Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, ES TV ekranlarında yayınlanan “Ekstra Gündem” programının konuğu oldu. Gazeteciler Tarkan Demir ve Kerem Akyıl’ın CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin devam eden yargı süreci ve “mutlak butlan” tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Süllü, kurultay sürecine ilişkin hukuki belirsizliklerin devam ettiğini vurgulayarak, CHP’de yaşanan gelişmelerin taraflaşma ve liderler üzerinden okunmasının doğru olmadığını savundu. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında bir tercih yapılması yönündeki yaklaşımların partiye zarar verdiğini ifade eden Süllü, meselenin kişilerden çok hukuki süreçler ve partinin kurumsal geleceği açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mutlak butlan kararının kamuoyunda yeterince doğru anlaşılmadığını düşündüğünü belirten Süllü, “Mutlak butlan kararı henüz kesinleşmiş değil. Dolayısıyla Sayın Özgür Özel'in aldığı mazbata halen geçerlidir ve iptal edilmiş değildir. Karar Yargıtay aşamasındadır. Eğer Yargıtay kararı onarsa 38. Kurultay hükümsüz hale gelecek ve kurultay öncesindeki yönetim yapısı geçerli kabul edilecektir. Ancak Yargıtay kararı bozarsa Sayın Özgür Özel'in genel başkanlığı geçerliliğini koruyacak ve görevine devam edecektir. Yani 38. Kurultay şu anda tedbiren askıdadır ancak kesin olarak hükümsüz hale gelmiş değildir” diye konuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir kayyum olduğu yönünde değerlendirmelere ilişkin konuşan Süllü, “Kemal Kılıçdaroğlu kayyum değil. Bugün yaşanan durumun nedeni de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu değildir. Bu bir yargı kararıdır. Kendisi ne bu davanın davacısıdır, ne tarafıdır ne de davalıdır. Eğer ortada eleştirilecek bir durum varsa bunun adresi yargı süreci ve bu kararı veren merciler olmalıdır. Biz yıllardır yargının siyasallaştığını, siyasi kararlar verildiğini söylüyoruz. Mücadele edilmesi gereken yer de burasıdır. Öfkenin Kemal Kılıçdaroğlu’na yönlendirilmesi doğru değil” ifadelerini kullandı.
Kurultay yapılmasının hukuken mümkün olmadığını ifade eden Süllü, yeni delegelerin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Süllü, “38. Kurultay hakkında verilen hükümsüzlük kararı nedeniyle, yapılan sonraki kurultaylar da hükümsüz hale geldi. Şu anda kurultayın hukuken yapılabilmesi mümkün görünmüyor. Kurultay delegelerinin mevcut durumda geçerli vekaletleri tartışmalı hale gelmiş durumda. Yaklaşık bin 387 kurultay delegemiz var. Bunların içinde İstanbul delegeleriyle ilgili tedbir kararları bulunuyor. Bu delegeler son kurultayda da oy kullanamadılar. Ayrıca soruşturma dosyalarında yer alan çok sayıda delege bulunuyor. Bu nedenle mahallelerden başlayarak ilçe ve il kongreleri yapılmalı, yeni delegeler belirlenmeli ve daha sonra kurultaya gidilmelidir. Bu süreç 6-7 ay sürebilir. Ancak öncelikle Yargıtay kararının kesinleşmesi gerekiyor.Şöyle düşünelim; olağanüstü kurultay yapıldı, genel başkan seçildi. Daha sonra Yargıtay çıktı ve 38. Kurultay geçerlidir dedi. O zaman seçilmiş genel başkanın mazbatasının durumu ne olacak? Telafisi mümkün olmayan sonuçlar tam da burada ortaya çıkabilir” dedi.
Taraf tutarak sonuçların değiştirilemeyeceği üzerinde duran Süllü, “İnsanlar takım tutar gibi siyaset yapmaya başladı. Oysa Cumhuriyet Halk Partisi bir lider partisi değildir. CHP bir ideoloji ve ilkeler partisidir. Parti bölündükten sonra kimin genel başkan olduğunun hiçbir önemi kalmaz. CHP'nin bölünmemesi tarafında olmamız gerekiyor. Eğer başından itibaren taraflaşma yerine ortak akıl oluşturulabilseydi süreç çok daha farklı ilerleyebilirdi. Bugün kurultayın neden hemen yapılması gerektiği konusunda da yanlış bilgiler verildiğini düşünüyorum. Özellikle bazı arkadaşlarımız, 26 Temmuz'a kadar kurultay yapılmazsa CHP'nin seçimlere giremeyeceği söylenerek ikna edildi. Oysa bunun hukuki bir karşılığı yok” ifadelerinde bulundu.
9 CHP’li milletvekilin tedbirli ihraç sebebiyle yüksek disiplin kuruluna sevk edilmesine ilişkin konuşan Süllü, “Ben hiçbir arkadaşımın partiden ayrılmasını istemem. Ancak Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen arkadaşlarımızın isimleri hem mutlak butlan davasında hem de ceza soruşturmalarında geçiyor. Buradaki amaç kişisel bir hesaplaşma değil. Hakkında iddia bulunan kişilerin yargı önünde aklanmasıdır. Eğer suçsuzlarsa zaten aklanıp geri geleceklerdir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ‘arınma’ derken kastettiği şeyin de bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir siyasi partinin toplum karşısında güven verebilmesi için hakkındaki iddiaların açıklığa kavuşması gerekir” açıklamasında bulundu.
Yeni parti kurulması veya farklı partilerle iletişim içinde olunmasının doğru olmadığını belirten Süllü, partiden ayrılmayı düşünmediğini belirterek ayrılmayı düşünenler hakkında da sert eleştirilerde bulundu. Süllü, “Yol ayrımında olunmasını en kötü nokta olarak görüyorum. CHP içinde kalıp mücadele etmek yerinekişisel ikballer ya da bir kişinin kişisel ikbali üzerinden bu yol ayrımına gelinmesini gerçekten çok üzücü buluyorum. Bu şekilde partiden gitmek isteyen hiç kimseyi CHP’li olarak kabul edemem. Bugün gitme hazırlığı yapanların hiçbiri CHP’li değil ve bölerek, yıkarak gidiyorlar. Ben onları bununla suçlarım. Açık anlamda suçlarım. Asla da partimden hiçbir yere gitmem. Diyorlar ya, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu AK Parti'ye hizmet ediyor diye; ben tam da şunu söylüyorum, işte gidenler AK Parti'nin ekmeğine yağ sürecekler. Bu bölünmüşlüğü Türkiye siyasetine armağan ederek giden hiç kimse kendine CHP’liyim demesin. Bu ülkenin bunu kaldırabilecek gücü de yok. Bir bölünmüşlük en çok AK Parti'nin ve sarayın işine gelecek tablodur. Taraftar olanlar partiye en büyük kötülüğü yapıyorlar. CHP’den gitmeyi de düşünmüyorum. Burası baba ocağıdır, ata ocağıdır. Ne Sayın Ekrem İmamoğlu'nun, ne Özgür Özel'in ne de Kemal Kılıçdaroğlu'nun siyasi ikbali uğruna feda edilecek bir partimiz yok” ifadelerini kullandı.
Kendisine sosyal medya üzerinden yapılan eleştirilere yönelik yorum yapan Süllü, “Şahsıma yönelik paylaşımlardan dolayı rahatsız değilim. Vatandaşların öfkesini anlıyorum. Ama üzüldüğüm nokta bu öfkenin artık bir linç kültürüne, hatta dijital şiddete dönüşmüş olmasıdır. Bana ‘Nasıl sokağa çıkabiliyorsun?’ diyorlar. Ben çok rahat sokağa çıkıyorum. Hiç kimseden doğrudan bir tepki almıyorum. Benim Özgür Özel'in yanında durmam ya da kurultaya imza vermem hukuki sonucu değiştirecekse tamam, yapayım. Ama böyle bir durum yok. Ortada hukuki bir karar var” dedi.
Parti Meclisi'nden istifa eden 27 kişi hakkında yorum yapan Süllü, “Zaten parti meclisi sayısal olarak eksikti. Normalde 60 kişi PM üyesi. Yedekler vardı ama belediye başkanı olanlar, istifa edenler, cezaevinde olanlar nedeniyle sayı düşmüştü. Zaten 57 kişiye düşmüştü. 27 arkadaşımız o gün çok gereksiz bir şekilde tepki koymak adına istifa ettiler. Oysaki bakın bu kaçmaktır. Eğer kurultaya zorlayacaksan ya da Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilenlerle ilgili söz söylemek istiyorsan oraya girer mücadele edersin. Ne oldu? İstifa etmeyen kalan 28 arkadaş linç yedi. Bu birimizin taraf olmasıyla, PM'den istifa eden ya da etmeyen arkadaşların yönetebileceği bir süreç değil” diye konuştu.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Büyükerşen’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı, Bahçeli’ye gelen sır tel…
Tarkan Demir
Eskişehir Ünlüce’nin yanında
Kerem Akyıl
İptal kararı bekleniyor!
Kaan Özcan
Ahşabın sesine dikkat!
Seval Erci
Gençler neden yapay zekaya dert anlatıyor?
Ümit Polatbaş
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy