Sivrihisar, tarihiyle, kültürüyle, sakinliğiyle bilinen “küçük ama huzurlu” diye tarif edilen bir ilçe. Son günlerde hiç alışık olunmayan olaylar cereyan ediyor.
Sivrihisar, tarihiyle, kültürüyle, sakinliğiyle bilinen “küçük ama huzurlu” diye tarif edilen bir ilçe. Son günlerde hiç alışık olunmayan olaylar cereyan ediyor.
Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’nin evinin önüne bırakılan şüpheli bir valiz…
Tehditler, Başkan Dökmeci’nin fotoğrafının bulunduğu durağa silahlı saldırı, yazılı gözdağları, ardından asılsız çıkan bomba ihbarı…
Tüm bu gelişmelerin perde arkasını öğrenmek amacıyla konunun muhatabı Habil Dökmeci ile ESTV yayınında konuşunca, aslında bir ilçenin değil, bir ülkenin fotoğrafını görüyoruz.
“Bizim bu şirin ilçemizde bugüne kadar böyle olaylar yaşanmadı” diyor Başkan Dökmeci.
Haklı.
Sivrihisar gibi yerlerde insanlar birbirini tanır, selam verir, kapısını kilitlemeden uyuyanlar hala vardır.
Ama gelinen noktada “tedbirli olmak zorundayız” cümlesi, artık sadece büyükşehirlerin değil, Anadolu’nun da gerçeği haline gelmiş durumda.
Daha vahimi ise tehditlerin münferit olmaması.
Bir otobüs durağında belediye başkanının fotoğrafına sıkılan kurşun…
Belediyenin devraldığı boş bir spor tesisine yazılan “Biz kınaladığımız kuzuyu keseriz” mesajı…
Bunlar basit vandallık değil, açık bir gözdağı.
Ve işin ürkütücü tarafı, bu tür tehditlerin artık toplumda “olağan” karşılanmaya başlaması.
Silahlar patlıyor, meslektaşımız Hakkı Sağlam saldırıya uğrayarak adeta tehdit ediliyor, belediye başkanına mesaj veriliyor…
Sonra birkaç gün konuşuluyor ve unutuluyor. Oysa unutulmaması gereken tam da bu noktalar.
Başkan Habil Dökmeci’nin söylediği “Biz burada hepimiz kardeşçe yaşıyoruz” sözü, aslında bir temenni değil, korunması gereken değer.
Dökmeci’nin anlattıklarına göre şüpheliler biliniyor, dosyalar savcılıkta ve 5 Şubat’ta (bugün) kritik bir duruşma var. Bu tür davalar sadece bir kişinin değil, toplumun huzurunun davasıdır.
Çıkacak karar, Sivrihisar’dan çok daha geniş bir yere mesaj verecek:
“Bu ülkede tehdit edenin, korku salanın yanına kar kalmıyor mu, kalmıyor mu?”
Bugün Sivrihisar’da yaşananlar küçük bir ilçenin gündemi gibi görülebilir.
Ama aslında bu olaylar, Türkiye’de siyasetin, yerel yöneticiliğin ve kamusal sorumluluk alanında herkesin hangi iklimde görev yaptığını gösteren çarpıcı bir tablo.
Normal olan, belediye başkanlarının hizmet projeleriyle konuşulması, şehirlerin yatırımlarla, açılışlarla, çözüm önerileriyle gündeme gelmesidir.
Anormal olan ise silah, tehdit ve korkudur. Ve ne yazık ki bugün anormal olan, giderek “alışılmış” hale getiriliyor.
Sivrihisar’da atılan kurşun, sadece başkanın duruktaki fotoğrafına değil, birlikte yaşama iradesine sıkılmıştır.
Hukukun, bu kurşunu ve bu tehdidi karşılıksız bırakmaması dileğiyle…
Başkan Habil Dökmeci’ye geçmiş olsun.
Trafiğin anahtarı da kentsel dönüşümde!
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Karacasu, ESTV yayınında şehrin son ulaşım gelişmelerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Bunları özetle belirtmek gerekirse Murat Hocanın dikkati çektiği konular şunlar:
“Eskişehir’de 20-30 yıl önce 100 kişiden sadece 2 kişide araç vardı. Şu anda 100 kişiden 40’ında araç var.
Son zamanlarda minibüs hatları düzeltildi. Minibüs, otobüs, tramvay, servis ve taksiler de düşünüldüğünde Eskişehir’de toplu taşıma olarak sıkıntı yok.
Araçsız Pazar uygulaması toplu taşımaya özendirme konusunda olumlu bir çalışma.
Batıkent, Aşağısöğütönü, Ihlamurkent ve Sultandere birer merkez olarak mevcut ancak Eskişehir’de herkes merkezi iş alanı olarak tanımlayabileceğimiz Köprübaşı’na akın ediyor. Böyle olunca sorun aslında Köprübaşı’ndaki yolların yetersizliğinde.
Servis plakası sayısının yılda 100 kadar, taksi plakası sayısının da bu yıl 10 yıllık kiralama modeliyle yaklaşık 50 kadar artırılması düşünülüyor.
Büyükşehir Belediyesi Eskişehir Trafik Master planı yaptırma konusunda geç kalmamalı.
Şehrin batı doğu-aksında günde 185 bin-200 bin kişi gidip geliyor. Bu ciddi bir sayı. Bu hatta banliyö treni, metro veya metrobüs kullanılabilir.
Tramvay için 1 kilometrelik ray döşeme maliyeti yaklaşık 15 milyon avroya yani 750 milyon liraya mal oluyor. 10 kilometrelik yer 150 milyon avro gibi yani 7,5 milyar lira gibi ciddi maliyet.
Kent merkezinde kentsel dönüşüm olmadan şehir içi trafik sorunu çözülemez ancak kısmi rahatlamalar olur.”
Büyükşehir Belediyesinin 2026 bütçesi 13 milyar 750 milyon lira. Bütçede en büyük pay 2,2 milyar lira ile ulaşıma ayrıldı. Yani Büyükşehir Belediyesi ulaşımı ilk sıraya aldı.
Hasılı…
Kentsel dönüşüm Eskişehir için sadece depreme dirençli şehir oluşturmak için değil kent içi trafiğin rahatlaması için de artık kaçınılmaz bir gerçek.