İtiraf ediyorum!

<w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true" DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="9

22 Haziran 2012 00:00
A
a


Şeceremin merak edildiği şu sıralar, meraklıların işini kolaylaştırmak amacı ile tüm bilinmeyenlerimi kamuoyu önünde itiraf ediyorum...

Bunca yıllık yaşantımda beni Şinasi adı ile bilirler. Hâlbuki benim ilk adım Ahmet’tir. Rahmetli babam isimlerimin ve soyadımın ilk harflerinden romantik kişiliğini belirtmek amacı ile Şinasi’nin başına bir de Ahmet eklemiş. Yani isim ve soy ismimin kısaltılmasından çıkan sonuç A.Ş.K oluyor. Annesi de babası da belli olanlardanım yani. Elli olanları mutlu edemediğim için af dilerim...

Bir başka itirafım da şudur. Yerleşik biçimde yaşadığım her yeri sahiplenen bir yapım var. Beş altı yaşımdan itibaren Polatlı’da yaşadığımız için beni genellikle Polatlılı bildiler.

Daha sonra yirmi yıl İzmir’de yaşam sürdürdüğümden İzmirli sanatçı olarak algıladılar. Üstüne üstlük beni İzmirli Sanatçılar Birliği Başkanlığına layık gördüler. Hâlbuki Eskişehir Bozanlı bir baba(Manav boyu) ile U.Hamam köylü bir ananın ortak üretimi olarak Eskişehirliydim. Bu ikiyüzlülüğümü açıklamayı da borç sayıp açıklıyorum...

Babam dâhil, yedi ceddim Demokrat Parti (daha sonra A.P sonrası Özalcı ve şimdilerde malum parti) geleneğinin yılmaz savaşçıları olduğu halde, Kula sülalesinden ilk yüksekokulu bitiren ve ilk SOLCU yakıştırmasını alıp tarihe geçen kişiyim. Bu toplumsal ayıbımı da(!)paylaşıp vicdanımı rahatlatmak istiyorum...

Yirmi yıl hayatı paylaştığım çocuklarımın annesinden ayrılırken, sahip olduğumuz iki evimizi de eski hayat arkadaşımın üzerine devrettikten sonra ceketimi alıp onun hayatından çıkan ilk örnek keriz Türk erkeğiyim. Hemcinslerime kötü örnek olmamdan dolayı, verdiğim huzursuzluktan ötürü bu itirafı de ekleyerek rahatlamak istiyorum...

Hemcinslerime kötü örnek olmam bu kadarla sınırlı değil üstelik. Yıllarca medyanın önünde yer almama rağmen, sahnede şarkılarımla türkülerimle kitlelerin beğenisini kazanan bir kişi olmama rağmen; on dört yıllık yoldaşımı (hayat arkadaşımı) ne yazık ki(!) henüz daha boynuzlayamadım. Klasik Türk erkeği modelindeki gibi yaptığım zamparalıkları cemiyet lokalinde, konuk evinde ya da kıraathanelerde hemcinslerimle hayalarımızı ovuşturarak anlatacak anılara sahip olamadım. Af diliyorum tüm erkek(!) âleminden...

On sekiz yıl gibi kısa bir sürede sermayesini sekiz yüz kat büyüterek çocuklarını yurt dışlarında okutan, onlara çifte vatandaşlık kazandırıp, vapucuklar alarak yarınlarını garanti eden hünerli babalardan olamadım. Onlarca bestem, dört adet müzik albümüm, kliplerim olduğu halde medyanın istediği biçimde kıç çalkalayan popüler sanatçılarından da olamadım. Kalemimi nefsim uğruna oynatıp; çocuklarıma, eşime dostuma, akrabalarıma olanaklar sağlayan itibarlı ve yetenekli ve saygın zevatlar sınıfına hala giremedim. Bu yüzden de bazen otuz iki yaşındaki büyük oğlumun “bize namuslu olmayı öğrettin de ne oldu” eleştirisinden kurtulamadım. Bu yeteneksizliğimden dolayı oğlumdan da özür diliyorum...

Ben ne yazık ki alınmaması gerekenleri örnek aldım hayatım boyuca. Mustafa Kemal’i, Nazım Hikmet’i, Aziz Nesin’i, Neyzen Tevfik’i, Âşık Mahzuni’yi ve onların malı mülkü elinin tersi ile iten minnetsiz hallerini örnek aldım. Bu yüzen sermayemi kedilerime yükledim. Evimde üç tane birbirinden güzel kedim(Şanslı-Paşa-Benek) ve her şeyimi, ama her şeyimi paylaştığım bir de yârim var. Ha; 2002 model bir arabam, bir de bağlamamla mandolinim var sermayem sayılabilecek. İyi de ben bu itirafları neden yaptım ki? Keşke GOOGLE a girip baksalardı ya! Ya da Polatlı’nın eskilerinden veya İzmir’in ileri gelenlerinden birine soruverselerdi ya! TÜH...

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi