Anadolu'dan Gazetem Ege'ye...

Tam yirmi yıl olmuş İzmir çukurunda yaşam sürdürmüşüm. İzmir’de yaşamak denmez buna İzmir’i yaşamışım yirm

18 Haziran 2012 00:00
A
a
Tam yirmi yıl olmuş İzmir çukurunda yaşam sürdürmüşüm. İzmir’de yaşamak denmez buna İzmir’i yaşamışım yirmi yıl. Karış karış gezmişim sokaklarını; ilçelerinde, beldelerinde, dağ bayır köylerinde çekimler yapmışım. Okullarında (tam yedi okul) öğretmenlik yapmışım emekli olduğum güne dek. Kentin girişindeki lağım kokan körfezin zamanla arıtılıp, misafirlerini iyot kokusu ile karşılamasına tanıklık etmişim. İlk metro seferine binip bu güzel kentin metro ile sevgili oluşuna tanık olmuşum. Kirlilikten suratı kapkara olmuş bir EGE denizinin, zamanla maviye dönüşen sularında balıkçıların gün batımı sefasını izlemekten haz duymuşum...
Televizyonlarında programlar yapmışım yıllarca, Bizim Türkümüzden başlayıp Kent Ozanına dek. Alsancak gecelerinde güzide eğlence mekânlarında türküler şarkılar söylemişim yıllar boyu. Acil Bar, Nektar Bar, Ora Bar isimleri anıldığında hatırası olan nice dostumun gözlerindeki buğulanmayı görmedim mi sanıyorsunuz? Crowne Plaza’nın on dokuzuncu katında dünya müziklerinin en güzel örneklerini sunmuşum mandolinimle. İzmir’in nitelikli piyanisti sevgili Duygu Kartal ile birlikte koca iki yıl aralıksız yaşamışım ve yaşatmışız izleyenlerimize bu müzik hazzını...
 
Bir Eskişehirli olarak, İzmirli Sanatçılar Birliği Başkanlığı onurunu yaşamışım. Avni Anıl ve Mahzuni Şerif beste yarışmalarının fikir babalığını yapmışım. Ve bir Cumhuriyet Mitingi’nde bir buçuk milyon sayısındaki topluluğa türkülerimi söylemişim. Dört müzik albümü çıkartmışım bu yıllar içerisinde. Bestelerimi benden izin alarak okuyan sanatçı kardeşlerim beni İzmirli Sanatçı olarak algılayıp kabullenmişler. Yine İzmir’imde yaşadığım yıllarda üç Ulusal Müzik Yarışması’nda bestelerim ve yorumculuğumla finallere kalmışım...
Ve bir gün MİKROP’UN biri koluma girip beni(sadece adını bilip, sahiplerini hiç tanımadığım)götürdüğü GAZETEM EGE binasında sımsıcak yüreklerle tanıştırdı. “İşte sizlere bahsettiğim Şinasi Ağabeyim bu” dediğinde sanki ben onları yüz elli yıl ötesinden tanıyordum... Dün bir vesile ile google’dan kendimle ilgili bir haberi takip ederken yolum işte bu ilk göz ağrımla, Gazetem Ege’nin internet sayfası ile kesişiverdi. Baktım ki sevgili çınarımız Hilmi Bey, Zeynep Tan başta olmak üzere beni o aileden silmemişler hala. Fotoğrafım ve yıllar önceki yazılarım ve en önemlisi yerim duruyor. Hâkim olamadım gözyaşlarıma. Dedim ki bu nasıl bir İzmir çukurudur, nasıl bir Gâvur İzmir’dir ki insanın yüreğine işledi mi silinmek bilmez! Özledim sizi demek geldi elim telefona gidip. Yazmak daha anlam kazandı sonraları. Yazarak onlara “sizi çok özledim ilk göz ağrımın insanları. Ben Eskişehir’imin onurlu sesi bir gazetede, Anadolu Gazetesi’nde yazmaya devam ediyorum. Çünkü bu kente güneş ANADOLU’DAN DOĞUYOR. Ve hala yaramaz çocuk olmaya devam ediyorum... Yazdıklarım toplumun daima yararına olsa da; yaramazlığa devam ediyorum... Ve size teşekkür ediyorum Çınar’larımın Hilmi’si, Nevin’i, Serdar’ı, Burhan’ı... Teşekkürler ailem...
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi