YazıYorum
EY MİLLETİN VEKİLLERİ!
Hayvanları Koruma Kanunu tasarısına karşı çıkan binlerce insan pazar günü çeşitli bölgelerde yapılan yürüyüşlerde buluştu. Hayvan severler, düşünülen yeni tasarıyla sokakta yaşayan hayvanların “Toplama Kampları”nda açlığa ve ölüme terk edileceğine dikkat çekiyor. 5199 sayılı kanunda yapılacak değişiklikler arasında geçen “uyutma” kelimesi ve sokak hayvanlarının toplanarak doğal yaşam parklarına götürülmesi bu mazlumların aleni katliamı olarak niteleniyor. Yasa tasarısında hayvan severlerin tepkisini çeken madde şöyle: “... Bu sebeple bakımevlerinde kısırlaştırılıp aşılandıktan sonra kayıt altına alınan sahipsiz hayvanların, hayvan bakımevlerinde yeterli yer olmadığı takdirde sahiplendirilinceye kadar, oluşturulacak olan sahipsiz hayvanlar doğal hayat parkında bakılması için düzenleme yapılmıştır.” Ayrıca kanun teklifinin gerekçeli 6’ncı maddesinde, “Bir canlının, sahipsiz veya güçten düşmüş olması, onun ölüm nedeni olamaz, olmamalıdır” denmesine rağmen, kanuna eklenmesi amaçlanan maddede güçten düşmüş hayvanların acısız şekilde “uyutulması” öneriliyor…
Ey milletin vekilleri! Kendinizi hangi dünya görüşüne yakıştırır, nasıl tanımlarsınız bilemem. Ama bildiğim bir tek gerçek var. İster din paydasında, ister Cumhuriyet ve vatan paydasında nerede daha duyarlı olduğunuzu savunursanız savunun.
Bir gerçek var ki sizin de saçının teline kıyamadığınız evlatlarınız, hatta torunlarınız vardır. Dokunmaya kıyamadığınız bu evlatlarınızın yaşam hakkının ellerinden alındığını sadece birkaç dakikalığına düşünün.
Politikacı gibi değil, birer insan, birer anne, birer baba gibi düşünün. Onları gözünüzün önünde ölüme terk eden duyarsız bir toplumu düşünün, seyirci bir toplumu düşünün. Büyük bir çoğunluğunuz bu dünyada sadece insanların üstün varlıklar olduğunu kabul edip bu kibirle “onlar hayvan” deyip geçebilirsiniz.
Ama böylesi bir yasanın altına attığınız imzanın bedeli olarak Allah’ın bu mazlumlarının bir ahı olarak en sevdiğiniz varlığı kaybettiğinizi düşünün.
Lütfen on saniye olsun düşünün! “Köpeğin duası kabul olsaydı” diye işi gırgıra vurduğunuz kibirli bir günde, O güzel Allah’ın size de bir ceza verebileceğini düşünün. Zira kibirli insanı sevmez yaradan!
Uzaktan Gazel
ÖĞRETMEN ARKADAŞLARIMA BİR ANEKDOT
Değerli bir bayan okurumun iletisini aynen paylaşmamı istemiş… “Ağabeyimle aramda bir yaş fark vardı. Üçüncü sınıftaydım, kapı çalındı ve bir kız öğrenci içeri girdi. Öğretmenimiz sizin sınıfınızdaki X’i, Türkçe defteriyle beraber rica ediyor… Gittiğimde ağabeyim tahtadaydı, beni de bir korku sarmıştı. Defterime baktıktan sonra ağabeyime bir tokat patlatıp “utanmaz, bak kardeşinin yazısı inci gibi…” dedi. Ağabeyim o yıl sınıfta kalınca babam ne yazık ki ikimizi de aynı sınıfa yazdırdı. Ve ağabeyimle çok uzun yıllardır hiç görüşmediğimiz gibi, hiçbir kardeşlik bağımız da kalmadı…” Hani bu nasıl öğretmencik demek geldi benim içimden izninizle! Babaya da söylenecek söz çok ama onu da siz tamamlayınız…
OZANCA
BAŞÖĞRETMEN
Atatürk benim Başöğretmenim,
Ne öğrendimse ondan öğrendim.
Yenilikleri hep o düşünmüş,
Milleti için ağlamış, gülmüş.
Çocuk kalbimle ilk onu sevdim
Atatürk benim, Başöğretmenimdir.
Tarık ORHAN