Jeoloji Yüksek Mühendisi İsmet Elma, ESTV ekranlarında yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programının konuğu oldu. Gazeteciler Ayşegül Hümmet ve Kerem Akyıl’ın sorularını yanıtlayan Elma, Eskişehir Fayı ve bu fayı oluşturan yapısal unsurların aktif tektonik özelliklerinin ortaya konulmasına yönelik yürütülen çalışmaları değerlendirirken, Eskişehir’i bekleyen olası bir depremin etkilerine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Elma, “Deprem korkulacak bir konu değil; doğru yönetilmesi gereken bir konu.Yıllardır söylenen bir söz var: ‘Deprem öldürmez, bina öldürür.’ Aslında bina da öldürmez. Öldüren ihmal, kusur, denetimsizlik ve vicdani muhasebenin yapılmamış olmasıdır. Depremle mücadele tek bir disiplinin işi değildir. Jeoloji mühendisleri, jeofizik mühendisleri, inşaat mühendisleri; uygun yer seçimi, zemin etüdü, proje, malzeme, denetim… Hepsi bir bütündür. Bunun yanında siyaset, mevzuat ve denetim mekanizmaları da çok önemlidir. Eğer toplumsal etik zayıfsasonuçlar da acı olur” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 84 kilometre uzunluğundaki Eskişehir fayına ilişkin açıklamalar yapan Elma, “Bozüyük’ün güneyindeki Erikli Mahallesi’nden itibaren başlayan ve Eskişehir’e uzanan deformasyon zonuna Eskişehir Fay Zonu diyoruz.Bu zon içinde çeşitli faylar var. Güneyde Dodurga Fayı, Eskişehir Fayı ve kuzeyde çöküntü alanını morfolojik olarak denetleyen kuzey kenar fayları bulunuyor. Eskişehir Fayı yaklaşık 84 kilometre uzunluğunda. Erikli’den başlayıp doğuya Kandilli’ye uzanan 1’inci segment, İnönü’den başlayıp yine Kandilli’ye ulaşan 2’nci segment, Turgutlar’ın batısından başlayıp yerleşimi güneyden sınırlayan 3’üncü segment ve Ihlamurkent’ten başlayıp Sultandere üzerinden Ankara Otoyolu’na uzanan 4’üncü segment olmak üzere dört ana parçadan oluşuyor.Bu segmentlerin her biri bütünün parçalarıdır. Deprem dediğimiz olay da bu segmentlerden birinin ya da birkaçının kırılmasıyla meydana gelir” dedi.
Depremin tekrarlama aralığı ve son büyük depremden bu yana geçen sürelerin değerlendirilmesi ile beklenen depremler hakkında bilgi sahibi olunduğunu dile getiren Elma,“Segment 3’e baktığımızda, deprem tekrarlama periyodunun yüzde 96’sını doldurduğunu görüyoruz. En son yaklaşık 2 bin 900 yıl önce büyük bir deprem üretmiş. Fayın tamamında segmentler için ortalama tekrarlama periyodu yaklaşık 3 bin 200 yıl civarında. Bu da bize şunu gösteriyor: Bu segment üzerinde en az 6.5 büyüklüğünde bir deprem üretebilecek enerji birikmiş durumda. Segment 2 de benzer şekilde döngüsünün yaklaşık yüzde 88’ini tamamlamış durumda. Bu iki segment birlikte kırılırsa karşılaşacağımız deprem büyüklüğü 7’ye kadar çıkabilir. Eğer 84 kilometre uzunluğundaki Eskişehir Fayı’nın tamamı kırılırsa, o zaman 7.3 büyüklüğünde bir deprem söz konusu olabilir. En iyimser senaryoda 6.5 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz. Yani 7.3 büyüklüğünde tek bir büyük deprem de olabilir; 6.5 büyüklüğünde art arda iki ya da üç deprem de yaşanabilir” diye konuştu.
Olası büyük depremin etkilerine de değinen Elma,Türkiye’nin kendi sınırları içindeki deprem üretme potansiyeline sahip fayları en iyi tanıyan 3-5 ülkeden biri olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Eskişehir’in ortasından Porsuk Nehri geçiyor ve şehrin büyük bir bölümü alüvyal zemin üzerine kurulu. Bu tür zeminler deprem sırasında açığa çıkan sismik dalgaları büyütür. Yer sarsıntısına maruziyet arttıkça yapıların hasar görme ihtimali de artar.Ancak bizim korkmamız gereken şey zemin değil, o zeminde yapılan yapının mühendislik hizmeti alıp almadığıdır. Önemli olan, güncel deprem yönetmeliğine uygun, doğru mühendislik ilkeleriyle inşa edilmiş yapılar üretmektir. TÜBİTAK ve birçok kurumun katkısıyla Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi Platformu kapsamında 14 üniversiteden yaklaşık 200 araştırmacı aktif fayları çalışıyor. Deprem tekrarlama periyotları, kayma hızları, son depremden bu yana geçen süre gibi veriler sürekli güncelleniyor. MTA da Türkiye Diri Fay Haritası’nı belirli aralıklarla güncelliyor. Türkiye, kendi sınırları içindeki deprem üretme potansiyeline sahip fayları en iyi tanıyan 3-5 ülkeden biridir. Bu çok önemli bir bilimsel birikimdir.Ancak asıl mesele, üretilen bilginin topluma yansımasıdır. Bu çalışmalar sadece akademik yayınlarda kalmamalı. Toplum bilinçlenmeli, kentler afet dirençli hale gelmeli.”
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
MHP’de siyasi kırılma!
Tarkan Demir
Eskişehir’de emekli ne yiyecek?
Kerem Akyıl
Silahları evinizden uzak tutun!
Kaan Özcan
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bu bayram ihmalin bedeli ağır olmasın
Ümit Polatbaş
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
