NARKOZ İSTİYORUM!

YAZIYORUM NARKOZ İSTİYORUM! Gün ışıması ile dağıtılan gazetemizin sizlere ulaştığı şu saatlerde minik bir operasyon

28 Eylül 2012 00:00
A
a
YAZIYORUM
NARKOZ İSTİYORUM!
Gün ışıması ile dağıtılan gazetemizin sizlere ulaştığı şu saatlerde minik bir operasyon geçirmek üzere “narkoz” sayesinde derin uykulara dalmış olacağım. Olacağım diyorum çünkü yazılarımızı bir gün önceden yollarız gazetemize. Toplumsal acılara duyarlı kişiler gibi ben de kendi nefsimle ilgili taleplerimi ikinci planda yerine getirenlerdenim. Bu yüzden bazen vücudumun iflas ettiğini geç fark edenlerdenim.
Aylardır şehit haberleri, ülkenin karanlığa adım adım sürüklenişi fizyolojik acılarımı hep öteledi.
Dayanılmaz sızılara direncim mukavemet edemeyince de soluğu acillerde aldım günlerdir. İlk kez bir ameliyat geçireceğim. Korku değil bu ama insanca bir kaygı var yüreğimin duvarlarında yankılanan. Evimde sözüm ona istirahat halindeyim ama elimde kumanda, televizyon haberlerinin biri bitmeden diğerini açıyorum.
Yine şehitler, yine gencecik evlatların hazin sonu, yine basiretsiz açıklamalar. Terörün çözümünde “İmralı sidiklisinin” muhatap alınması gereğini telkin eden zavallılar sürüsünün trajikomik görüntüleri. Ruhum daralmasın diye bir başka kanala geçerken Fatih Ürek’i görüyorum “hadi hadi hadi” şarkısı ile kıvırtıyor. Yüzlerce yengeyi de stüdyoya doldurmuş, canlı yayında belden aşağı kıvırtıyorlar! Bunları da yüreğim kaldırmıyor, midem bulanarak umarsızca kapatıyorum televizyonu...
“Gerçekler acıdır” bu doğru ama benim ülkemin gerçekleri bir başka acı.
Ülkem insanının yarısı sanki büyülenmiş biçimde.
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, her koyun kendi bacağından asılır, tuzsuz aşım ağrısız başım, böyle gelmiş böyle gider felsefesinin yaşayan ölüleri kendi nefislerinin derdindeler.
Şehitler, ölümler, acılar ve kanamalı bir memleket iki kişiden birinin umurunda değil! “İstikrar” gözlüklerinin büyüsü ile şeker pembesi görüyorlar hayatın her karesini. Daha ameliyata girmeme çok saatler var.
Ama ben şimdiden almak istiyorum narkozu. İki kişiden birisinin ayakta uyuduğu ülkemde, uyanık kalmanın tarifsiz acısı var her hücrelerimin her zerresinde. Narkoz istiyorum, uyumak istiyorum, uyumak, uyu, uy…
 
DIŞARDAN GAZEL
“DAYANIŞMA GÜNÜNDEN” BİR NOT
Geçtiğimiz günlerde Tutuklu Gazetecilere Özgürlük etkinliği kapsamında bir sabah kahvaltısında buluştu duyarlı insanlar. Gazeteci yazar Ümit Zileli ve Sevgi Pekaydın İstanbul’dan konuk olarak katıldılar. Her şey ve herkes çoğunlukla samimi ve güzeldi. Bir tek “sunumlar” daha hazırlıklı ve ehil kişilerce olmalıydı dedim kendi kendime. Bir de, tutuklu gazetecilerin ürettiklerini satın alıp onlarla minik bir katkı sunmak ise amaç, gereğini orada yapmaktı doğru olan. Ama baktım ki bazıları kahvaltılarını yaptı, fotoğraflarını gerekli kişilerce çektirdiler, gittiler…
 
OZANCA
KÜLÜM KALDI
Düzen tutmaz oldu sazım
Sevdiğime geçmez nazım
Artık haddin bilmek lazım
Ateş söndü külüm kaldı.
Kupkuru bir dalım kaldı
Hasretlerde yandı gönlüm
Gurbet elde gülüm kaldı…
 
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi