Haber: Hilal Köver
Eskişehir Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, ES TV’de yayınlanan Vaziyet programının konuğu oldu. ES TV Genel Yayın Yönetmeni Ali Baş ve köşe yazarımız Arif Anbar’ın sorularını yanıtlayan Çorum, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Mihalıççık’a gelecek olan doğalgaz ile ilgili konuşan Çorum, “Bir şehre doğalgaz gelmesi için 4 tane ağ var bunların bir tanesi ilçe belediyesi, bir tanesi bu işi yapacak gaz dağıtım şirketi. Eskişehir’de ki es gaz dağıtım şirketi, bir diğeri büyük şehir belediyesi bir de epilika ağı var. dolasıyla bir ilçenin doğal gazını gerçekleştirmesi için bu 4 kurumu birlikte bir proje ile ortaya koyması gerekiyor ki doğalgaz gelsin. Biz de seçimden hemen sonra çünkü doğalgaz bizim ilçemiz için temel ihtiyaçlardan bir tanesi çalışmalarımıza başladık, bu esnada da bu 4 ayak tada sağ olsunlar. Bize herkes çok olumlu yaklaştı, destek oldular. İşin neticesinde bundan sonra ki kısımda da, sayın cumhurbaşkanı da Eskişehir’i ziyaret ettiğinde enerji kaynakları doğalgaz talimatları ile söylemeleri ile bu işin daha da hızlanmasını sağlamış oldu” dedi.
300 MİLYON ÖDEMEMİZ KALDI
Belediyenin borçlarıyla ilgili konuşan Çorum, “Nüfusa bağlı gelişimler yaklaşık bu yılkı bütçemiz 13-14 milyon civarında. Biz belediyeyi devir aldığımızda 6 milyon civarında bir borcumuz vardı. Kasamızda da 68 milyar paramız vardı. Bu borçlarımız şöyle oluşuyordu. Maliyeye yaklaşık 98 bin lira paramız vardı. En son alınan araç gereç ekipmanlarımız vardı. Onlara 850 bin lira bir kredi çekilmişti. Sosyal güvenlik kurumu ve diğer kurumlara olan üç buçuk borç firmalara özel kişilere 560 milyon ve 1 milyon yeni başlayan belediye hizmet binasının yapımı için bir borçlanma olmuştu. Biz şimdi belediye hizmet binasını bitirme aşamasındayız muhtemelen bu ay taşınacağız. Geriye yaklaşık sekiz yüz milyon ödeme yaptık. 300 milyon ödememiz kaldı. Piyasaya olan 565 milyonu ödedik, maliye borcunu ödedik, onun dışında da diğer taksiti olan borçları ödedik şuan yaklaşık 1 milyon 800 lira gibi borcu ödedik” ifadelerini kullandı.
PAKETLEME TESİSİ YAPACAĞIZ
Tarımsal faaliyetlerden bahseden Çorum, “Biz şunu yapmaya çalışıyoruz Antep fıstığı yetiştirilecek bölgede Antep fıstığı üreteceğiz. Şeftali olan bölgede şeftali bahçesi yapacağız Mihalıççık Belediyesi olarak efendim ceviz olan bölgede ceviz üreteceğiz. Yani bunları da biz yapacağız ki hem o bölgedeki insanlar teşvik olsun hem de biz işin içerisinde olalım birlikte işi büyütelim. Biz üreten bir belediye olmak istiyoruz onun dışında şunu yapmaya çalışıyoruz yapacağız kırsalda üretilen bütün ürünlerin pazarlanması paketlenmesi üstlenmeye çalışıyoruz. Bunu başlangıç olarak benzer ilçelerde gerçekleştirdiler mesela Tepebaşı’nda da var. İşte üretici kadınların pazarı köylü üretici insanlar geldi şuanda 60’ın üzerinde insan geldi. Orada ürünleri satıyorlar ve şimdi bunu büyüteceğiz daha düzgün fiziki koşullar var. Haftada bir cumartesi günleri. Onun dışında da bizim daha önce belediyemize ait olan maalesef bugün arkadaşlarımızın milli emlak a devretmiş oldukları bir deposu var. Yanında kiraz alım merkezi ve 140 dönüm arası olan bir alan. Şimdi biz bu alanın tekrar bize devredilmesi için üretimlerimizi yaptık onu bekliyoruz. Bu gerçekleştiğinde bu alanda bir paketleme tesisi yapacağız ürünleri barkotladığımız sınıflandırdığımız yani bir zincir marketiyle satılabilir halde olan ürün haline getireceğiz” dedi.
GÜRLEYİK KONTROL ALTINDA OLMALI
“Eskişehirliler Mihalıççık’ı tanısalar emin olun her hafta sonu on binlerce insan Eskişehir’den Mihalıççık’ın o farklı lokasyonlarına gider ailesiyle hafta sonu zaman geçirmek için” ifadelerini kullanan Çorum, “Gürleyik gerçekten doğa harikası bir yer. Herkesin görmesi gereken bir yer. Ama maalesef bu güne kadar bu işle ilgilenen arkadaşlar sorunun kaynağına gitmektense sorunu sadece negatif birkaç söylemle geçiştirdiler ve sonuçta alamadılar. Bugüne kadar aslında tozu halının altına süpürdük hep öyle yaptılar. Şimdi çözüm şu ve ben bununla ilgili müracaatı da yaptım iki hafta önce Doğa Ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne gittim bir dilekçe vererek şunu talep ettim; Dedim ki burayı Çevre Şehircilik Bakanlığından talep edip bir milli park olarak projelendirerek bize de verebilirsiniz Kendiniz de çalıştırabilirsiniz ama bir proje dahilinde kontrollü bir şey olması gerekiyor. Çünkü Gürleyik’in şöyle bir durumu var derin bir vadinin içerisinde orada hava günlük güneşlikken bile yarım saat içerisinde yukarıda yarım kaya dediğimiz yerde yağmur yağsa sel riski var. Oradaki insanlar aslında tehlike içerisinde nitekim yakında bayram öncesinde bir sel geldi. 10’ayakın kişi mahsur kaldı ve ölüm tehlikesi geçirdi. Bizim personel olan arkadaşımız uyarmasa müdahale etmese olumsuz sonuçlarda yaşayabilirdik böylede durumları olan bir yer o yüzden kesinlikle kontrol altında olması gerek” şeklinde konuştu.
YUNUS EMRE’Yİ YAŞATAMIYORUZ
Yunus Emre’nin anlatılmadığını ve yaşatılmadığını belirten Çorum, “Çevresiyle de yaşatılmıyor, anlatılmıyor. Bunu biz Eskişehir olarak da başaramıyoruz. Sadece Mihalıççık özellikle değil tabi Eskişehir’de bir haftaya süren etkinlikler oluyor. Hem Valiliğin hem Büyükşehir’in ama yine de istenilen noktada değil. Biz şimdi bu noktada şunu yapmak istiyoruz. Yunus Emre sadece Mihalıççık Belediyesinin üstleneceği bir şey değil, çok büyük bir değer ve bu değer için herkesin seferber olması gerekiyor. Ve biz bu noktada Yunus Emre Vakfıyla, Vakfın Başkanı da Valimizdir. Vakıf Başkanı bu vakfın içerisinde Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi, üniversiteler, Ticaret Odası, Sanayi Odası oldukça geniş bir şey var. Onun dışında bilim çevresiyle Ahmet Yesevi üniversitesiyle Yunus Emre vakfıyla ve Yunus Emre’yi seven bütün sivil toplum kuruluşlarıyla şunu yapmayı hedefliyoruz. Amacımız 2020 Ocak ayında bir Yunus Emre Kültür Kent Projesi yani Yunus Emre kültür kenti için bir çalışma yapmak. Amacımız şu bu geniş katılımda bir çalıştaylar yapmak. Çalıştaylardan sonra şunu hedefliyoruz: Yunus Emre yüzyıl sonra etrafıyla nasıl olmalı? Yani şu anda geldiğinizde Sarıköy mekanı olan Sarıköy diye geçiyor bir köy. Gerçekten etrafında hiçbir şey yok. Ne konaklayacağınız ne yemek yiyebileceğiniz alt yapısı olmayan bir lokasyonda. Ama tabi şu noktada avantaj olarak görüyoruz bunu birilerinin öngörüşü yapmak gibi bir niyetimiz yok. Şunu istiyoruz bu çalıştaylardan sonra bilim insanlarıyla Yunus’un yaşadığı dönemin mimarisiyle onu anımsatacak şekilde o dönemin atmosferi hissedilecek şekilde bir proje çıksın ve bu projeyi sosyal bir proje haline getirerek yerinde fiilen olarak yapmak. Sonrasında da asıl amacımız Yunus Emre’nin felsefesinin yaşatılması. Şimdi Yunus Emre’nin sevgi felsefesi her dile çevrilebilir. Geleceğin ihtiyacı olan şey Yunus’un sevgi felsefesi ve Yunus’un sevgi felsefesini sadece Mihalıççık değil, Eskişehir değil tüm Türkiye’ye anlatılması gerekiyor. Biz bunu bu şekilde yaparsak hem Mihalıççık hem Eskişehir İç Anadolu’nun apayrı bir şehri olacak. Apayrı bir çekim merkezi olacak. Şimdi Yunus Emre’nin bir özelliği var ki edebiyatçılar gelir şiir severler gelir tasavvufçular gelir felsefeciler gelir herkes gelir. Çok yönlü biz bunu doğru şekilde aktarırsak ki aktaracağımıza inanıyorum” dedi.
TC TABELASINI HERKES GÖRECEK
Çorum, Belediye binasına TC ibaresinin neden getirilmediği ve Mihalıççık’ın düşman işgalinden kurtuluşunun neden kutlanmadığı ile ilgili soruya şöyle yanıt verdi: “Biz bir ay sonra yukarı taşınacağız çok basit şey yapmak istemiyoruz. Zaten yeni binamıza gittiğimize gelip görecekler arkadaşlar tabi ki asılacak. Burası Türkiye Cumhuriyeti, Mihalıççık da Türkiye Cumhuriyetinin belediyesi. Dolayısıyla T.C de orada asılacak. Şunu da söyleyeyim bunu da birileri söyledi diye değil. Atatürk’ün Anadolu aydınlatması olarak başlattığı hareketin biz devamını yapmak istediğimizi, bunu sadece sözle değil fiilen cumhuriyetin kırsallarını yaratmak istediğimizi belirtmiştim. Dolayısıyla böyle iddiası olan insanların Türkiye Cumhuriyeti kısaltması kullanmaması zaten söz konusu olamaz. Yeni binamızda inşallah bir ayın içerisinde tabelayı görecek herkes. Bütün ilçelerimizin benzer kutlamaları var. Biz de tabi bunu yapmak istiyoruz. Bununla ilgili olarak Genel Kurmay Başkanlığı’ndan resmi bir şey bekliyoruz. Biraz soru işaretli olan birkaç nokta vardı. İnşallah bunlar da netleştiğinde ondan sonra düzenli olarak, çünkü yapılan şeyin kesin olması lazım. Onun için Genel Kurmaya bir yazılı olarak irtibata geçip net tarih ile ilgili bir sonuç elde edeceğiz. Bugüne kadar zaten yoktu. Geçen sene bizden önceki arkadaşlar bir sefer kutlamışlardı. Ondan öncesinde de Mihalıççık’ın kurtuluşuyla ilgili herhangi bir etkinlik yoktu. Biz de ilçemizin tarihi ile ilgili olan özel günleri resmi olarak tespit ederek bunları kutlamak, yaşatmak isteriz. Anadolu çok özel bir coğrafya. İnanılmaz kadim bir medeniyet, bence Dünya’nın merkezi noktasında. Böyle güzel geçmişi olan bir coğrafyada tabi ki bugünler bizim için çok değerli.”
ÇEVRE KATLİAMI DİYE LANSE EDİLİYOR
Sivrihisar Beylikova ve Mihalıççık maden arama alanı genişletildiği ve birçok ağacın kesildiği hatırlatılan Çorum, “Ben bir madenciyim. Ben bir maden etiğine inanıyorum, meslek etiği de önemli. Şunu net ortaya koymak lazım; biz madenciliğe mi karşıyız, yoksa tahribata mı karşıyız. Hiç kimse bugünkü koşullarda ülkemizde madencilik yapılmasına karşı bence olmamalı, olamaz. Madenler üretilmeli. Biz maalesef dışa bağımlı bir ülkeyiz. Eğer madeni de üretemezsek bu farklı bir şey. Bence konuşulması gereken nokta şurası; bu madeni kimlerin çalıştırdığı. Biz kendi öz kaynağımızdan, kendi madenimizden ülke olarak ne kadar istifade edebiliyoruz? Bunun ne kadar nihai ürün haline getirebiliyoruz, ne kadar kullanıyoruz? Bence sorulması gereken soru bu. Kendi madenlerimizi kendimiz nihai ürün olana kadar yani son aşamasına kadar kendimizin yapması görüşündeyim. Ben de yıllardır madencilik yapıyorum ve mesleğimde de iddialı biriyim. Bugüne kadar milyonlarca ton maden ürettim ve Allah’a şükür yanımda hiç kimse ölmedi. Madencilik bir çevre katliamı şeklinde belirli çevreler tarafından lanse ediliyor ama öyle değil. Çok güzel uygulamaları da var. Bunun tamamen şeyi şudur; yasa, yönetmelik ve kontrol. Eğer bu mekanizmalarınız doğru işliyorsa
madencilik engellenmesi gereken ya da korkulacak bir durum değil. Biz maalesef farklı kişilerin söylemleri beklentileri ya da bakış açılarıyla bu konuları değerlendiriyoruz. Bir Alpu’daki santralin lokasyonuyla Mihalıççık’taki madenciliği de aynı kefeye koyuyoruz. Bu da çok yanlış. Neyin ne olduğunu iyi ayırt etmek gerekiyor. Mihalıççık Eskişehir’de ve Türkiye genelinde en eski madencilik yapılan bölgelerden bir tanesi. Son günlerde en çok gündeme gelen daha fazla alanda çalışacak vesaire noktalar şundan kaynaklanıyor; bakanlığın vermiş olduğu bir kanun vardır. Siz ruhsat alanınızın içerisinde tamamında çalışamazdınız. Belirli bir izin alanı içerisinde çalışıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
DENETLENİRSE SORUN YAŞANMAZ
Bakanlığın madencilere alan genişletme şansı verdiğini söyleyen Çorum, “Siyanürle altın aramaktan bahsederler. Teknik olarak siyanürle altın aranmaz. O zenginleştirme aşamasıdır. Ama vatandaş sanki her yerde siyanürle aranıyormuş gibi bir algı yaratılıyor. Çevreyle ilgili olaylar da öyledir. İşin niteliğine projeye bakmak lazım. Ben Mihalıççık’taki madencileri biliyorum. Bir seferde 185 bin ağaç kesmesi mümkün değil. İzin alanıdır, çalıştığı sürece bir tarafta çalışıyorsa öbür tarafı yeşillendirecektir, devam edecektir. Bilgi kirliliği var bu konuda. ÇED yapılan işleme bağlıdır. Bu işin sonunda eğer bir kirlilik yaratıyorsa ÇED isteniyor. Kirlilik yaratmıyorsa ÇED gerekli değildir” diye konuştu.
PROJELER KALICI OLACAK
Adularya’da bulunan kömürlü termik santralle ilgili konuşan Çorum, “Adularya’dan önce 25 yıl öncesine dayanan bir kömür madenciliği orada vardı. 3 tane farklı işletme. Hatta şeker işletmelerine ait olan bir işletme de vardı. Yarı kamu. Onlar da çalışıyorlardı. Daha sonra 2008 yılında bir termik santral projesiyle Adularya diye bir firma geldi. Ben de o firmada 2014 yılına kadar çalıştım yönetici olarak. Şimdi orada bir santral projesi var. Madenle ilgili olan kısımda bir problem yok ama santral ile ilgili olan kısımda bir kazan dizaynında bir hata yapıldığı söyleniyor. Dolayısıyla mevcut FETÖ olaylarından dolayı TMSF el koydu, işletilmiyor şu anda. 2-3 sefer ihaleye çıktı. Alıcı da çıkmadı. Çünkü ciddi bir yatırım var orada. Muhtemelen sene sonuna doğru anlaşma yöntemiyle birilerine verilecek, özelleştirilecek. Ondan sonra çalışacak. Orada bir maden rezervi var. Yatırım var. Bir çalışma var. Tamamen mevcut olaydan dolayı el koyulması. Geçmiş yıllarda buralarda Mihalıççıklılar çok ağırlıklı olarak çalışıyorlardı. Şu anda Mihalıççık’ın belirli köylerine gittiğinizde insanların çoğu madencilikten emekli olan insanlardır. Bugün çok fazla yok. Mihalıççıklı olup çalışanlar da Mihalıççık’ta oturmuyorlar. Alt yapı yok sosyal tesisler yok. Ben herhangi bir sosyal tesisi kafama göre yapmak istemiyorum. Bunu teknik arkadaşlar çalışıyorlar şu anda. Projelendiriyorlar. Atatürk Parkı diye bir parkımız var. Orayla ilgili olan projemiz de sona erdi. İnşallah yapımına kısa sürede de başlayacağız.
Yani Mihalıççıklıların hak ettiği şekilde, modern, ihtiyacı görecek şekilde projelerle gerçekleştireceğiz ve kalıcı olacak. Bugüne kadar yapılan tesisler kısa süreli bir süre çalıştı kapatıldı” dedi.
JALE HANIMIN ETKİSİ
CHP’ye geri dönüp dönülmeyeceği sorulan Çorum, “Bu saatten sonra polemik yapmak, siyaset yapmak, siyasi söylemlerle öne çıkmak gibi bir derdim yok. Tek derdim var; Mihalıççık halkının yıllardan beri ihtiyaç duyduğu hizmetleri gerçekleştirmek. Son yıllarda siyasi etik diye bir şey kalmadı ülkemizde. Sonuçta bir süreç yaşadık. Cumhuriyet Halk Partisi’nden aday gösterilmişken iş döndü dolaştı Demokratik Sol Parti’den aday olduk. Ben farklı bir çizgiye gitmiş olmadım. Demokratik Sol Parti de Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinden çıkan Atatürk ilke ve inkılaplarını benimsemiş sosyal demokrat solcu bir parti. Benim siyasi görüşüm de birebir aynısı. Ben kişiler, isimler üzerinden konuşmak istemiyorum. Polemik de olmasını istemiyorum. Ama insanlara yani bir hazırlık yaptığınızda, bir çalışma yaptığınızda, oradaki fiili durumu gördüğünüzde ona rağmen biz sizi yok sayıyoruz şöyle yapacaksınız dediklerinde buna uymazlar. Bunun da nedeni ilçeyi tanımayan, ilçeyle ilgili ilçenin kaderini belirleyen kişilerden kaynaklanıyor. Ben o dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisindeyken biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Eskişehir için Yılmaz Büyükerşen’e emanet ettiğini ifade etti. Eskişehir’i tanıdığını, Eskişehir’de başarılı olduğunu düşündüğü için de Yılmaz Büyükerşen’in kanaatinin düşüncesinin önemli olduğunu belirlemiş oldu. Aslında bunu diğer ilçelerde de yapıldı. Bir ilçeyi siyaseten kim bilir? O ilçeli olan milletvekili bilir. Muhtemelen süreç şöyle gelişti; Jale hanım da Mihalıççıklı olduğu için Mihalıççık’taki gelişmenin etkeni olduğunu ben de düşünüyorum. Abdülkadir Adar beyefendi il başkanı ama bir ilçeli olan milletvekili kadar söz sahibi olacağını düşünmüyorum. Muhtemelen Jale hanımın etkisiyle gerçekleştirdiğini herkesin düşünmesi mantıklı geliyor” ifadelerini kullandı.
ULUSLARARASI FESTİVAL OLMALI
CHP İl Başkanı Abdülkadir Adar’ın ‘Yuvana dön’ çağrısını da değerlendiren Çorum, “Abdülkadir Bey orda muhtemelen şu mesajı vermek istedi; Bu benim fikrim değildi. Ben öyle algıladım. Dikkat ettiyseniz ben seçim öncesinde bu süreçler yaşanırken de hiçbir zaman olumsuz demeç farklı bir söylemde bulunmadım. Kişilerin yaptığı şeyi kurumlara itham etmek doğru değil. Bir iki kişinin kişisel refleksleri bir partiye mal edilmemeli. Bu kararlar verilirken kimin dinlenmesi gerektiği çok önemli. Ben aslında şunu gördüm; ben mesela Mihalıççık’ta her kesimden oy aldım. Mihalıççık’ta çok özel bir durum daha gerçekleşti. Mihalıççıklılar şunu söylediler; bu yıllardan beri konuşulan Mihalıççık üzerinden siyaset yapanları, Mihalıççık ismini kullananları, sözde lobicilik yapanların aslında dönüp baktığınızda çok sonuç elde edilmediğini… Dolayısıyla Mihalıççıklılar dedi ki; ne o ne bu bir dursun bu
iş. Bu işin doğrusu burada. Buradaki seçim başarısını şuna bağlıyorum; kesinlikle doğru ekip. Doğru insanlar, Mihalıççık’ta yaşayan ve kabul görmüş doğru insanlarla oluşturulmuş olan bir ekip böyle bir sonucu getirdi. Ben bu ekibin beş yıl içerisinde Mihalıççıklıların beklediği işleri de yapabileceklerini düşünüyorum. Benim için seçim süreci, siyaset süreci, parti süreci bitmiştir. Beş yıl boyunca insanlar hangi ambleme oy bastılarda ben o amblemin altında belediyeciliği yapacağım. Örnek bir belediyecilik yapacağımızı düşünüyorum. Hiç siyaset yapmayacağız. Ben şuna inanıyorum; bir belediye başkanının yapacağı en iyi siyaset hizmettir. Biz bugün bütün siyasi partilere eşit, hoşgörüyle, Yunus’un felsefesiyle yaklaşıp onlardan da aynı şekilde destek alacağıma da inanıyorum. Özellikle Yunus Emre 2021 yılında şunun olmasını istiyoruz; uluslararası festival haline gelmesini istiyoruz. Bu atmosferin hem Eskişehir’e hem Türkiye’ye yayılmasını istiyorum” diye konuştu.
HEPİMİZİN AMACI AYNI
Yılmaz Büyükerşen’in desteklerini esirgemediğine vurgu yapan Çorum, “Benim herkesle aram iyi. Sağ olsun yılmaz Büyükerşen Hocamız da ilk günden itibaren desteklerini hiç esirgemediler. Onun da bu dönemde kırsal ile ilgili projeleri çok fazla var. Seçimden öncede biz paylaşmıştık. Benim amacım kırsaldaki düşündüğüm projeleri yapmak. Onların da amacı bu olduğuna göre diğer siyasi partilerimizin de amacı ilçeyi kalkındırmaksa hepimizin amacı aynı demektir. Bu amaç için de orada çalışacak birileri var. Bizleriz onlar da. Biz çalıştığımız sürece ben hepsinin bize destek olacaklarını, katkı sunacaklarını düşünüyorum. Bütün vekillerimiz ve siyasi partiler için söylüyorum; hepsinin kırsaldaki hayallerini biz gerçekleştireceğiz. Biz bunu yapmaya talibiz” dedi.
NÖTRÜM DEMESİ BENİ ÜZDÜ
CHP Milletvekili Jale Nur Süllü’nün seçimi kazandıktan sonra kendisini tebrik etmediğini belirten Çorum, “Şu noktada kırıldığımı söyleyeyim. Burada sanırım sizin programınızdı şey sordu seçimden sonra benim belediye başkanı seçilmemi nasıl değerlendiriyorsunuz yönünde bir soru iletilmiş kendisi nötr olduğunu söyledi. Şimdi bu bir siyasetçinin bence söylememesi gereken bir şey bakın bizim mesela benim en güçlü rakibim milliyetçi hareket partisinden aday arkadaşımızdı. Seçimden sonra yunus emrede MHP milletvekilimiz Sayın Nurullah Metin Sazak Beyle karşılaştığımızda şöyle bir cümle kurdu. Dedi ki biz seçimi kaybettik ama Mihalıççık Haydar Çorumu kazanmıştır dedi yani o kadar güzel gönül alıcı nezaket içeren bir söylem ki yani bu o sizin siyasi süreçte söylenen konuşulan her şeyi siler kaldırır. Olması gereken budur sonuçta bir süreç olmuştur. Rakip olan partinin bile milletvekili bu kadar nezaket gösterirken bu kadar güzel bir üslup kullanırken bizim beraber siyaset yaptığımız milletvekili olması için çaba harcadığımız partide çalıştığımız bir insanın nötrüm demesi bizi biraz beni üzdü açıkçası” ifadelerini kullandı.
YOLUMUZA BAKACAĞIZ
Önceki aylarda yaşanan sel felaketinde diğer vekillerle görüştüğünü ancak Süllü ile görüşemediğini ileri süren Çorum şöyle devam etti: “Utku Bey gelmişti diğer vekillerimiz geldiler. Jale Hanımı ben görmedim. Bakın bunu diğer partideki arkadaşlar da yapıyorlar. Bir belediye başkanı kimseye küsemez ben de küs değilim. Açıkça söylüyorum bir milletvekiline bir bakana diğer bir siyasetçiye küsme lüksü olamaz. Çünkü vatandaşın bir beklentisi var. Ben bugün artık bir belediyeyi temsil ediyorum ve ben bu belediye için yapılması gereken ne varsa kime gidilmesi gerekiyorsa herkese giderim. Dediğim gibi benim öyle kişisel şeylerim olmaz bu sadece kişilerin şeylerini dediğim gibi bunları da bir partiye mal etmek de doğru değildir bugün bende bir hata yapabilirim benim yaptığım hatayı demokratik sol partiye tamamını yansıtamazsınız bir program var uygularsınız. Kişisel hatamdan bahsediyorum ben böyle değerlendiriyorum o yüzden kişisel hataları onlarda yapabilir başkaları da yapabilir çok önemli değil benim içim kişilerin yapmış olduğu hatalar yolumuza bakacağız dediğim gibi inşallah Mihalıççık için güzel bir gelecek olacak.”