6 Şubat depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen o günü unutamadığını ve hala kendisini sallanıyor gibi hissettiğini söyleyen Ayla İnan, “Ben o geceyi her gün yaşıyorum. Daha atlatamadım, her gün hala sallanıyor gibiyim ve o çığlıklar hala kulaklarımda” dedi.
Resmi kaynaklara göre 50 bin 783 kişinin hayatını kaybettiği, 107 binden fazla yurttaşın ise yaralandığı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremde 11 ilde yaklaşık 15 milyon kişi doğrudan etkilendi. Evlerini ve yakınlarını kaybeden insanlar, yaralarını sarabilme umuduyla memleketlerini terk etmek zorunda kaldı. Hatay’dan gelip Eskişehir’e yerleşen Ertan ve Ayla İnan çifti ve depremde yakınlarını kaybeden Eda Çolak, depremin üçüncü yıl dönümünde yaşadıklarını Anadolu Gazetesi’nden Meltem Karakaş’a anlattı.

“42 yıl yaşadığım Hatay’ın sokaklarında kayboldum”
Eskişehir Yıldıztepe Kooperatifi’nde çalışan Çolak ve İnan çifti, yeniden hayata tutunmaya ve yaralarını sarmaya çalışıyor. Depremden sonra 42 yıl boyunca yaşadığı Hatay’ın sokaklarında kaybolduğunu söyleyen Ertan İnan, evlerinin yan yattığını ve içine hırsız girerek eşyalarını çaldığını anlattı. İnan’ın eşi Ayla İnan ise hala kabuslar gördüğünü ve kendisini sallanıyor gibi hissettiğini ifade etti. Depremden 14 saat önce Eskişehir’e gelen Eda Çolak ise yakınlarından göçük altında kalanların olduğunu, depremden sonra Hatay’a gittiğinde kendisini annesiz, vatansız kalmış gibi hissettiğini söyledi.

“Anneannem göçük altında kaldı”
Depremden 14 saat önce Eskişehir’e geldiğini söyleyen Eda Çolak, birçok yakınının enkaz altında kaldığını anlattı. Hatay’a gittiğinde gördüğü manzarayı hiçbir zaman unutamayacağını söyleyen Çolak, “Ben 6 Şubat’tan 14 saat önce Eskişehir’e geldim. Bütün yakınlarımı orada bıraktım. Deprem olduğunu duyunca çok kötü oldum, sabaha karşı duydum deprem olduğunu. Yakınlarımızın evleri yıkılmıştı, anneannem göçük altında kalmıştı. Ama buradan gidememek de vardı, o çok daha zordu. Yani çok kötü bir süreç geçirdik. Kalmakla gitmek arası bir şey... Gittiğimizde gördüğümüz manzaranın korkunçluğu çok üzdü bizi, çok yaraladı bizleri” dedi.
“Kendimi annesiz kalmış gibi hissettim”
Hatay’da gördüğü manzara karşısında annesiz kalmış gibi hissettiğini söyleyen Çolak, Hatay’ın sadece fiziksel mekanlarını değil kültürel dokusunu da kaybettiğini anlattı. Çolak, “Şöyle bir şey: Bir çocuğun annesini kaybettiği zaman vatansız kalma hissi, evsiz annesiz kalma hissini hissettim orada ben. Yani vatanım, doğduğum büyüdüğüm mahalle, yer yoktu bizler için artık. Tekrar olur mu? İnsanlar el ele verirse belki o sıcaklığı tekrar yaşayabiliriz ama doku olarak tekrar aynı olmayacak. O bizi tamamen üzüyor. Hani bir çarşıya gidiyorum, bir merkeze gidiyorum diyemiyoruz” diye konuştu.
“Tarihi dokuyu bir daha yakalayamayız”
Tarihi dokunun tekrar yakalanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Çolak, “Yani diyorum ya o doku, o vatan... Yani bir toprak parçası üzerindesiniz, başka bir şey hissetmiyorsunuz. Benim memleketim ama benim değil. O doku gittikten sonra gerçekten çok farklılaştı. Hala zaten yerine oturamayan bir sürü şey var. Oturması zaman alacak ama o tarihi dokuyu bir daha asla yakalayamayacağız. Yakınlarım var; ailem orada, kardeşlerim, eşimin ailesi, kardeşleri... Hepsi orada” şeklinde konuştu.
“Ailem deprem sonrası açıkta kaldı”
Ailesinin tamamen açıkta kaldığını ifade eden Çolak, “Yani ilk üç gün hiçbir şey yapamadılar. Benim babamgil şehir merkezindeydi, tamamen açıkta kaldılar. Zoraki kardeşim Adana’dan geçip onları yanlarına aldı. Kaynanamgilin evleri bahçeli olduğu için kendilerinin çabasıyla derme çatma bir şeyler yapıp orada barındılar bir süre. Depremden böyle iki hafta sonra da yakınlarımı çağırdım Eskişehir’e bende kalsınlar diye. Geldiklerinde gördüğüm şey korkunçtu. İs vardı üzerlerinde, buruk bir yüz ifadesiyle... Isınma derdi çok ciddi boyuttaydı.Çünkü çok soğuk olmuştu o yıl. Çok üzücü ya, korkunç şeyler yaşadılar. Yıkanamadılar mesela. Lavabo ihtiyaçlarını kaynanamgiller bahçelerde karşılamak zorunda kaldılar” dedi.
“Tekrar Hatay’a döneceğim”
Çocukları okullarını bitirince tekrar Hatay’a döneceğini söyleyen Çolak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:“Şöyle bir şey diyeyim; ben depremden önce gelmiştim buraya, Eskişehir’e yerleşmiştim. Ara tatilde memleketime gitmiştim. Memleketimi özlüyorum, gitmek için can atıyorum ama çocuklarımın eğitimi için, çocuklarım devlet konservatuvarında okuduğu için şu an onlar için buradayım. Onlar bitirir bitirmez ben tekrar memleketime geri döneceğim.”
“Yan yatan evimize hırsız girdi”
42 yıl Hatay’da yaşadığını, şimdi ise memleketinden ayrı olmanın kendisine acı verdiğini söyleyen Ertan İnan, evinin yan yattığını ve çok badireler atlattıklarını belirtti. Yan yatan evine hırsız girdiğini, eşyalarının çalındığını söyleyen İnan, “Şimdi depremin ilk zamanlarından beri Eskişehir'e geldik. Şehir olarak güzel bir yere geldiğimize inanıyorum çünkü buradaki şehir bize kucak açtı. Burada yabancı hissetmedik. Yaralarımızı daha çabuk sarmamıza vesile oldu. Öncelikle Eskişehir halkına buradan teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Yani yaşadığımız şeyler aslında anlatılacak şeyler değil, sadece yaşanılabilir acılar. Çünkü ben 45 yaşındayım, yani 42 seneye kadar yaşadığım yerden soyutlanmak, oradan başka yerlere gelmek bizim için çok acı bir şey oldu. Çünkü sevdiklerimiz orada, vatanımız orada, evlerimiz orada. Çok büyük badireler atlattık deprem sürecinde. Benim evim yıkılmadı, yan yattı fakat bu süreçte evim çalındı, hırsızlar evime girdiler. Yani biraz zor konuşuyorum ama biraz zor dönemler atlattık. Şu an yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz, yaralarımızı sardık sayılır. Şimdi benim çocuklarım okuyorlar. Eğitimleri için şu an dönmeyi düşünmüyorum, ileriki süreçte de düşünmeyebilirim. Ama tabii ki zamanın bize ne getireceğini bilemeyiz” dedi.
“Her gün hala sallanıyor gibiyim”
Depremin üzerindenüç yıl geçmesine rağmen o günü unutamadığını ve hala kendisini sallanıyor gibi hissettiğini anlatan Ayla İnan,“Yani ben o geceyi her gün yaşıyorum. Daha atlatamadım, her gün hala sallanıyor gibiyim ve o çığlıklar hala kulaklarımda. Herkes birbirini arıyordu. O kadar zor bir şey ki hani anlatılması imkansız.Çok zor. Ve yıl dönümü yaklaştıkça daha da çok geriliyorum. O görüntü, o ses, o çığlıklar hiç kulağımdan gitmiyor. Zaten haftanın her günü rüyamda benim, hiç geçmiyor. Hep bir şeylerden kaçıp hep ağlamak, kaçmak başka da bir şey yok yani. 3 yıldır ben hep bunları yaşıyorum” diye konuştu.

“Çocuklarım Hatay’a dönmek istemiyor”
Çocuklarının artık Hatay’a dönmek istemediğini söyleyen Ayla İnan, “Çocuklarım dönmek istemiyor. Çünkü oraya gittiğimiz zaman o kadar koşulları kötü ki oranın şimdi. Yani dönmek istemiyorlar. Sadece sevdiklerimiz için bir hafta sonra "hadi Eskişehir'e dönelim" diyorlar gittiğimiz zaman. Onun dışında yok, dönmek istemiyoruz yani. Çünkü o samimiyet, o sıcaklık, o atmosfer yok artık orada” şeklinde konuştu.
“Yaralar hala sarılmadı”
Yaraların hala sarılmadığının altını çizen Ayla İnan, “Kesinlikle hayır. Hala çok sıkıntı çekiyorlar. Su sıkıntısı, elektrik sıkıntısı, yol sıkıntısı, ulaşım sıkıntısı; her şeyleri sıkıntı. Çünkü benim ailem de orada. Her gün aradığım zaman yeni bir macera anlatıyorlar bana” dedi.
“Rezerv alanları yüzünden insanlar çok uzak yerlere gitmek zorunda kaldı”
Hatay’da birçok yerin rezerv alanı ilan edildiğini ve insanların ayrıştırıldığını, komşularından ayrılmak zorunda bırakıldığını söyleyen Ertan İnan, “Tabii ki o sıcak ortamı çok çok özlüyoruz ama artık o doku tamamen kaybolmuş durumda. Çünkü insanlar sadece yaşam mücadelesi veriyorlar. Kimisi ailesini yitirmiş, kimi evini yitirmiş, kimi mahallesini yitirmiş. Ben dediğim gibi 42 yıl yaşadığım bir yerde kayboldum ve durup ağlamaya başladım. Çünkü gerçekten hangi sokaktan hangi caddeden geçtiğinizi bilemiyorsunuz. Öyle bir yıkım yani ciddi anlamda büyük bir yıkım oldu ve o yıkımın içerisinde siz daha da çok yıkılıyorsunuz. O eski dokuyu yakalamak, o eski komşulukları yakalamak çok zor. Çünkü bazı yerler rezerv alan altına alındı, o insanlar ayrıştırıldı. Yani çok uzak yerlere gitmek zorunda kaldılar. Ha bazıları şanslıydı belki köyde ailesi olanlar köylerine döndüler ama eminim o köy hayatına da uyum sağlayamıyorlar çünkü insanlar şehirde çalışıyorlar, iş yerleri şehirde. Gidip gelmek çok büyük sıkıntı, yollar sıkıntı. Ama inşallah düzelecek, biz buna inanıyoruz yani” ifadelerini kullandı.