Eskişehir Ekoloji Derneği, maden projelerinin kentin yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirterek, doğa tahribatına karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.
Eskişehir Ekoloji Derneği’nin 1. Dayanışma Kahvaltısı Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı 2. Hangar binasında gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Dernek Başkanı Fatma Filiz Özkoç, Dernek Avukatlarından Mert Yedek ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, yapılması planlanan maden projelerinin kente büyük zararlar vereceğine dikkat çekerek, mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı. Dayanışma Kahvaltısı’na Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Talat Yalaz, CHP Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, sendika başkanları ve çok sayıda doğa savunucusu katıldı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’a derneğe katkılarından dolayı Eskişehirspor forması ve çiçek takdim edildi.
"Bizler bu yıkımlara karşı sessiz kalamayız"
“Şehrimizin toprağı, suyu, havası ve yaşam alanları ciddi bir tehdit altındadır” diyen Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, “Bu tehditlerin başında akıl ve bilimden uzak, tamamen sermayeye hizmet eden maden ve enerji projeleri ile iklim krizinin getirdiği ekolojik yıkımlar gelmektedir. Bizler bu yıkımlara karşı sessiz kalamayız. Çünkü doğa kendisini savunamaz. Doğayı savunmayı biz insanların sorumluluğu ve görevi olarak görüyoruz. Bu bilinçle tüm rant projelerine ve plansız politikalara ‘dur’ demek için Eskişehir Ekoloji Derneği’ni kurduk. Ortak bir vicdan ve örgütlü itirazımızla tamamen doğayla uyumlu bir yaşam haykırmak istiyoruz. Bugün Tepebaşı, Mihalgazi, Sarıcakaya ve Kaymaz’da yaşananlar sadece birer maden projesi dosyası değildir. Bunlar, çocuklarımızın geleceğini doğrudan etkileyecek hayati konulardır. Altın ve gümüş uğruna zehirlenecek suların, yok edilecek tarım alanlarının ve tahrip edilecek ekosistemlerin bedelini bizler ve bizden sonraki nesiller ödeyecektir” diye konuştu.
"Doğayı savunmayı bir seçenek değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz"
Özkoç, bilimle, hukukla, vicdanla ve halkın gücüyle bir araya gelindiğinde en güçlü projelerin bile karşısında durabileceklerini ifade ederek dayanışma vurgusu yaptı. Dernek Başkanı Özkoç, “Bugüne kadar açtığımız davalarda, yaptığımız basın açıklamalarında ve köy köy dolaşarak anlattığımız gerçeklerde bu şehrin bir vicdanı olduğunu gösterdik. Burada bir kez daha hep birlikte susmayacağımızı ve asla vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz. Doğayı savunmayı bir seçenek değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz. Buradan karar vericilere ve şirketlere bir kez daha sesleniyoruz: Eskişehir halkının rızası olmadan doğayı yok sayan hiçbir proje meşru değildir. Bugün verdiğimiz bu mücadeleler yalnızca bir derneğin değil; bu şehirde emekten, doğadan ve yaşamdan yana söz söyleyen tüm sivil toplumun ortak amacıdır. Unutmayalım ki doğa savunucuları ve Eskişehir yalnız değildir. Biz buradayız ve birlikte güçlüyüz” ifadelerini kullandı.
"Meselenin kendisini politik olarak görüyoruz"
Eskişehir Ekoloji Derneği Avukatlarından Mert Yedek, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde “yeşil makyaj” projeleri altında doğayı meta olarak gören bir bütçeyle karşılaştıklarını aktararak, “İnşaat sermayesine kentleri planlı veya plansız, kamu yararı olmadan terk eden bir bütçe görüşmelerini görüyoruz. Haliyle meselenin kendisini biz oldukça politik olarak görüyoruz. Hukuksal anlamda verdiğimiz mücadelenin de her anlamda takipçisiyiz. ‘Av turizmi’ adı altında yaban hayatının bir turizm acentelerine açılmasına; burada biyolojik çeşitliliği etkileyen bir durumda, insanların zevk için, parasını verenin hayvanların canını alabildiği bir düzene karşı çıkmak için av ihalesine dava açtık. Alpagut-Atalan altın ve gümüş maden projesinde Cengiz Holding'in sahibi olduğu projeye dair halkın katılım toplantısı yapılmıştı. Geçtiğimiz hafta içi duruşması da oldu. Uydurma gerekçelerle arkadaşlarımız burada verdiğimiz mücadele kriminalize edilmeye çalışılarak yargılanıyor” dedi.
"Bu bir kapitalizm krizi"
Alpagut-Atalan altın ve gümüş madeni projesinde ÇED olumlu kararının iptali için dernek olarak davacı olduklarını da hatırlatan Yedek, “Aynı zamanda Kaymaz'da da bir altın madeni var. Burada da hukuk aykırı bir şekilde 3. atık barajı yapılmıştı. Oraya dair de suç duyurusunda bulunduk ama mevcut Kaymaz'daki altın madeni projesinde kapasite artışı gerçekleştirildi. Biz bunun iptali için de dava açtık. Yakın zamanda Sarıcakaya altın madeni için de aynı şekilde Kaymaz'a taşınması için bir bilirkişi keşfi yapıldı. Bu bilirkişi keşfine de dernek olarak katıldık. Bu davaya müdahil olduk. Bugün Demirli mahallesinde de yapılan bir bentonit madeni var. Bu bentonit madeni için de derneğimiz şimdi karar aldı. Biz bu mücadelenin sadece takipçisi değil, aynı zamanda mücadelenin sahibi olduğumuzu da belirterek buradan mücadelemizi büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Bu sadece bugünün meselesi değil, bu bir kapitalizm krizi, bunun da farkındayız. Mevcut durumda tek adam rejiminin ülkeyi sürüklediği karanlığın da farkındayız” diye konuştu.
"Suyu, doğayı ve her şeyi altına kurban ediyorlar"
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, Türk milletinin birçok sofrası olduğunu ve derneğin de bu ekolojik sofraya en güçlüsü olarak katıldığını belirterek, “Ekolojiyi bir anlatabilsek bu uygar medeniyetlere pekala işi çözeceğiz, anlamak istemiyorlar. Bildiğiniz gibi termik santral deneyimi geçirdik. O deneyimden Eskişehir çok şeyler kazandı. Hem termik santralin yapılması durduruldu, Alpu Ovası kazanıldı hem de Eskişehir halkı bu konuda nasıl hareket edeceğini öğrendi ve bugünlere kadar geldik. Belediyelerimiz de birtakım davalarla hukuksal savunmaları yapıyorlar. Ama halkın direncini içselleştirmesi, süratle işin üstüne gitmek çok büyük kazanımlar sağlar. O açıdan bu tip toplantıları sık sık yapıp özellikle Bozdağ’da, Atalan’da bu toplantılarla direncimizi onlara çok iyi anlatabilmemiz lazım. Çünkü birtakım noktalarda gittiğimizde ‘Geç kaldınız, buradaki bütün köylü işe alındı’ gibi savunmalarla yüzleşirler. Her zaman olacağı gibi en büyük kozları zaten işe adam almaktır. Bunu ancak halkımıza anlatarak kazanabiliriz. Hepimizin gelecekte su ile ilgili büyük endişeleri var ama bu adamlar altını; suyu, doğayı ve her şeyi altına kurban ediyorlar. Onun için bu mücadele gerçekten çok ulvi ve tarihsiz bir mücadeledir” ifadelerini kullandı.
Kaynak : HABER MERKEZİ