Geçen haftaki yazımda Uluslararası Türk Dünyası Çevre Sorunları Sempozyumuna ilişkin bilgileri vermiştim. Yazımın yayınlandığı 25 Kasım günü başlayan etkinlik, 25-26 Kasım 2013 tarihleri arasında düzenlendi. Oldukça etkili konuşmaların ve konuşmacıların yer aldığı etkinlik kapsamında ayrıca Tıbbi Bitkiler Sergisi ve daha önce Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü’nün 17 Ağustos depremini anma etkinlikleri kapsamında İnşaat Mühendisleri Odası ile ortak olarak 81 ilde 100 noktada eş zamanlı olarak açmış olduğu deprem bilinci kazandırma sergisi de yeniden sunuldu. Dünyada ilk kez Anadolu Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü, Botanik Araştırma ve Uygulama Birimi, Çevre Sorunları Araştırma Merkezi ve Mühendislik Fakültesi ortak girişimleri ve TODAİE, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı, Eskişehir Valiliği ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirilen Uluslararası Türk Dünyası Çevre Sorunları Sempozyumu’nun son gününde düzenlenen panelin ardından bir sonuç bildirgesi hazırlandı ve kamuoyuyla paylaşıldı. Sonuç bildirgesinde karara bağlanılan hususların Türk Keneşi’nce takibi için iletilmesine karar verildi. Bildirgede yer alan hususlar aşağıdaki gibi şekillendi.
• Türk Dünyasında çevre konusunda nitelik ve nicelik açısından uzman personel yetersizliği bulunmaktadır. Bu sorunun çözümünde özellikle ülkemizin Türk Dünyası içerisinde fiziksel planlama, tasarım ve çevre konularında çalışan kamu personeline eğitim desteği vermesinde yarar vardır.
• Türk Dünyası Çevre Sorunları Sempozyumunun her yıl geleneksel olarak, farklı bir ülkede tekrarlanılması önerilmektedir.
• Türk Dünyası ülkeleri genelinde ortak bir tarım ve hayvancılık politikalarının oluşturulması, küresel iklim değişikliklerine bağlı olarak ortaya çıkan susuzluk ve kuraklık, doğal afetler, erozyon ve çölleşme ile mücadelede ortak hareket edilmesi gerekmektedir.
• Türk Dünyasında mevzuat ve kurumsal yapılanma gereksinimi (merkezi ve yerel düzeyde) önemli sorunlara yol açmaktadır. Avrupa Birliği müktesebatına göre yapılanmış bir çevre mevzuatı olan ve kurumsal yapılanmasını aynı müktesabata bağlı olarak şekillendirmiş ülkemiz bir örnek teşkil edebilir ve bu konuda Türk Dünyasının acil destek verebilir.
• Türk Dünyasındaki çevre konusunda teknik ve akademik altyapının geliştirilmesi ve güncellenmesi amacıyla, ilgili ülkelerdeki ilgili kurumların temsilcilerinden oluşan bir komisyon oluşturulabilir. Bu komisyon aracılığıyla öncelikle desteklenecek alanlar tespit edilerek, ilgili ülkelerin bilimsel araştırma kurumları arasında bir ortak proje desteği programları oluşturulabilir. Böylece Türk Dünyası ülkelerinin küresel-ulusal-bölgesel ve yerel düzeyde çevre sorunlarına yönelik araştırmaların yapabilmesinin sağlanması uygun olacaktır.
• Ülkelerde çevresel sorunlara yönelik farkındalığın ve bilincin geliştirilmesi, bu amaçla televizyon vb medya organlarının da desteğiyle ortak bilinçlendirme çalışmaları yapılması gereklidir.
• Sınıraşan sulardaki kirlilik, sınır ötesi kirlililik (petrol, doğalgaz vb.), sağlıklı ve temiz ürün sorunu (GDO, radyoaktif kirliliğe maruz kalmamış ürün), atıkların geri dönüşümü konusunda politika ve uygulama eksikliği, bu konularda kamu düzenlemeleri çerçevelerinin ve konuları destekleyecek kamu müdahaleleri ve mevzuatının birlikte yapılandırılması için gerekli çalışmaların ivedi olarak başlatılması gerekmektedir.
• Türk Dünyası ülkelerinin çevre alanında uluslararası politikalar ve strateji belgelerine taraf olmaması (standart ve taahhütler) örneğin iklim değişikliği konusunda politikalar olmaması, bu hususlarda ortak politikaların geliştirilmesi gereklidir.
• Devlet programlarında yer almasına rağmen çevre konularında uygulamada yeterince başarılı olmuyor. Bu bakımdan ilgili ülkelerce ortak bir izleme ve denetleme mekanizmasının oluşturulması gereklidir.
• Hazar denizinde petrol kaynaklı kirlilik olması, Aral ve Urmiya gölünün kuruması, ölmesi, sınırları olan ülkelerin sorumsuz davranışı gibi konularda uluslararası kamuoyunda Türk Dünyası ülkelerinin birlikte hareket ederek, kamuoyu oluşmasını sağlamak yönünde güç kazanması, bu amaçlarla uluslararası fon desteğinin alınması konusunda da güç birliği yapılmasında yarar vardır.
• Çevre sorunları ile ilgili veri tabanı yetersizliği, bilgi ve iletişim teknolojilerinin bu alanda etkin kullanılamaması, bu amaçla kültürel, fiziksel ve doğal çevre – peyzaj özelliklerinin oluşturulmasına ilişkin ortak bir metodoloji tanımlanması, ülkemizin konu ile ilgili Avrupa Birliği müktesabatına bağlı yapılanmasının ilgili ülkelere transferi ve gerekli teknik ve idari desteğin ülkemizce sağlanması, bu veri tabanının hem çevre sorunlarının hem de afet yönetimi amacıyla kullanılmasını sağlayacak arayüzlerin yapılması gerekmektedir
• İlgili ülkelerde afet bilincinin artırılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.
• Küresel iklim değişikliklerine bağlı olarak kısa, orta, uzun vadede tarım, ormancılık, sağlık, turizm, su yönetimi gibi öncelikli sektörlere dair Türk Dünyası genelinde bir projeksiyon ortaya konması ve buna bağlı eylem planlarının ortak olarak düzenlenmesi gereklidir.
• Türk Dünyası Tematik Parklar, Fuarlar düzenlenmesinde yara vardır.
• Türk Dünyası Çevre Sorunları Uluslararası Platformunun Türkiye’nin öncülüğünde oluşturulması, Türk Dünyasında yer alan tüm ülkelerin her birinin kendi ulusal platformlarını oluşturarak belirlenen ortak hedefler doğrultusunda çalışmaların yapılması uygun olacaktır.
• Platforma ait WEB portalının oluşturulması, Türkiye’nin taraf olduğu kültürel-tarihi peyzaj – çevre özelliklerinin tanımlanması ve gelecek nesillere aktarılması kaygısıyla oluşturulmuş, sonrasında fiziksel ve doğal peyzaj özelliklerini de kapsayacak şekilde genişletilmiş olan Avrupa Peyzaj Sözleşmesine benzer Türk Dünyası Peyzaj Sözleşmesi’nin hazırlanarak imzalanması son derece önemlidir.
• Çevre sorunları ve afet yönetimi konusunda ortak politika, ortak strateji, ortak hedef ve ortak eylem planı ortaya konması gerekmektedir.
• Çevre konusunda Türk Dünyası ülkelerine ait uluslararası bir fon oluşturulması, yatırımlar için küresel sermaye ve küresel şirketlerden destek alınması gereklidir.
• Geçiş ülkelerinde yönetimde sürekliliğin sağlanması için ortak ekolojik kurumsal yapının kapasitesinin artırılması gereklidir.
• Türkiye ve Azerbaycan arasında işbirliği çerçevesinde bölgesel güç oluşturması, bölgesel ekolojik merkezlerin kurulması uygun olacaktır.
• Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan arasında çevre sorunları ile ilgili eğitim programlarının düzenlenmesi, öğrenci-öğretim üyesi değişim programlarının yapılması son derece önemlidir.
• TİKA desteğinin alınarak yapılacak çalışmalar için finansman sağlanması gereklidir.
• Uluslararası kuruluşlarla işbirliğinin geliştirilmesi önem kazanmaktadır.
• Yapılan çalışmalar için izleme ve denetim mekanizmalarının oluşturulması gereklidir.
• Türk Dünyasında biyolojik çeşitliliğin korunması maksadıyla ortak gen-tohum bankası kurulması ve bu konuda işbirliği platformunun oluşturulması gereklidir.
• Türk Dünyası ülkelerinde karbon ayakizinin, ekolojik ayakizinin azaltılması konusunda gerekli olan iktisadi araçlarda dahil çeşitli araçların ve politikaların ortak olarak yapılması gereklidir.
Umarım bu sıralanan hususlar ivedilikle yaşama geçer ve Türk Dünyası olarak çevre açısından sorunun değil, çözümün parçası olunabilir. Herkese iyi haftalar...