Türkiye’de 3 kurum enflasyon verisi açıklıyor. Biri devletin kurumu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), diğeri tüzel kişiliğe sahip İstanbul Ticaret Odası (İTO), üçüncüsü de özel sayılabilecek bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyonu Araştırma Grubu (ENAG).
Türkiye’de 3 kurum enflasyon verisi açıklıyor.
Biri devletin kurumu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), diğeri tüzel kişiliğe sahip İstanbul Ticaret Odası (İTO), üçüncüsü de özel sayılabilecek bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyonu Araştırma Grubu (ENAG).
İlk veri paylaşımı yapan İTO’ya göre İstanbul’da temmuz tüketici enflasyonu yüzde 2,62, yıllık enflasyon 42,48 oldu.
Ardından ENAG açıkladı.
Buna göre enflasyon aylık yüzde 3,75 artarken, yıllık yüzde 65,15 oldu.
Dün saat 10.00’da da TÜİK resmi veriyi paylaştı.
TÜİK temmuz enflasyonunu aylık bazda yüzde 2,06, yıllık bazda ise yüzde 33,52 olarak duyurdu.
Açıklanan rakamlara göre enflasyondaki gerileme sürüyor.
TÜİK ile ENAG verileri neredeyse yüzde 100’lük bir sapmaya işaret ediyor.
Mayıs 2024’te yüzde 75,45’i gören tüketici enflasyonu her ay istikrarlı bir şekilde gerileyerek yüzde 33,52’ye geriledi.
TÜİK rakamlarına göre, yıllık bazda en yüksek artış konutta görüldü. Temmuz itibarıyla konutta yüzde 62,01, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 27,95, ulaştırmada yüzde 26,57 artış yaşandı.
Tartışmalı, inandırıcılıktan uzak TÜİK rakamlarıyla yurttaşın alım gücü gerilerken, istikrarlı bir biçimde yoksullaşıyoruz.
Resmi veri olduğundan dolayı TÜİK rakamları göz önüne alınarak asgari ücret, memur, emekli ve işçi maaşlarına zam yapılıyor.
Sadece kamuda değil özel sektör de bu veriyi baz alıyor. Buna göre çalışanına zam yapıyor.
Bakan Mehmet Şimşek’in enflasyonla mücadele ve sıkılaştırma politikasının faturasını emekli ve çalışan kesim, yani dar ve sabit gelirli ödüyor.
22 bin lira olan asgari ücrete ara zam yapılmayacağı neredeyse kesin. En düşük emekli maaşı 16 bin 881 lira. 16,5 milyon emeklinin 4 milyona yakını çalışmak zorunda kalıyor.
SGK’nın resmi verilerine göre yaklaşık 2 milyon emekli sosyal güvenlik destek primi ödenmesiyle çalışmayı sürdürüyor.
Türkiye Emekliler Derneği'ne göre ise buna ilave yaklaşık 2 milyon emekli de kayıt dışı çalışıyor.
Çalışan grubu içinde 22 bin ile 25 bin lira arasında geliri olanların oranı yüzde 70’leri buluyor.
Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 26 bin, yoksulluk sınırı 86 bin lirayı geçti.
Burada son 5 yıllık asgari ücret ve emekli maaşını altın, ekmek, döviz üzerinden hesaplayarak sizlere uzun uzun anlatacak değilim.
Herkes bu yoksulluktan nasibini alıyor.
TÜİK eliyle düşük gösterilen rakamlara göre yapılan zamlar sonucu oluşan ücretler ile piyasa gerçekleri örtüşmüyor.
Maaşlar ile piyasa fiyatları arasındaki makas artarak inanılmaz boyutlara ulaştı.
Milletin rızkıyla oynamakla eş değer görülebilecek bu duruma kendince makul açıklama getirip inananlar mutlaka olacaktır.
Ancak, sokak jargonuyla bu kandırmacayı “yememek” lazım.
Öyle değil mi?
Sosyal medya üzerinden iletişim zarar verir
Kestirmeden meselenin özüne girelim.
Eskişehir Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı yönetimi adına Başkan Kamer Ali Durur, Cemevi’nin çatısına baz istasyonu kurmak için başvuran Türk Telekmom’un talebini olumlu karşılar.
Muhtemelen bunun karşılığında vakfın kasasına bir ödeme de yapacak Türk Telekom.
Ancak bir grup mahalle sakini ile CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, buna tepki gösterdi.
Cemevi önünde bir süredir baz istasyonu sağlığa zararlı argümanıyla imza kampanyası düzenleyen mahalle sakinlerine vakfın üyesi Arslan da sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile destek verdi.
Bunun üzerine Vakıf Başkanı Kamer Ali Durur da sosyal medya hesabından İbrahim Arslan’a karşı eleştirel bir yazı kaleme aldı.
Burada karşılıklı suçlamalara veya eleştirilere girmeden şunu net olarak ifade edeyim.
Aynı camianın insanlarının sosyal medya üzerinden açıklama yaparak birbirini yıpratması doğru değil.
Yüksek devlet bürokrasisinde sorumluluk verilmeyerek adeta cezalandırılan Alevi toplumunun birer ferdi olarak Arslan ve Durur’un sosyal medya üzerinden mesajları hem kurumları hem de makamları yıpratıyor.
Bektaşi anlayışına ters düşüp, “kaş” yapayım derken “göz” çıkartmayın derim.