Süpermen Ahmet Ataç

Tepebaşı Belediyesi 2025 yılı içerisinde 6 milyon 433 bin 125 kilogram ağırlığında geri dönüşüm malzemesi topladığını açıkladı. Yani 6 bin 433 ton. Gerçekten dile kolay bir rakam. 

3 Ocak 2026 08:08
A
a

Tepebaşı Belediyesi 2025 yılı içerisinde 6 milyon 433 bin 125 kilogram ağırlığında geri dönüşüm malzemesi topladığını açıkladı. Yani 6 bin 433 ton. Gerçekten dile kolay bir rakam. 

Öncelikle geri dönüşümün öneminden bahsedelim. Türkiye’de her yıl milyonlarca ton çöp üretiyoruz. Bu çöplerin bir kısmı gıda atıkları ki bunların doğaya karışıp gitmesi çok kolay. Ancak bir de sanayi ürünleri var ki işte onlar doğamız üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturuyor.
Mesela 1 liraya satın aldığımız plastik esaslı alışveriş torbaları tabiatı 20 yıl boyunca kirletiyor. Alüminyum içecek kutuları, 200 yıl boyunca doğayı kirletiyor. Pet şişeler ise 500 yıl boyunca doğadan yok olmuyor. Hele ki cam şişeler tam bir kabus gibi; tam bir milyon yıl boyunca doğayı kirletiyorlar.

Dolayısıyla bu tip sanayi ürünlerinin mümkün mertebe az kullanılması, kullanılıp çöpe atılanların ise geri dönüştürülmesi lazım.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç elbette tek başına dünyayı kurtaramayacak. O işi ancak çizgi filmlerde Süpermen gibi süper kahramanlar yapar. Ancak yaptığı “Süpermen” tarzındaki çalışmalar kentimizi koruyor. Sayın Ataç ve mesai arkadaşlarının çalışmalarının tüm Türkiye’ye örnek olmasını diliyoruz.

Gazi Çelik rahat

Eskişehir Emlak Komisyoncular Odası Başkanı Gazi Çelik, ES TV ekranlarında yayınlanan “Günaydın Eskişehir” programına katıldı. Meslektaşım Ayşegül Hümmet’le birlikte sorularımızı yanıtlayan Çelik, emlak piyasasındaki gelişmeleri değerlendirdi.
Son zamanlarda tüm piyasalarda olduğu gibi emlak piyasasında da bir daralma olduğunu ifade eden Çelik, bu durumun geçici olduğunu Türkiye’de en sağlam yatırımın gayrimenkule olduğunu açıkladı. 
Gazi Çelik ayrıca emlakçılardan alınacak 40 bin liralık harç parasını da sert bir dille eleştirdi ve bu uygulamanın geri çekilmesi için gerekli mücadeleyi verdiklerini ifade etti. Bu arada 9 Ocak’ta yapılacak Oda seçimleriyle ilgili de konuşan Gazi Çelik, tecrübesiyle Oda Başkanlığına yeniden aday olacağını yineledi. Seçimlere şunun şurasında bir hafta gibi bir zaman kaldı. Bu arada Sayın Çelik’in karşısına bir aday çıkmadığını da görüyoruz. Muhtemelen seçimler tek adayla gerçekleşir. Kaldı ki bu saatten sonra bir adayın çıkması da seçimin neticelerini pek değiştirmez. Dolayısıyla Gazi Çelik’in önümüzdeki seçimlere çok rahat gireceğini tahmin ediyoruz. Emlak camiası için yapılacak Oda seçimlerinin hayırlı olmasını diliyoruz.

Neden Aile Yılı bir işe yaramadı

2025 yılını Aile Yılı olarak ilan eden sevgili hükümetimiz, toplumumuzun temeli olan ailelerimizin hiçbir sorununu çözemedi. Öncelikle Türkiye’deki doğurganlık oranının aşırı düştüğünü söyleyelim. AK Parti iktidara gelmeden önce yüzde 2,10 olan doğurganlık oranı, bugün yüzde 1,48’e geriledi.
Özetlemek gerekirse nüfusumuz giderek yaşlanıyor. Anne ve baba adayları bir çocuk doğurmanın riskine giremiyorlar. Çünkü çocuklarına bakamayacaklarından endişe ediyorlar.
Bu arada gençlerdeki evlilik oranları da çok düştü ve boşanma oranları her yıl rekorlar kırıyor. Aile içi şiddet ve huzursuzluk her geçen gün artıyor. Bunların asıl sebebi milletimizin içinde bulunduğu aşırı fakirlik.
Alparslan Türkeş “Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik” adlı kitabında “İnsanlar için mutluluk her şeyden önce hür olmaya bağlıdır” ifadelerinde bulunmuştur. Hür olmak içinse ekonomik açıdan da özgür olmak gerekir. Eğer ki sizin ülkenizdeki insanlar ay sonunu denk getiremiyorlarsa, oradaki vatandaşlarınız ne hürdür ne de mutludur.
Dolayısıyla sevgili hükümetimizin – bir zahmet – şu berbat ekonomiyi düzeltmesi gerekiyor. Yoksa aile yapımızın çökmesini seyretmeye devam ederiz.

Odunpazarı Türkiye’yi tanıttı

Odunpazarı Belediyesi tarafından açılan Yılbaşı Pazarı tam 7 gün boyunca açık kaldı ve 500 bin kişi tarafından ziyaret edildi. Yani Eskişehir nüfusunun yarısından biraz fazlası kadar bir kalabalık, Odunpazarı bölgesine akın etti.
Tarihi Odunpazarı Bölgesinin cazibesini bir kere daha artıran bu uygulamanın devamını diliyoruz ki, Sayın Kurt da bu yönde söz vererek bizleri mutlu etti.
Üstelik söz konusu pazara sadece Eskişehirliler değil, civar illerden de on binlerce vatandaşımız akın etti. Sırf onların Eskişehir’e bıraktıkları para bile, Odunpazarı Belediyesi’ni tebrik etmek için ayrı bir sebep.
Ancak beni en çok sevindiren ziyaretçilerin arasındaki yabancı turistlerin sayısının artmasıydı. Avrupa’dan gelen ve Türklerin çölde kertenkele avlayıp, deveye bindiğini zannedenlerin, Eskişehir’in ve Türkiye’nin medeni yüzünü görmesi çok sevindirici. 
Sırf bu sebepten bile Sayın Kazım Kurt’u tebrik etmemiz gerekiyor.

Gazze ve Filistin meselesi

Yeni yıla girmemizle birlikte tamamına yakını hükümetin kontrolü altında olan basın yayın organlarında bir Gazze ve Filistin duyarlılığı görmeye başladık. 
Şimdi haklarını yemeyelim elbette. Havuz gazeteleri (Türkiye’deki bütün medya kuruluşları gibi) Filistin meselesine zaten duyarlıydı. Herhalde bu tutumları yaptıkları en hayırlı iştir. Ancak bir anda ve bütün güçleriyle Gazze meselesine yoğunlaşmaları da bir tesadüf olmasa gerek.
Nitekim biz vatandaşlar, daha önce de hükümetin gündem değiştirmek için medya kuruluşlarına aynı anda talimat verdiğini çok gördük. Dolayısıyla havuz medyasının hep bir ağızdan ve son zamanlarda büyük bir değişiklik olmamasına karşın Gazze meselesini dille getirmesini ihtiyatla karşılıyoruz.
“Acaba?” diyoruz, “Acaba Suriye’de İsrail’le işbirliği yapan PKK – YPG ile bir yakınlaşma mı olacak ki hükümet gündemi değiştirmek istiyor?”
Fazla bekleyeceğimizi zannetmiyorum. Çok yakında neyin ne olduğunu anlarız…

Tarihte Bu Hafta

Dedelerimizin mezar taşını okuyoruz 

Bundan tam 90 yıl önce 2 Ocak 1935’te Türkiye'de Soyadı Kanunu yürürlüğe girdi. Dünyada pek çok ülke Türklerin 1935 yılına kadar soyadı kullanılmadığını öğrenince şaşırır. Maalesef Osmanlı İmparatorluğu zamanında soyadı kullanmadığımız gibi, bizi yönetenlerin aklına böyle bir uygulamaya geçmek bile gelmemişti. Pek çok konuda olduğu gibi soyadı konusunda da çağdaş memleketlerin medeniyet seviyesine Cumhuriyet sayesinde geldik.
Hani bazıları diyor ya, “Milli alfabemizi değiştirdik, bir gecede cahil kaldık. Dedelerimizin mezar taşını bile okuyamıyoruz” diye. İşte o insanlar Cumhuriyet sayesinde bir soyadlarının olduğunu görmezden geliyorlar.
Öncelikle şunu belirtelim; Osmanlı döneminde okuryazarlık yüzde 7 seviyesindeydi. Kadınlarda ise bu oran daha da düşüktü. Netice itibarıyla cahil kalmadık. Zaten cahil bırakılmış bir toplumduk. Ayrıca bugün yaşayan bütün Türk vatandaşları dedelerinin ve hatta dedelerinin dedelerinin bile mezar taşını okuyabilir. Çünkü – eğer o mezarlar hâlâ kaldıysa” mezar taşları zaten Latin alfabesiyle yazılmıştır. Bu arada Osmanlı zamanında kullandığımız alfabe de zaten milli bir alfabe değildir.
Netice itibarıyla sırf Atatürk’e hakaret etmek için bahaneler üretenlerin, sırf şu anda sahip oldukları soyadları sebebiyle Atatürk’e şükretmeleri gerekir.

Haftanın Sözü

Fakirlerin ve yetimlerin kursağından kesilen nimeti ne askerimize, ne ameleme yediririm. Biz has müminleriz, kursağımıza netameli nevale girmez.    „
—II. Mehmed

 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi