Bir mektup!

Sayın Şinasi Bey, sizi ES TV’DEN yakından izliyorum. Demokrat kimliğinizle, Atatürk Cumhuriyeti’nin yılmaz savunuculuğunu, tavi

8 Mayıs 2012 00:00
A
a
Sayın Şinasi Bey, sizi ES TV’DEN yakından izliyorum. Demokrat kimliğinizle, Atatürk Cumhuriyeti’nin yılmaz savunuculuğunu, taviz vermeden inandıklarınızı çekinmeden söyleyerek yapmanız, bana nasıl kışın karların altından güneşi görünce umut ışığı gibi çıkan, bir kardelen çiçeğini hatırlattınız. Kardelen çiçeği farklıdır kışın o zor koşullarında bile doğaya meydan okuyarak kendini gösterir. Sizi bu açıdan kutluyorum. Ülkemizde yeni bir dünya kurmak için yapılan bağımsızlık, mücadele ruhunun en doruk noktasına ulaştığı dönemler benim gençlik dönemlerine geliyor. 1957 doğumluyum,1977 yılında o günkü adı ile yaykur, meslek yüksek okulu mezunuyum. O yıllar belki hatıralılarımızdan silemeyeceğimiz hatalar oldu ama asıl unutulmaması gereken ve bugün gururla benim hatırladığım sevgiydi, evet sevgiydi. Diyeceksiniz ki insanların birbirini kurşunladıkları yerde sevgiden nasıl bahsedebiliyorsunuz, o günkü gençler her şeyden önce ülkelerini, insanını seviyorlardı, dünyayı değiştirmek herkesin mutlu olacağı bir dünyayı arzuluyorlardı, bu aşırı sevgi ve bunun yanında gençlik ateşi zaman, zaman hatalara götürmedi değil. Ama idealleri vardı, bu ülkede sadece ben değil biz olalım, gerektiğinde ekmeğimizi, sigaramızı, aşımızı paylaşalım. Yeter ki gelecekte bu ülkenin insanları mutlu olsun istiyorlardı, önlerine sürülebilecek kişisel altın tepsileri bir tekmede reddederek insan sevgisi içersinde bu altın tepsiden herkesin pay alması en önemli amaçlarıydı. Başlığa bakınca bu yazılanların Yunus Emre ile ne bağlantısı var diyebilirsiniz belki ”gelin tanış olalım, işi kolay kılalılım, sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz” sözü ile bu ülkede sadece ben değil, biz olalım diyen o zamanın yurtsever gençleri arasında ne fark var. Son yıllarda Yunus Emre kutlama haftası yapılıyor, camilerde cuma vaazlarında hutbelerde yunus emre anlatılıyor, yemekler veriliyor, bu anlatılanları can kulağıyla kaç kişi dinliyor? Vatandaş Yunus Emre için yemek verilen yerde sıraya girmiş yemek yiyor, bu yemek niye veriliyor? Yunus Emre kim diye sorduğunda haberi yok, yemesine bakıyor, karnı doymadı ise sıraya bir daha giriyor, Allah kabul etsin deyip çekip 3 kişi bir araya gelip başlıyorlar dedikoduya, öncelikle kimisi üniversitede okuyan çocuğuyla, kimisi müteahhidin bir daire bir ev verdiğiyle, bazısı emekli maaşının yüksekliğiyle övünmek suretiyle başlıyorlar sohbete. Yılmaz Büyükerşen’in tramvay hattını Alâeddin Park’tan geçirirken parkı komple yıkacakmış sözlerine, diğerlerinin yıkamaz mümkün değil gibi asılsız dedikodularla muhabbetleri sürüyor. Sözde burada yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü diyen bir tasavvuf, felsefi şairimizi anıyoruz. Vatandaşı Yunus Emre, sevgi, saygı pek ilgilendirmiyor o fırsat bu fırsat yediğine bakıyor. Bu şehir, bu ülke için için ne yapabilirim fikrini bırak işine gelmeyenleri alakasız iftiralarla karalayabiliyorlar. Bazılarının anarşist nitelemesi yaptığı 70 yılların yurtsever gençlerimi, Yunus Emre’nin “tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz” sözünü doğruluyorlar? Yoksa babaları, mütahitten aldığı daire ile övünen, emekli maaşının yüksekliği ile sevinen gelişmişliği altındaki araba, binaların yüksekliği, cep telefonların bilmem nesiyle ölçen bir şimdiki gençler mi? Saygılarımla Yunus Bilgiç-Emekli…
 
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi