Yarasalar, doğadaki ekosistemin önemli canlıları arasında yer alsa da zaman zaman kuduz hastalığı ile gündeme geliyor. Özellikle yaz aylarında evlere, balkonlara veya iş yerlerine giren yarasalar nedeniyle birçok kişi "Yarasalarda kuduz olur mu?", "Yarasa dokunursa ne olur?" ve "Yarasa ısırığını nasıl anlarız?" sorularının yanıtını araştırıyor.
Uzmanlara göre her yarasa kuduz değildir. Ancak kuduz virüsünü taşıyan bir yarasa ile temas edilmesi durumunda risk tamamen göz ardı edilmemelidir. Kuduz, belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse her zaman ölümcül seyreden bir hastalık olduğu için olası temaslarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması büyük önem taşıyor.
Dünya genelinde binlerce yarasa türü bulunuyor ve bunların büyük çoğunluğu insanlara herhangi bir zarar vermiyor. Türkiye'de görülen yarasa türlerinde kuduz vakaları oldukça nadir olarak bildirilse de, yabani memeliler arasında yer aldıkları için potansiyel taşıyıcı kabul ediliyorlar.
Kuduz virüsü yalnızca yarasalarda değil; tilki, kurt, çakal, rakun, kokarca ve bazı sokak hayvanlarında da görülebiliyor. Bu nedenle yabani bir hayvanın olağan dışı davranışlar sergilemesi veya insanla temas etmesi dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durum olarak kabul ediliyor.
Kuduz virüsü en sık enfekte hayvanın tükürüğünün açık yara veya mukoza ile temas etmesi sonucu bulaşıyor. Yarasa tarafından ısırılmak en önemli bulaş yollarından biri olarak kabul edilir. Bunun yanında tırmalama sırasında tükürük bulaşması da risk oluşturabiliyor.
Uzmanlar özellikle uyku sırasında odada yarasa bulunması, küçük çocukların yarasa ile yalnız kalması veya bilinci kapalı kişilerin yarasa teması yaşaması halinde fark edilmeyen küçük ısırıkların olabileceğine dikkat çekiyor. Yarasa dişleri oldukça ince olduğu için bazı kişiler ısırıldığını hemen fark etmeyebiliyor.
Yarasa ısırıkları diğer hayvanlara göre daha küçük iz bırakabiliyor. Bazı vakalarda yalnızca toplu iğne başı büyüklüğünde iki küçük delik ya da hafif çizik görülebiliyor. Ağrı çok hafif olabileceği için kişi herhangi bir yara hissetmediğini düşünebilir.
Bu nedenle uzmanlar, özellikle doğrudan temas yaşanmışsa "Beni ısırmadı." varsayımıyla hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Temasın şekli sağlık personeli tarafından değerlendirilmeli ve gerekli görülürse koruyucu kuduz tedavisi başlanmalıdır.
Yarasa tarafından ısırılma veya tırmalanma şüphesi varsa öncelikle temas eden bölge bol su ve sabunla en az 15 dakika boyunca yıkanmalıdır. Bu basit işlem virüs yükünü azaltmaya yardımcı olabilir.
Ardından bölge uygun bir antiseptikle temizlenmeli ve mümkün olan en kısa sürede en yakın acil servise veya kuduz aşısı uygulayan sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sağlık ekipleri temasın risk düzeyini değerlendirerek kuduz aşısı ve gerekiyorsa kuduz immünoglobulini uygulanıp uygulanmayacağına karar verir.
Kuduz hastalığında en önemli nokta belirtiler başlamadan önce koruyucu tedavinin uygulanmasıdır. Riskli temas sonrası başlanan kuduz profilaksisi, zamanında yapıldığında hastalığı önlemede son derece etkilidir.
Bu nedenle "Birkaç gün bekleyeyim." düşüncesi doğru değildir. Yarasa ile temas edildiğinden şüpheleniliyorsa aynı gün sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir.
Eve giren bir yarasaya çıplak elle dokunulmamalıdır. Hayvan sıkıştırılmamalı, üzerine basılmamalı veya öldürülmeye çalışılmamalıdır. Mümkünse odadaki insanlar ve evcil hayvanlar güvenli şekilde dışarı çıkarılmalı, pencere açılarak yarasanın kendi kendine çıkması beklenmelidir.
Yarasa ile doğrudan temas yaşandıysa veya temas ihtimali varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalı, gerekiyorsa yerel yetkililerden destek alınmalıdır.
Kuduzun kuluçka süresi çoğunlukla bir ila üç ay arasında değişse de bu süre temasın yerine ve virüs miktarına bağlı olarak daha kısa veya daha uzun olabilir.
İlk belirtiler arasında ateş, halsizlik, baş ağrısı ve yara yerinde karıncalanma görülebilir. Hastalık ilerledikçe yutma güçlüğü, su korkusu, kas spazmları, bilinç değişiklikleri ve nörolojik belirtiler gelişebilir. Belirtiler başladıktan sonra hastalığın tedavisi son derece güç olduğundan korunma ve erken müdahale hayati önem taşır.
Türkiye'de düzenli aşılama çalışmaları sayesinde evcil hayvan kaynaklı kuduz vakalarında önemli azalma görülse de yabani hayvan kaynaklı risk tamamen ortadan kalkmış değildir. Sağlık otoriteleri, yabani memelilerle gereksiz temastan kaçınılmasını ve şüpheli durumlarda gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını öneriyor.
Uzmanların ortak görüşüne göre her yarasa kuduz taşımaz ve yarasa görmek tek başına paniğe neden olmamalıdır. Ancak yarasa tarafından ısırılma, tırmalanma veya tükürüğüyle temas edilmesi ihtimali varsa durum hafife alınmamalıdır. Kuduz, zamanında uygulanan koruyucu aşı ile önlenebilen ancak belirtiler başladıktan sonra ölümcül seyredebilen bir hastalık olduğu için en güvenli yaklaşım, olası her temasta vakit kaybetmeden profesyonel sağlık değerlendirmesi almaktır.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Aday bolluğundan Eskişehir’de CHP İl Başkanlığına hemen atama yap…
Tarkan Demir
Gelin, Eskişehirspor’un geleceğini konuşalım
Ahmet D. Canoruç
CHP’de 20 kişi bulunamıyor
Kerem Akyıl
Yeni il başkanı arayanlar ne açıklama yapacak?
Kaan Özcan
Tedbirli olalım
Seval Erci
Acelesi olanlara küçük bir not
Ümit Polatbaş
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy