Halkın gönderdikleri.

<!--[if gte

15 Mayıs 2012 00:00
A
a


Yalnızlık duygusunun girdaba dönüşüp beni dibe çektiği dönemlerdeyim şu sıralar. “Neden” sorusunu sıkça sorup iç sesimle hesaplaştığım bu dönemde, bir başına kaderine terk edilmiş kimsesiz çocuklara benzetiyorum kendimi. Sanki çok uzak diyarlarda, dilini hiç bilmediğim bir toplumun ülkesinde yuvasız kuşlar gibiyim. Yaşama sarıldığım kökler eğer ki “Yaratan” kavramının içten sevgisine sarmalanmamış olsaydı, şu an yaşam anlamını yitirmiş olabilirdi kendi dünyamda. Anlamını yitirmiş hayatlar ne yazık ki kendi sonu hakkında hüküm verip infazını gerçekleştirir. İyi ki sevgi pınarlarım damar damar o yüce güç tarafından beslenmekte. İyi ki her şeye rağmen; insanoğlunun milyonlarca yıllık birikimi olan kin, intikam, sevgisizlik, kadir bilemezlik,  bencillik gibi irinlerine rağmen sevgi üretebiliyorum bu acımasız hayatta. Yaratandan ötürü sevebiliyorum yaratılmışı ve bu saydığım acımasızlıkları unutabilecek bir yürek taşıyabiliyorum hala… Dost ve dostluk kavramlarının piyasadan kaldırıldığı böylesi dönemde sığınabileceğim gücün dışında bir tek yârim kalıyor geriye. Sırtımı dönmekten asla korkmadığım, günlük hatalar karşısında affedip affedilebildiğim, nazımı çekmesi karşısında ise bayram çocuğu gibi mutlandığım, kıyamadığım ve kıymayacağına inandığım, başımı göğsüne koyup ağlayabildiğim ve gözümden akan her zehirli damla sonrası içimin rahatladığını hissettiğim dostum… Toplumsal acıların yüreğimde lavlara dönüştüğü bu günlerde karımın dün söylediği lafı öylesine beğendim, öylesine rahatladım ki. “Bak dedi, bu ülkenin tarihine bir bak! Kimler gelmiş, kimler gitmiş. Bir gerçek var ki bu halkın gönderdikleri bir daha asla geri dönememiş. Bak nice partiye, genel başkanlarına. Üst üste seçildiklerindeki kibir dolu açıklamalarına bir bak. Bu halk üst üste seçip ödüllendirir ama bir de gönderdi mi asla geri dönemez gönderdiği. Nazım’ın şiiri ile teşekkür ettim yürek sızımı hafiflettiği için ona. Karım benim! İyi yürekli, altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın.
Haydi, bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı. Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli
                        bir mahpusun karısı.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi