YAZIYORUM
UNUTTURMAMAK, GAZETECİNİN GÖREVİDİR!
Gelin zaman tünelinden geçerek 1993 Temmuzunun 2. gününe gidelim. Sivas Madımak Oteli’nde, aralarında halk ozanları Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen ve Hasret Gültekin, şairler Metin Altıok ve Behçet Aysan, yazar Asım Bezirci ile karikatürist Asaf Koçak’ın da yer aldığı 33 sanatçı, tiyatrocu genç, çocuk ve 2 otel çalışanı yakılarak katledildi. Aralarında yazar Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi ise katliamdan sağ olarak kurtulmayı başardı. Yaralanan Aziz Nesin’e yönelik linç girişimi de son anda engellendi. Otuz beş canın diri diri yakıldığı bu mekân daha sonra kebapçı dükkânı olarak yıllarca hizmet vermeye devam etti ne yazık ki! Bizler yıllar sonra yakılanın otuz beş kişiden ibaret olmadığını, aydınlık geleceğimiz yakılmakta olduğunu anlayabildik... Yakılmak, asılmak, hürriyetinden edilmek... Bu kavramlar, Anadolu topraklarında yüz yıllardır aydınların yazgısı olmaktan öteye gidemese de birileri hala koca yüreği ile tarihe tanıklık etmeye devam ediyor. Soner Yalçın’ın tutuklanması ile yarım kalan “Menekşe’den Önce” adlı belgesel, dostlarının yardımı ile nihayet tamamlandı. Halide Didem, Zeynep Altıok(Metin Altıok’un kızı) gibi isimlerin destek verdiği, Fazıl Say’ın da müziklerini yaptığı bu belgesel Pazartesi günü Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde gösterime girdi. Aslında başlıkta kullandığım bu cümleyi daha kapsamlı biçimde yıllarca sahnede söyledim ve söyleyeceğim. Sanatçı, tarihe doğru tanıklık eden ve yaşanmış gerçekleri unutturmamak için her türlü zulmü göze alan kişidir. Bu sözü salt gazetecilere indirirsek öylesine minik bir rakam ortaya çıkıyor ki zira...
Menekşe’den Önce belgeseli(ya da filmi) bakalım hangi duyarlı sinema salonunda bizlere sunulacak?
DIŞARDAN GAZEL
2 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.30 sıralarında Yenikent 5,3 şiddetinde sallanmış. Bu sallanmanın nedeni bir deprem veya artçısı da değilmiş. Yenikent dolmuş son durak yakınlarında bulunun şoför evleri (esnaf evleri olarak da söylenir) meydanlığında “hayret” dedirten bir ülke manzarası görülmüş. Gecenin yarısında sessizliği bozan ve yakın çevredeki insanların aklını başından alan olayın nedeni ise HAVAİ FİŞEK patlatılması imiş. İnsanların, emniyetin gözünün içine bakarak hiç çekinilmeden yapılan bu havai fişek kutlamasının tüm yasaklara rağmen gerçekleşmesinden rahatsızlık duyanlar da umutsuzlar. Zira 155 alo imdat görevini yapıp olay yerine ekip sevk etse de hiçbir şey değişmiyor, her hafta farklı yerlerden bu gümbürtülerin koparılmasına devam ediliyor. Yani yasa tasaya dönüşüyor anlayacağınız yaptırım olmadığı sürece!
OZANCA
Bir şey kaldı ardından
Sözleri aklımdan çıkmış
Yarı şarkı, yarı türkü
Öyle bir ağıt
Yanıyor şimdi
Gittiğin yollara bakıp
Ezgisi yarılanmış
Damlarda kediler suskun
Bilmediğin şeyler sana ağlıyor
Yaseminler o zamandır küskün
Koku vermiyorlar artık bahara
Keşke bir ayrılık hediyesi verseydin bana
Seni, kokunu, tenini, her şeyini onda bulurdum
Sen bilemezdin
Her akşam onunla avunurdum
Gözlerim parlamıyor eskisi gibi
Avurtlarım çökmüş benimle beraber
Ağıtı mırıldanırken
Başını omzuma yaslar
Bir garip keder
O susar, ben susarım
İçimi yakar hasret diye bir dost
Anlarım, bilirim; sana susarım
Kardeşim Adem Yalçınkaya-Sinop