 bin şehidimiz, diğer cephelerde bir hilal uğruna yitirdiğimiz, tüm güneşlerimiz ve daha da fazlası bu söylediklerimize bir bütün olarak ele alınmalıdır” diyen Saadet Partisi Eskişehir Kadın Kolları Planlama ve Koordinasyon Başkanı Nesrin Çobanoğlu şunları söyledi:
“SP Eskişehir Kadın Kolları olarak, Allah yolunda canlarını feda eden 102. sene-i devriyesinde Sarıkamış şehitlerini ve teröristlerin hain saldırıları sonucunda şehit olan vatan evlatlarımızı rahmetle anıyoruz. Bu coğrafyanın çocukları, bu tarihin evlatları elbette Allah için, İslam için, Kur’an için, vatan için, namus için seve seve canlarından vazgeçeceklerdir. Ama akan mazlum kanlarını durdurmak istiyorsak; tercihlerimizi küresel terörizm hamilerinden yana değil İslam Birliği’nden yana yapmalıyız.”

SARIKAMIŞ
1. Dünya savaşında doğu cephesinde binlerce askerimizin şehit olmasına neden olan Sarıkamış felaketi, her yıl aralık ayının 22'sinde anılıyor. Peki Sarıkamış'ın önemi nedir? Sarıkamış'ta ne oldu?  Bütün dünyanın savaşta olduğu 1. dünya savaşı döneminde kurtuluş için doğu cephesinde binlerce askerimizin şehit olmasına neden olan Sarıkamış felaketi, her yıl aralık ayının 22'sinde anılıyor. Peki Sarıkamış'ın önemi nedir? Sarıkamış'ta ne oldu?

Osmanlı Devleti harbe 1878'den beri Rus işgalinde bulunan Kars Sarıkamış, Ardahan gibi doğu illerimizi geri almak, Doğu Avrupa'da Ruslarla harp halinde olan Almanlara yardım etmek, kazanılacak bir zaferle Kafkaslar ve Orta-Asya'daki Türk illerinin kapısını açmak maksatlarıyla, başta Enver Paşa olmak üzere, iktidarda bulunan İttihatçılar tarafından sokuldu. Türk bayrağı çekilip, Yavuz ve Midilli adı verilen iki Alman zırhlısı, Karadeniz'deki Rus limanlarını bombardıman etti. Rusya da buna karşılık olarak 30 Ekim 1914 tarihinde Türkiye'ye taarruz etti. Rus-Kafkas ordusu, Karadeniz'den Ağrı Dağındaki hudut üzerinden yedi kol halindeki saldırısıyla Pasinler'e kadar ilerledi. Rus ordusunun taarruzu, Köprüköy'de durduruldu. Üçüncü ordu, 3-9 Kasım 1914 günlerinde meydana gelen Köprüköy Meydan Muharebesinde Rus ordusunu yendi. Üçüncü Ordu Komutanı, mevsim şartlarını dikkate alıp, ayrıca askerin kaput başta olmak üzere, giyim ve iaşesinin yetersizliğini, top ve süvari atlarının azlığını hesaba katarak, sıcağı sıcağına düşmanı takip etmedi. Köprüköy Meydan Muharebesinin raporlarını alan, yarbaylıktan paşalığa terfi ettirilen Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı) Enver Paşa, Alman kurmay ve generalleriyle Erzurum'a geldi.

Enver Paşa, Erzurum ve Köprüköy'de birer taburu teftiş etmişti ancak ordu birliklerinin tamamı hakkında yeterli bilgiye sahip değildi. Üstelik, ordu kumandanı Hasan İzzet Paşanın, bu mevsimde harekat yapılamayacağı, taarruzun bahara bırakılması tavsiyesine karşılık, onu vazifesinden azletti ve taarruza karar verdi. Üçüncü Ordu Komutanlığı vazifesini de üzerine alan Enver Paşa, 18 Aralık 1914 tarihinde, kıtalara, taarruz emrini verdi.

Taarruza iştirak eden birliklerin büyük bir kısmı, özellikle Arabistan'dan geri çekilen ve Güneydoğu Anadolu'dan sevk edilenler, sıcak iklime alışık olup, teçhizatları yönünden kış şartlarına hazırlıksızdı. Üçüncü Ordunun üç kolordusu (9, 10, 11. Kolordular), 24 Aralık 1914 günü -39 derece soğukta Büyük Sarıkamış Çevirme ve Kuşatma (İhata) Harekatına başladı. Ayrıca, gerilla harbi yapan yarı resmi Türk çeteleri de, Ardahan'a hareket etti. Üçüncü Ordudan bazı kıtalar, 24-25 Aralık gecesi, Sarıkamış'a ulaşmayı başardı.

Ancak, Allahü Ekber Dağlarını aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar, gerekse mevcut silahları yönünden çok zayiat ve kayıp verdiler. Allahü Ekber Dağlarını aşan Mehmetçiklerden bir kol da, Sarıkamış'ın doğusundaki Selim İstasyonuna vararak demiryolunu tahrip edince, Sarıkamış'taki Rus kolorduları paniğe uğradı. Gayriresmi Türk çeteleri de, 1915 yılı başında Ardahan'a girdi. Rus Kafkas Ordusu Başkumandanı, Üçüncü Ordunun ilerleyişi üzerine 2-3 Ocak 1915 günlerinde telsiz-telgraf ile müttefikleri Fransa ve İngiltere'ye, günde birkaç defa yalvarırcasına başvurarak: “ Telefon konuşmalarını durduran soğuk ve kış, Türk ordusunu engelleyemiyor. İkinci bir cephe açarak, Türk ordularının ilerlemesi durdurulamaz ise, zengin Bakü petrolleri, Osmanlı-Alman ittifakının eline geçecek ve Hindistan yolu onlara açık bulunacaktır!” haberini gönderiyordu. Kış, 3-4 Ocak 1915 gecesi daha da şiddetlendi. Fırtına ile yağan kar, yolları tıkayıp, çadırları yıktı. Arkasından da dondurucu soğuklar bastırınca, 150 000 kişilik ordunun 90 000'i (veya 60 000'i) donma, dizanteri ve tifo gibi hastalıklarla mahvoldu. Sarıkamış İstasyonuna giren Enver Paşa, bu felaket karşısında, Üçüncü Orduyu yüzüstü bırakıp, İstanbul'a döndü. Bu harekatta Ruslar, 32 000 kayıp verdiler. Sarıkamış Harekatı kuşatma harekatıyla düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan, başarılı bir plandı. Ancak, stratejinin faktörlerinden zaman iyi değerlendirilmediği, kuvvetler de böyle bir harekatı yapacak şekilde teçhizatlandırılmadığı için başarısızlıkla sonuçlandı. Ordunun kış şartlarına hazır olmaması ve olumsuz iklim şartları sebebiyle ikmal ve iaşe hizmetlerinin yapılmayışı, kıtalarda açlığa, hayvanların telef olmasına, dolayısıyla birliklerin dağılmasına sebep oldu. Enver Paşanın şuursuzca verdiği gece taarruzu emirleri, kayıpları daha da arttırdı. Sarıkamış Harekatı sonunda, Doğu Anadolu kapıları, Ruslara açıldı. 13 Mayıs 1915'te Ermenilerin işbirliği yaptığı Rus kuvvetleri, önce Van'a, bilahare Muş ve Bitlis'e girdi. Ermenilerin harp esnasında Ruslara yaptıkları büyük hizmetin karşılığı olarak, bu illerin valilikleri, Ermenilere verildi. Harpten sonra, Ermeni-Rus işbirliği sonunda, bölge halkına karşı müthiş bir soykırıma girişildi. Van Gölünün ortalarına kayıklarla taşınıp öldürülen, suya dökülen çocuk, kadın, genç ve ihtiyar Türklerin sayısı, kesin olarak tespit edilmemesine rağmen, çok fazladır. Esasen, bu harp sırasında Ermeni Komitacıları, hemen her tarafta isyana hazırlanarak, birçok yerde depolar dolusu silah ve cephane biriktirdiler. Bu silah, teçhizat ve destekle katliam yapıp, Doğu Anadolu'yu harabeye çevirdiler.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi