Tüm gazetecilere değil, sadece ahlaksızlara!

Öğretmenlik mesleğimin son yıllarından itibaren, yani emekliliğime birkaç yıl kala medya içerisinde buluverdim kendimi. Kanal

11 Haziran 2012 00:00
A
a
Öğretmenlik mesleğimin son yıllarından itibaren, yani emekliliğime birkaç yıl kala medya içerisinde buluverdim kendimi. Kanal 1 televizyonunda başlamıştım ilk kez program yapmaya. Daha sonra Ege TV, İzmir TV ve TV 35 kanallarında “Bizim Türkümüz” ve “Kent Ozanı” programlarını yıllarca sürdürdüm. Çoğu uydudan yayın yapmaktaydı bu kanalların. İzmir’de başlayan bu serüven yaklaşık on iki yıldan bu yana sürüyor. Köşe yazarlığım da, ilk göz ağrım olan Gazetem Ege’de kesintisiz olarak Eskişehir’e geldiğim yıla dek sürdü…
Çok emin olduğum bir konu vardır lütfen buna inanın. Hayatta en iyi kendimi tanırım. Eksiğimi, gediğimi, sevdamı, vazgeçilmezlerimi, değersiz saydıklarımı, cesaretimi, korkularımı aklınıza ne gelirse insanoğlunun duygularından yana hepsini sayabilirim. En iyi kendimi tanırım dostlarım. Bu yüzdendir ki haddini bilmek gibi, erdemlerin başında geldiğine inandığım bu değere sahibim. Bilmediğim konularda lakırdı etmem, dinlerim bilge kişiyi yüreğimi katarak. Bilgeden korkmam, çünkü öğrenmeye her daim açım. Sayarım bilgili, paylaşımcı ve deneyimli kişileri…
Eskişehir’de 26 Aralık 2010 yılından itibaren Es TV’de “Kent Ozanı” programını, 15 Temmuz 2011 yılından itibaren de Anadolu Gazetesi'nde köşe yazarı olarak yazmayı sürdürmekteyim. Bu güzel kentte asıl tanınmamda çok farklı bir formatta altı aydır yaptığım “Günaydın Eskişehir” programımın önemli katkısı olduğunu net olarak biliyorum. Bu süreçten itibaren yazılarım daha da çok okunur, takip edilir oldu. Ve en çok vurgu yaptığım konulardan biri olan medya dünyasındaki bazı kirliliğe dokundurmalarım insanların ilgisini çekti. Hele ki en son yazım “Siz Gazeteci misiniz” başlıklı yazıma bir hayli tepkiler geldi. Oranlama yaparsam, yüzde doksanlarda iltifat ve takdir sözcükleri vardı. Bazı dostlarım da neden genelleme yaptın, namuslu yazarları da kattın dediklerinde şaşırdım. Öylesine net yazmıştım ki aslında kendimce. Yazılarını her sabah okumaktan haz duyduğum ve adlarını sıkça vurguladığım değerlerimizi öylesine sıkça zikretmiştim ki programlarımda oysa! Her gazeteden, (yani sekiz yerel gazetemizden) hem kişiliğini hem de yazılarını takdir ettiğim bu omurgalı insanların bana alınmayacağını zaten bilmekteyim. İyiler ve kötüler diye kendi listemi oluşturmamın da anlamsız ve komik olduğunu düşünmekteyim… Eskişehir halkının takdirini kazanan sevilmiş, adları en ufak bir söylentiye karışmamış bu aydın insanların bana kırılmaları aklımın ucundan bile geçmez. Sempati duyduklarını da bilmekteyim, hissetmekteyim. Ve bu değerli kalem sahiplerinin benim onlara saygıdan öte bir duygu beslemediğimi bildiklerine içtenlikle eminim…
Adı “bankamatik canavarı” olarak tarihe geçmiş, bireysel çıkarları adına her türlü şantaj ve tehdidi mubah saymış, lüks eğlence mekânlarına bu yollarla sıkça giden, üç kuruş kazancıyla beş kuruşluk viskiyi işkembesine indiren biri mademki benimkini, yani adımı ağzına almış ve günahı olmayan gazetecileri provokasyona getirmeye çabalamış. Mademki cemiyeti şunu bunu işin içerisine sokmaya kalkmış. Ve demiş ki öfkesinden; “gazetecileri aynı kefeye koymuş”. Ben gazetecileri sadece gazeteci kefesine koyarım hâlbuki… Öyleyse bunun gereğini yapacaktır o dallama... Belki şimdiye dek kimse dillendiremedi(bir nedenden ötürü) bu bankamatik canavarının ne b.k yerken yakalandığını, tarihe kirli bir not düşülmüş bu arsızla, yediği haltla ilgi olarak… O ve onun gibiler bilsin ki ezberlerini bozacağım, Eskişehir’ime hiç yakışmayan bu parazitleri Eskişehirlime net bir biçimde deşifre edeceğim. Çünkü artık bu arsızlar, bu yolsuzlar için kandıracakları bir ortam kalmamıştır. Yolun sonu görünmüştür. Bunlar gazeteci değildir ve layık oldukları eski mesleklerine geri döneceklerdir…
Kovulduğu her gazeten bir başka gazeteye başlamak için daldan dala atlayan sincaplar mesela neden alınmazlar? O sincaplar ki her gazete patronunun dünya görüşü ve iş ilişkilerine göre kalem oynatmayı hüner sayarak, X gazetesinde iktidar yanlısı, Y gazetesinde liboş, Z gazetesinde sosyalist elbiselerini giymişlerdir yerine göre. O gazeteciler ki bir gazete patronunun etrafında pervane olup işe alınmayacağını anladığında, ancak taklalar atarak başlayabildiği bir başka gazeteye geçer geçmez; oryantallik yaptığı halde kendisini işe almayan kişiyi karalamayı hüner saymaktadır. Karaladığı bir başka kurumda kendi eşinin de çalıştığını unutup patronun emri doğrultusunda kalemşorluk yapabilmektedir. Bir başka utanç örneği de şudur. Halk arasında şu kişiden, bu kurumdan maaş alan gazeteci damgasını yiyenlerle onun, bunun, şunun evinde bedava kiracı olarak oturuyor şaibesi altında ezilenler buna bir açıklık getirmelidir artık. Demelidirler ki; bu sözü söyleyenler ispat edemedikleri müddetçe “alçaktırlar”…
Kalemini satmayan, toplumsal çıkarları baş tacı eden, kişiliğini rakı şişelerinin içine sığdırmayacak kadar koca yürekli, Eskişehir medyasının nice onurlu yazarlarına sevgi ve saygıdan öte bir his üretmez bu yürek. Sözün özü de budur! Yarası olan epeyce daha gocunacaktır…
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi