yandex

Hoca CHP’de mi kalıyor?

ES TV ekranlarında yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programında ağırladığımız CHP Milletvekili Jale Nur Süllü, önemli açıklamalarda bulundu. YENİ Partililerin ayrılmasından sonra CHP’de kaldığı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında taraf aldığı için çok eleştirilen Süllü, şimdilerde aynı Eskişehir kamuoyu tarafından göklere çıkartılıyor.

15 Ağustos 2026 08:45
A
a
ES TV ekranlarında yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programında ağırladığımız CHP Milletvekili Jale Nur Süllü, önemli açıklamalarda bulundu. YENİ Partililerin ayrılmasından sonra CHP’de kaldığı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında taraf aldığı için çok eleştirilen Süllü, şimdilerde aynı Eskişehir kamuoyu tarafından göklere çıkartılıyor. Çünkü Sayın Süllü “Çerçeve Yasa” denilen ucube kâğıt parçasına “Hayır” oyu verdi. Sayın Süllü’yü bu verdiği oy nedeniyle tebrik etmiştik; bir kere daha tebrik edersek dilimiz aşınmaz.

Sayın Süllü’nün CHP’de kalma gerekçelerinde bir değişiklik olmadığını gördük. Bu konuda yeni bir gelişme yok. Ancak Eskişehir örgütü hakkında yaptığı açıklamalar önemli. Alpu hâriç Eskişehir’de tüm ilçelerde atamaların yapıldığını kaydeden Süllü, Kadın kolları ve Gençlik Kolları teşkilatlarının da yakında atanacağını belirtti. Özetlemek gerekirse CHP örgütleri, küçük eksiklikler istisna, yeniden oluşmuş durumda.

Tabii Sayın Süllü’nün partiden istifaların çok olmadığına ilişkin açıklamalarını da ihtiyatlı karşılıyoruz. Çünkü tahminiz, CHP’den ciddi bir istifa dalgası yaşandığı yönünde.

Bu arada Odunpazarı, Tepebaşı, Mahmudiye ve Alpu ilçelerini kaybeden CHP’nin diğer belediyeleri kaybedip kaybetmeyeceğini de merakla bekliyoruz. Kişisel tahminim Sivrihisar Belediye Başkanı Hâbil Dökmeci’nin CHP’de kalacağı, ancak Ayşe Ünlüce’yle birlikte diğer isimlerin YENİ Parti’ye geçeceği yönünde. Elbette belediye başkanlarının alacağı her kararı saygıyla karşılayacağız.

Belediye başkanlarını YENİ Parti’ye davet etmek siyaset gereğidir. Ancak söz konusu davet ve telkinleri taciz boyutuna çıkartmamak kaydıyla.

Bu arada Sayın Jale Nur Süllü’ye geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiği Yılmaz Büyükerşen’in de durumunu sorduk. Sayın Büyükerşen’le memleketin ve CHP’nin durumunu konuştuklarını ifade eden Süllü, Yılmaz Büyükerşen’in CHP’de kalacağını umut ettiğini söylemekle yetindi.

Bu cevap da “Hoca YENİ Parti’ye geçecek mi?” sorusunu daha da alevlendirdi.

Süleymancılara operasyon

Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen tarikata yönelik, yurt genelinde kapsamlı bir operasyon düzenlendi. Operasyon neticesinde aralarında tarikatın lideri olan Alihan Kuriş’inde bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı. 17 ilde eş zamanlı olarak tertip edilen operasyon neticesinde yine 33 ayrı şirkete kayyum atandı.

Hükumet söz konusu operasyonun tarikatın dini yapılanmasına yönelik olmadığını ısrarla belirtti. Yalnızca vergi kaçırma ve kara para aklama gibi mali suçların üzerinde yoğunlaşıldığını Süleymancıların yurt dışına 100 milyar liralık bir kaynak aktardığını ifade etti.

Şimdi aklınıza, “Hükûmetimiz ders çıkarttı. FETÖ olayından sonra tarikatların üzerine kararlılıkla gidiyor” gibi bir fikir gelmesin. Maalesef iktidarın yasa dışı ve karanlık cemaatlerle olan ilişkilerini hepimiz biliyoruz. Süleymancılar ise AK Parti’ye yakın olmamak gibi çok büyük bir suç işlemişti. İşte ve belli ki o suçunun da cezasını çekecekler.

Atatürk’ün, “Türkiye Cumhuriyetişeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat,medeniyet tarikatıdır” sözünü AK Partililere hatırlatıyoruz. Umarız bu sözü çerçeveletip duvarlarına asarlar.

Eskişehirspor iyi yolda

Geçtiğimiz sezon şampiyonluğu yarı finalde kaçıran Eskişehirspor, bu yıl işi sıkı tutuyor. Spor muhabiri arkadaşlarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla Ulaş Entok yönetimi bu sene işi daha da sıkı tutmuş. Bunu yapılan isabetli transferlerden anlıyoruz. Elbette benim 3’üncü ligde top oynayan futbolcuların kapasiteleri hakkında yorum yapmam mümkün değil. Fakat konunun uzmanları Eskişehirspor’a – bir hayli de para harcanarak – yetenekli futbolcuların alındığını söylüyor. Yine futbol otoriteleri önümüzdeki sezon, geçen yıldan çok daha kuvvetli bir Eskişehirspor seyredeceğimizi belirtiyor.
Bu kadar uzmanın iyimser olduğu bir ortamda, biz taraftarlar da geleceğe ilişkin umutlu oluyoruz. Hele bir de geçtiğimiz sezon taraftarın çok beğendiği Hocamız Hakan Şapcı’nın takımın başında olduğunu düşünürsek, bu yıl şampiyon olacağımıza ilişkin daha çok umutlu oluruz. İnşallah bu yıl şeytanın bacağını kırar, şampiyon oluruz. Çünkü playyofllar’da aynı stresi yaşamak istemiyoruz.
 

F – 16’lar eskidi mi?

Eskişehir’den havalanan bir F-16 savaş uçağı, tatbikat yapmak üzere gittiği Yalova’da düştü. Olayla ilgili tek tesellimiz pilotun fırlatma koltuğunu kullanarak atlaması ve hayatta kalması oldu.

Bu olay akıllara “F-16’lar güvenli mi?” sorusunu getirdi. Havacılık hakkında zerre bilgisi olmayan sözde uzmanlar F-16’ların eski moda uçaklar olduğunu söyledi.

Biz lafı uzatmadan cevap verelim. Elimizdeki F-16’lar bakımları çok iyi yapılan ve yüksek teknolojili çağdaş uçaklar. Peki madem öyle F-16’mız niye düştü?

Dilimiz döndüğü kadarıyla anlatalım. Uçakların üç ayrı düşme sebebi olur. Birincisi pilot hatasıdır. Bazen pilotlar uçaklarını ve kendilerini çok zorlar ve istemeden de olsa kaza yaşanabilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde bu ihtimal zayıftır. Çünkü pilotlarımız NATO standartlarının bile üzerinde eğitim alıyor. Ancak yine de insanın olduğu yerde hata olabileceğini unutmayalım.

İkinci ihtimal motora kuş girmesidir. Bazılarınıza komik gelebilecek bu ihtimal, hava kazalarının yarıdan fazlasını oluşturur. Uçaklar alçak irtifada uçtukları zaman karşılarına kuş sürüleri denk gelebilir ve bu durumda motora giren kuşlar, ciddi sıkıntılar yaratabilir. Bu tip kuş kazalarını engellemenin ise bir yolu yoktur.

Son olarak yer personeli uçağın bakımını iyi yapamamış olabilir. Ancak bu ihtimali de yok denecek kadar az görüyorum. Çünkü Türkiye’de F-16’lara ait yedek parça sıkıntısı yok ve bakım onarım personelimiz çok tecrübeli.

Şimdi Hava Kuvvetleri olayla ilgili bir inceleme yapacak ve neticeleri de kamuoyuna açıklayacak. Neticeyi biz de merakla bekliyoruz. Pilotumuza ve havacılık camiasına da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
 

AK Parti yine gecikti 

Kuruluşunun 25’inci yılını tüm yurtta olduğu gibi Eskişehir’de de kutlayan AK Parti teşkilatları, Dede Korkut Parkı’nda bir araya geldi. Ancak buradaki kutlama törenleri, planlanandan tam 1 buçuk saat sonra başladı. Doğal olarak bu haberi yapmaya giden muhabir arkadaşlarımız da duruma itiraz etti.

Burada gazetecilerin yanındayız. Yalnızca gazetecilerin de değil, oraya gelen ve AK Parti’ye gönül veren vatandaşlarımızın da yanındayız. Çünkü bir programı bir buçuk saat geciktirmek, o programı yapanlara da saygısızlıktır.

Eskişehir’de pek çok siyasi parti var ve pek çok organizasyona imza atıyorlar. Hepsi de verdikleri saate uyuyorlar. Aynı şeyi AK Partililerden de bekliyoruz.
 

Tarihte Bu Hafta
Sevr’in 106’ıncı yılında yaşadığımız utanç

Bundan tam 106 yıl önce 10 Ağustos 1920’de İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti arasında Sevr Antlaşması imzalandı.

Sevr Antlaşması, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti’ne 10 Ağustos 1920 tarihinde İtilaf Devletleri tarafından imzalatılmak istenen ağır şartlar içeren bir barış antlaşmasıdır. Bu antlaşma, Osmanlı Devleti’nin siyasi, askerî ve ekonomik bağımsızlığını büyük ölçüde ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. Antlaşmaya göre Osmanlı topraklarının önemli bir bölümü çeşitli devletler arasında paylaştırılıyor, Boğazlar uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılıyor ve Osmanlı ordusuna ciddi sınırlamalar getiriliyordu. Ayrıca kapitülasyonlar genişletiliyor, Anadolu’da çeşitli azınlıklar için ayrı düzenlemeler öngörülüyordu. Bu yönüyle Sevr, Osmanlı Devleti’nin fiilen sona erdirilmesini amaçlayan bir belge olarak değerlendirilmiştir.

Sevr Antlaşması, Türk milleti tarafından kabul edilmemiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yok hükmünde sayılmıştır. Antlaşmanın uygulanmak istenmesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın hız kazanmasında etkili olmuş ve millî direnişi daha da güçlendirmiştir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yürütülen bağımsızlık mücadelesi sonucunda Sevr’in hükümleri geçerlilik kazanamamış, bunun yerine 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması uluslararası alanda Türkiye’nin bağımsızlığını tanıyan yeni temel belge olmuştur. Bu nedenle Sevr Antlaşması, Türk tarihinde yalnızca ağır bir dayatma olarak değil, aynı zamanda millî mücadeleyi harekete geçiren önemli bir dönüm noktası olarak da görülmektedir.

Çok şükür süngümüzle o Sevr Antlaşmasını yerle bir ettik. Ancak aynı antlaşmanın 106’ıncı yıl dönümünde de “Çerçeve Yasa”nın Gazi Meclisimizde onaylandığını unutmayalım. Yazıklar olsun!..

(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...