Bugün 12 Eylül!

YAZI<b style="mso-bidi-font-weight

12 Eylül 2012 00:00
A
a

YAZIYORUM


Cumhuriyet tarihimizin en karanlık, en utanılası günlerinden birinin yıl dönümü bugün. Bugün 12 Eylül… Tam otuz iki yıl önce bugün bu topraklarda insanlığın yüz karası kişilerce bir insanlık ayıbı yaşatıldı. Kardeşin kardeşi acımasızca katlettiği bir ülkenin uçurum kenarına gelmesini kasıtlı seyredenler, bir gecede bu kan gölüne son verdiler sözüm ona! Mahalleler bölünmüştü, insanlar bölünmüştü, okullar bölünmüştü ülkemde. On yılda bir darbe yapma geleneğini kanıksayanlar bu gelişmeler karşısında sadece pusudaydılar. Onlara verilecek talimatın gereğini yapmak üzere, senaryo gereği oyundaki sahnelerini beklemekteydiler. “Onlar” on yıl önce de böyle yapmışlardı zira! Bir emperyalist güç o zamanlarda da kullanmıştı bu gücü. Hem de kendi ülkesinin insanlarına karşı, hem de kendi halkının evlatlarına karşı acımasızca kullanmıştı. Nice gençler en güzel, en anlamlı çağlarını yaşamak üzereyken idam sehpalarıyla uğurlandılar bu yaşamdan. Yakıldı, yıkıldılar birer birer. Ocaklara o zaman da incir ağaçları dikilmişti…

Bugün 12 Eylül, insanlığın ve özgürlüğün katledildiği günlerden biri bugün! Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya, Nurettin Ersin, Nejat Tümer ve Sedat Celasun… Bu isimler tarihin utanç sayfalarına “kanlı harflerle” yazıldılar. 17 yaşındaki bir çocuğu, Erdal Eren’i astı Onlar(!) “Ne yapalım, asmayalım da besleyelim mi” dedi Onların(!) başı. Yirmi bin devlet memurunun canına okudular 1402 ile Onlar(!)

650.000 kişiyi gözaltına alıp, 1 milyon 683 bin kişiyi fişlediler zalimce. 517 kişiye idam cezası verip, bunlardan ellisini astılar Onlar(!) Yüz bin kişiyi örgüt üyesi diyerek yargıladı Onlar(!)

Gazeteler bir seneye yakın yayın yapamadı. Bini aşkın can, faili meçhul biçimde ya da işkencede katledildi… Ve bizler, 12 Eylül mağdurları… Panik ataklı, sendromlu ve mutsuz bebekleri dünyaya getirerek o aşağılık dönemin en doğru tanıklarını sunduk hayata…

Onlar(!) mı?

Yani “bizim oğlanlar”

Onlar(!) sırça köşklerde yaşamaya devam ettiler, değişen bir şey yok!

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&FOTOYORUM

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

DIŞARDAN GAZEL

 

Nerede o darbe şakşakçıları?

 

Kenan Evren, kendisini şakşaklayan yüce milletimin asil evlatlarına miting alanlarında soruyordu. “Ne yapsaydık yani, asmayalım da besleyelim mi bu anarşistleri?” Alkışlar çınlatıyordu alanları o konuştukça. O da neteküm kem küm lakırdıları ile Kuran-ı Kerim’den ayetlerle destekliyordu haklılığını. Alkışlar daha da çınlatıyordu alanları. “Allah razı olsun paşam” nidaları yükseliyordu gök kubbeye. Ve o halkın yüzde doksanından fazlası anayasa oylamasında Onları(!) destekledi. Otuz yaş ve altındaki evlatlarımız şunu bilmeliler. İşte o darbecileri o gün şakşaklayanlardan biri ya babanız, ya ananız, ya dedeniz-ebeniz, ya da yakın akrabanızdır. Kendilerini kandırsalar da sizi bari kandıramasınlar…

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

 

OZANCA

HAPİSHANEDE BİR SABAH TÜRKÜSÜ

Maltepe askeri cezaevinin avlusunda

Sisler içindeki Büyükada'nın karşısında

Oturmuş yazarım bu şiiri

 

Eylül başlarında bir Cumartesi sabahı

Lodos titretiyor ağaçları

Yağmur geceden yıkamış çiçekleri

 

Gökyüzü mavi, bulutlar beyaz

Ardından baharın geçti koca bir yaz

Hapisteyiz hala ve güzün ilk serinlikleri

 

Avlunun dört yanı dikenli teller

Tellerin gerisinde nöbetçiler bekler

Kapanır uykusuzluktan gözleri

 

On gündür çocuk sesi duymadım

Özledim "baba" deyişini kızımın

Özledim beni görünceki sevincini...

 

Hayatım benim, kırk yıllık hayatım

Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım

İçim burada da pırıl pırıl şimdi

 

Geçer, güzelim, bu günler de geçer

Sökülüp atılır dikenli teller

Koparır halk bir gün zincirlerini…

 

Ataol BEHRAMOĞLU

 

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

GÜLMECE

 

Neteküm, kem küm!

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi