Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, ES TV ekranlarında yayınlanan Eskişehir’in Nabzı programının konuğu oldu. İçi – dışı bir bir devlet adamı olarak gördüğümüz Yılmaz’ın önemli açıklamalarını, yazımın sonlarına bırakıyorum. Müsaadenizle burada Erdinç Yılmaz’ın kişiliğinden bahsetmek istiyorum.
Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, ES TV ekranlarında yayınlanan Eskişehir’in Nabzı programının konuğu oldu. İçi – dışı bir bir devlet adamı olarak gördüğümüz Yılmaz’ın önemli açıklamalarını, yazımın sonlarına bırakıyorum. Müsaadenizle burada Erdinç Yılmaz’ın kişiliğinden bahsetmek istiyorum.
Erdinç Yılmaz, sevindiği zaman kahkahalarla gülen, hüzünlendiği zaman ise – hiç çekinmeden – göz yaşlarını akıtabilen bir halk adamı. Adana’nın Aladağ ilçesinde dünyaya gelen Yılmaz, Toros dağlarının mührünü taşıyor. Yerine göre en zor şartlarda mücadele edecek kadar sert, yerine göre ise ölen bir serçe kuşu için hüzünlenecek kadar duygusal birisi. Kişiliğinin beni çok etkilediğini söyleyebilirim.
Tam bir devlet adamı olan Erdinç Yılmaz, Eskişehirlilerin seveceği bütün özellikleri taşıyor. Nitekim görev yaptığı her bölgeden göz yaşlarıyla uğurlanması da bunun bir göstergesi.
Gelelim meslektaşlarım Tarkan Demir, Hakkı Sağlam ve Ali Baş’la birlikte yaptığımız Eskişehir’in Nabzı programına…
Erdinç Yılmaz Eskişehir’in çözülmesi gereken üç önemli mesele olduğunu belirtti. Bunlardan birincisi – tahmin edeceğiniz üzere – trafik. Elbette trafik sorunu çetrefilli bir mesele ve belediyelerin yanı sıra, hükûmetten de adım atmasını beklediğimiz yatırımlar var. Vali Yılmaz özellikle Çevre Yoluyla ilgili yatırımların en kısa zamanda yapılacağını söyledi.
Vali Yılmaz bana kalırsa Eskişehir’in en önemli sorunu olan kuraklıktan da bahsetti ve özellikle tarımsal sulamadaki sıkıntılara dikkat çekti. Yılmaz’a göre en önemli üçüncü sorun olan nüfusun kent merkezinde yoğunlaşmasına değindi ve nüfusun kırsal alanlara yayılması gerektiğini savundu.
Eskişehir’de yerel yönetimlerle uyum içerisinde çalıştıklarını da söyleyen Yılmaz, Üniversite öğrencilerine de değindi ve yeni yurtlar açılacağının müjdesini verdi.
Şimdi bilmeyenler olabilir; Vali Yılmaz 6 Şubat depremi yaşandığı zaman Osmaniye Valisiydi. 1010 kişinin öldüğü depremi yaşayan Yılmaz, Eskişehir’in depreme hazırlanması için ellerinden gelen bütün çabaları sarf edeceklerini ifade etti.
Elbette Yılmaz’a satışa çıkartılan Devlet Hastanesi ve Hava Hastanesi meselesinin akıbetinin ne olacağını da sorduk. Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanını, Milletvekili Ayşen Gürcan’la ziyaret eden Erdinç Yılmaz, kendilerine bu haksız uygulamanın anan kaldırılacağı için söz verildiğini söyledi.
Ancak Erdinç Yılmaz Eskişehirlilerin verilen sözlerden tatmin olmadığını da söyleyerek, somut bir resmi açıklama beklediklerini, resmi belgeyle satışa çıkartılan bu arazilerin satılmayacağına ilişkin, yine resmi bir belge istediklerini de sözlerine ekledi.
Aksaray ES TV’nin konuğu oldu
Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray, 28 Nisan Salı günü saat 20:00’da yayınlanan “Soruyoruz” programının konuğu oldu. Türkiye’de sağlık hizmetlerinin sürekli gerilediği bir ortamda, Doktor Aksaray’ın açıklamaları elbette çok önemliydi. Ancak aynı saatte Eskişehirspor’un, Balıkesir maçı olduğu için, söz konusu programda ciddi bir reyting yakalayamayacağımızı tahmin ediyorduk. Ancak Nazan Aksaray’la Soruyoruz Programı her ne kadar Eskişehirspor maçının gölgesinde kalsa da tahminlerimizin ötesinde ilgi gördü.
Tek aday olarak girdiği Tabip Odası seçimlerini de değerlendiren Doktor Aksaray’ın gündeminde satışa çıkartılan sağlık tesisleri bulunuyordu. Önce Odunpazarı Belediyesi’nin yanındaki Devlet Hastanesi’nin, ardından da eski Hava Hastanesi’nin satışa çıkartılmasına değinen Aksaray, bu gelişmeleri sağlığın ticarileştirilmesinin bir parçası olarak gördüklerini belirtti.
Aksaray ayrıca Eskişehir’deki vahşi madencilik çalışmalarına karşı yürüttükleri çalışmaları da değerlendirdi. Aksaray ayrıca 23 Temmuz 2025’te meydana gelen ve 10 orman işçisinin şehit olduğu yangınlara da değinerek, Eskişehir’deki çevresel gelişmelere de ne kadar duyarlı olduklarını göstermiş oldu. Bu güzel programı kaçıranlar için bir de link bırakıyoruz:
https://www.facebook.com/estvonline/videos/3658745590948006
Sarıcakaya kurtuldu
Koza Altın tarafından Sarıcakaya’da kurulması planlanan Altın madeni hakkında mahkeme Eskişehir için hayırlı bir karar aldı. Bilindiği gibi daha önceden söz konusu proje için üç farklı noktada bilirkişi raporu istenmişti.
İşte bu raporları dikkate alan Eskişehir 2’inci İdare Mahkemesi, Koza Altın’ın yapmayı planladığı projeyi iptal etti. Kararı sevinçle karşılıyoruz ama hemen havalara da zıplamıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki burası Türkiye ve iktidar sahipleri mahkeme kararlarını iplemiyor. Nitekim CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü de bu konuya dikkat çekti. “Bu karar sadece Sarıcakaya için değil ülkemizin dört bir yanındaki doğa mücadelesi için emsal bir karardır” diyen Süllü, “Ancak mücadele bitmedi” diye de uyardı.
Jale Nur Süllü’ye sonuna kadar katılıyoruz. Elbette Eskişehirliler olarak vatan toprağımızı savunduk ve büyük bir zafer elde ettik. Ancak gözünü altın hırsı bürümüş bir takım çevrelerin yeni ve karanlık planlarına da hazırlıklı olmalıyız.
Hayvanat Bahçesi büyüyor
Yapıldığı günden beri Eskişehir’in en önemli turizm merkezlerinin başında yer alan Hayvanat Bahçesi’ne 30 yeni tür hayvan daha geldi. Büyükşehir Belediyesi’nin Hayvanat Bahçesi’ni açtığı dönemi çok iyi hatırlıyorum. Birileri sırf belediyeyi eleştirmek için türlü saçmalıklarla algı yaratmaya çalışmışlardı.
Şimdi bu çevrelerin sesleri kesildi. En azından hayvanat Bahçesi’ni eleştirmiyorlar. Bu güzel hizmeti övecek vicdanları da olmadığı için seslerini çıkartmıyorlar. Sanki Büyükşehir Belediyesi’nin Hayvanat Bahçesi hiç yokmuş gibi davranıyorlar.
Her neyse…
Hayvanat bahçemize kazandırılan türler arasında Beyaz Yüzlü Saki, tembel hayvan, marabu leyleği, alligatör timsah ve Aldabra dev kaplumbağası gibi dikkat çekici türler yer alıyor. Ayrıca gümüş yanaklı boynuzgaga, çekiç başlı leylek, kelaynak ve Filipin ördeği gibi kuş türleri ile kırmızı ayaklı kaplumbağa, Afrika mahmuzlu kaplumbağa ve timsah kapan kaplumbağası gibi sürüngenler de hayvanat bahçesine ayrı bir renk kattı. Bu güzel çalışmalarından dolayı Büyükşehir yetkililerini kutlarız.
Tarih’te Bu Hafta
Mustafa Kemal’e Anadolu yolu gözüktü
Bundan tam 107 yıl önce Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Hükûmeti tarafından 9’uncu Ordu komutanlığına yahut o dönemki adıyla müfettişliğine atandı. Bu olay Atatürk’ün Millî Mücadele’ye önderlik etmesinde çok önemli bir dönüm noktasıdır.
Peki Mustafa Kemal gibi İngilizlere Çanakkale’yi dar eden ve Filistin’de savaşan bir kişi nasıl oldu da 9’uncu Ordu’nun başına geçirildi? Üstelik Milliyetçiliğiyle bilinen ve sivri dilli olan bu askerden bahsediyoruz.
Öncelikle ortada resmi adı 9’uncu Ordu olmakla birlikte, gerçekte ortada bir ordu bulunmuyordu. Ayrıca Anadolu’da ve özellikle Karadeniz’de Rumlar azıtmış, Türk köylerine katliamlar düzenleyerek ortalığı karıştırıyordu. Doğal olarak bölgede Türk direnişi de başlamıştı. Ancak galip devletler Türklerden ve genel olarak İslam’dan nefret ettikleri için Rumları masum, Türkleri ise kana susamış canavarlar olarak görüyordu. İngiliz – Fransız ittifakı, Osmanlı’dan Karadeniz’deki Türk direnişini kırmasını istedi. Bu amaçla da bölgeye üst rütbeli bir askerin görevlendirilmesi gerekiyordu. Almanlarla arası iyi olmayan Mustafa Kemal Paşa ismine İngiliz – Fransız ittifakı pek ses çıkartmadı. Çünkü Osmanlı subaylarının tamamı milliyetçiydi ve Mustafa Kemal’in yerine gönderilecek bir başka paşa da yine milliyetçi olacaktı. En azından Almanlarla arası iyi olmayan ve Enver Paşa’yla yıldızı barışmamış bir kişinin gönderilmesi, “Kötünün iyisi” olarak değerlendirildi.
Muhtemelen İngiliz – Fransız emperyalistlerinin ve onların işbirlikçisi olan Vahdettin ve avenesinin aldıkları en kötü karar bu olmuştur.
Sonuç olarak Mustafa Kemal Paşa bu karardan 3 hafta sonra 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya çıkacak ve Türk direnişçilerini yok etmek yerine, onlara önderlik ederek büyük bir Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşleyecekti.
Tarih iyi ki de bu şekilde gelişti. Aksi taktirde şu anda bu yazımı sizlere Yunanca yazmak zorunda kalacaktım.
Günün Sözü
Bir katilin, bir hırsızın başbakan olduğu bir cumhuriyette, dürüst kişilerin yerinin ya mezar, ya cezaevi olduğunu anlayabilmek zor bir şey olmasa gerek.
Fidel Castro