Tepebaşı ve Odunpazarı hakkındaki iddialara tepki

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç Tepebaşı ve Odunpazarı hakkındaki iddialara tepki
A
a

Talat Yalaz, Tepebaşı ve Odunpazarı belediyelerine yönelik iddianameler üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin sert açıklamalarda bulundu.

CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt hakkında ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç hakkındaki ‘Görevi kötürye kullanma’ iddialarına ilişkin geniş bir kamuoyu açıklaması gerçekleştirdi. 



İTİBARSIZLAŞTIRMA OPERASYONU!

İdari sürecin ceza soruşturmasına dönüştürülmesi ve iddianame düzenlenecek boyuta getirilmesine tepki gösteren Yalaz, “Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerimize karşı yapılan itibarsızlaştırma operasyonunun altını açıkça çizelim: Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. Yalnızca iddialar vardır. Hukukun en temel ilkesi olan masumiyet karinesi hiçe sayılarak, henüz yargılama dahi başlamamışken kamuoyu nezdinde bir mahkumiyet algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı çevreler, bahse konu iddiaları fırsata çevirmeye çalışarak daha yargılama süreci başlamadan hüküm dağıtmakta; belediyelerimizi itibarsızlaştırmaya, kamuoyunda algı oluşturmaya ve siyasi rant üretmeye çalışmaktadır. Bu tutum, hukuk devletinin değil, siyasallaşmış bir düzenin dili ve yöntemidir” ifadelerini kullandı.

BELEDİYENİN GÖREVİ SUÇ DEĞİL!

Tepebaşı Belediye Başkanı ahmet ataç’ın yıkması gereken kaçak bir yapıyı yıktığı için yargılandığına dikkat çeken Yalaz, “Tepebaşı Belediyesi’ne ilişkin dosya, ruhsata aykırı eklentilere yönelik yapılan işlemler üzerinden şekillenmiştir. Davaya konu yere ilişkin yoğun şikayetler vardır. CİMER başvuruları vardır. Kolluk kuvvetlerinin tespitleri vardır. Belediye, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde gerekli uyarıları yapmış, denetim görevini yerine getirmiştir. Bir belediyenin asli sorumluluğu olan imar düzenini sağlama görevi bugün suç gibi sunulmaktadır. Oysa kamu düzenini ve şehir planlamasını korumak, belediyelerin görevidir; keyfiyet değil, kamusal sorumluluktur. Dava son derece ilginç bir davadır. Müşteki ‘Benim taşınmazımı neden yıktınız? Yıkmamanız gerekirdi.’ demiyor. ‘Benim binam kaçak yapıydı yıktınız. Peki diğerlerini neden yıkmadınız?’ diyor.  Tepebaşı Belediyemiz de diyor ki: başkalarını da yıktık. Senin taşınmazınla ilgili yürütmenin durdurulması istedin reddedildi. Diğerlerinden bir kısmı yürütmenin durdurulması aldı. Acil olan yerlerin bir kısmında doğrudan teminle yıkım yapıldı. Bir kısmında şartlar gereği yıkım ihalesi açıldı. İhaleye giren olmadı yıkılamadı. Ya da sonra ihale edildi ve bir kısmı daha sonra yıkıldı. Konu bu kadar basittir.  Ahmet Başkan ve bazı bürokratları; yıkmaları gereken kaçak bir yapıyı yıktıkları için yargılanıyorlar. Buradan hareketle biz biliyoruz ki mesele hukuki değil; buradan siyasi sonuç üretme çabasıdır” dedi.

Odunpazarı Belediyesi’ne yönelik ‘ihaleye fesat’ iddialarına ilişkin de açıklama yapan Yalaz, “Davaya konu akaryakıt ve petrol istasyonuna ilişkin ihalede ihalenin şartnamesi ilgili müdürlük tarafından hazırlanmış ve gerekli yasal prosedürler yerine getirilerek ihaleye çıkılmıştır. İhalenin olduğu gün ve saatte ihaleye katılacak olan istekliler ihale salonunda hazır olur ve teklif mektubunu da içeren belgelerini zarf içinde komisyona sunarlar, komisyon da zarfın içindeki belgeleri kontrol eder, belge kontrol tutanağına kaydeder. Belge kontrol tutanağının 13 nolu bölümünde ‘EPDK Akaryakıt Lisansı’ başlığı bulunmaktadır. İhaleye katılan iki firmanın da lisansı ve ekinde ihale şartnamesinin 7.2. maddesinde belirtilen ilk 5 akaryakıt firması ile çalışacağına dair taahhütnameleri de bulunmaktadır. Taahhütnamelerinde yazmış oldukları akaryakıt kuruluşlarının (Petrol Ofisi, Shell, Opet, BP, Güzel Enerji) 2022 yılı Haziran ayına ait EPDK Petrol Piyasası Sektör Raporu’na göre satış miktarı itibarı ile ilk beş firma olduğu görülmüştür. Bayiler bağlı oldukları veya bağlanmayı taahhüt ettikleri dağıtıcının lisansı altında faaliyet gösterir ve faaliyetleri dağıtıcı lisansının kapsamındadır. İhaleye katılacak olanların dağıtım lisanslı olabileceği gibi bayi lisanslı olması halinde ise mutlaka dağıtım lisanslı bir firma ile entegrasyon halinde olması gerekir. Katılımcı firmaların sundukları lisans ve taahhütname bu kapsamda değerlendirilerek, şartnameye uygun olduğu görülmüş ve ihale üstün kamu yararı da gözetilerek sonuçlandırılmıştır” diye konuştu.

HUKUKA AYKIRI DEĞİLDİR!

İhale kapsamında yapılan iş ve işlemler hukuka ve mevzuata uygun olduğunu vurgulayan  Yalaz,”İhale sırasında herhangi bir itiraz veya sonrasında ihalenin iptali için herhangi bir başvuru da olmamıştır.  Netice olarak söz konusu ihalenin muammen bedeli aylık 65 bin TL olarak belirlenmiş olmasına rağmen aylık kira bedeli en yüksek teklif itibarı ile 130 bin TL’ye yükselmiştir. Söz konusu ihalede 5 milyon TL peşinat alınmış ve sayıştay raporlarında da kamu zararı olmadığı açıkça ortaya konulmuştur. Keza ihaleyi alan firma taahhüt ettiği akaryakıt kuruluşlarından biri ile anlaşma sağlamıştır. Bu hali ile herhangi bir kamu zararı olmadığı, aksine kamunun menfaatinin olduğu açıktır. İhaleye birden fazla katılımcı olması da rekabetin olduğunun göstergesidir. İhale şeffaf şekilde gerçekleşmiş olup, hem yerel kanallarda hem de belediyeye ait sosyal medya hesaplarında canlı olarak yayınlanmıştır. İhalede görev yapanların rekabetin ortadan kaldırılması, engellenmesi veya sınırlandırılması yönünde bir çaba veya kastı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

MASA BAŞI SENARYOLARI!

2 başarılı belediye başkanı üzerinden bir algı inşa edilmek istendiğini söyleyen Yalaz, “Kayyum gibi gerçek dışı senaryolar bilinçli bir şekilde dolaşıma sokularak hem yerel yönetimlere hem de seçilmişlere gözdağı verilmek istenmektedir. Yurttaşlarımızın takdirini defalarca sandıkta kazanmış başkanlarımızı seçimle yenemeyenlerin, masa başı senaryolarla yıpratma çabası kimseyi şaşırtmamaktadır. Açık konuşalım; belediyelerimiz görevini yapınca suçlanıyor. Gelir artırınca suçlanıyor. Denetim yapınca suçlanıyor. Şeffaflık sağladığında hedef alınıyor. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın yanında durduğunda rahatsızlık yaratıyor. Bu tablo hukuk devleti refleksi değildir; bu tablo siyasetin yargı üzerinden dizayn edilmeye çalışıldığının en somut örneğidir. Tepebaşı’nda da Odunpazarı’nda da halkın iradesi vardır. Sandıkta alınmış güçlü bir meşruiyet vardır. Bu iradeyi yok saymaya yönelik her girişim, yalnızca iki belediyeye değil, doğrudan demokrasiye ve Eskişehir halkına yöneliktir” açıklamasında bulundu.

AK PARTİ İL BAŞKANINA ÇAĞRI!

Yalaz, açıklamasını şöyle sürdürdü: “İki davada hukuki değil, siyasidir. Buradan bu davaların çığırtkanlığını yapan AKP’lilere sesleniyorum. En iyi hukukçularınızı, en iyi avukatlarınızı bulun getirin. Canlı yayında hukuki boyutuyla tartışalım. AKP İl başkanı benimle canlı yayına çıkmaya çekiniyor. En iyi politikacılarınızı getirin. Canlı yayında siyasi boyutu ile de değerlendirelim. Kamuoyu önünde tartışmaktan korkmayın. En büyük terazi de en büyük tartı da halkın vicdanında ki tartıdır.  Ahmet Başkanın da Kazım Başkanın da bu davalarda yargılanan bürokratlarında yanındayız. Alnımız açık başımız diktir. Korkmadan yılmadan Eskişehir halkına hizmet etmeye ve mücadeleye devam edeceğiz.”

USULE AYKIRI!

CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım da konuya ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Sayıştay denetimi, daha doğrusu şu anda devam etmekte olan bir süreçten bahsediyoruz. Denetim sürerken, hatta Sayıştay müfettişi buradayken, müfettişin düşüncelerinin açıkça kamuoyuna beyan edildiğini görüyoruz. Ardından, Sayıştay raporu henüz tamamlanmamış ve denetim süreci devam ediyorken suç duyurusunda bulunulduğuna ilişkin bir açıklama yapıldı. Oysa normal şartlarda süreç bellidir. Sayıştay denetimini tamamlar, raporunu hazırlar ve eğer denetim sonucunda hukuka aykırı bir durum tespit edilirse, bunu zaten kendisi raporlayarak ilgili mercilere, savcılığa bildirir. Sürecin işleyişi bu şekildedir.

Ancak burada denetim devam ederken ve rapor henüz tamamlanmamışken ‘suç duyurusunda bulunuyoruz’ ya da ‘suç oluşmuştur’ şeklinde açıklamalar yapılması hem yargıyı yönlendirme anlamı taşır hem de usule aykırıdır. A partisi, B partisi, C partisi ya da herhangi bir kişi olması fark etmez. Bu tür süreçlerde esas olan, Sayıştay denetiminin tamamlanması ve ortaya çıkacak raporun sonucuna göre hareket edilmesidir” açıklamasında bulundu.
Kaynak : HABER MERKEZİ
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi