Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, kısa süreli tatilin ardından çıktığı ESTV ekranında yine gündemi belirleyen açıklamalarda bulundu.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, kısa süreli tatilin ardından çıktığı ESTV ekranında yine gündemi belirleyen açıklamalarda bulundu.
Bu köşeden geçen hafta yazdığım, “14-17 Mayıs 2026’da yapılacak Eskişehir Sempozyumu bu haliyle eksik kalır!” başlıklı yazımda özetle şunları belirtmiştim:
“Eskişehir’i 42 ana başlıkta tüm yönleriyle ele alacağı belirtilen Eskişehir Sempozyumu’nun tanıtım toplantısında kentin gelecek vizyonunun saptanması açısından bu etkinliğin ne kadar kıymetli olduğu vurgulandı.
Ancak işin garip tarafı, Eskişehir Sempozyumu ile ilgili olarak ilçe belediyelerine bir çağrı gelmedi.
Bin üyeli oda çağrıldı ama 435 bin nüfuslu Odunpazarı Belediyesi’nin, 400 bin nüfuslu Tepebaşı Belediyesi’nin düşüncesi merak edilmedi. Bu belediye başkanlarına sade vatandaş gibi katılabilirsiniz deniliyor. Böyle bir bakış açısıyla ortak akıl oluşmaz diye düşünüyorum.”
Programda Başkan Kurt’a bu soruyu yönelttiğimde benzer düşüncelere sahip olduğumuzu anladım.
Kurt, şu eleştirilerde bulundu:
“Bir kere şu net bizi ötekileştiriyorlar. Eskişehir’de bir iş yapılacaksa, 430 bin nüfuslu Odunpazarı ve 400 bin nüfuslu Tepebaşı belediyelerini dikkate almayacaksınız, sonra da ‘bütünleştik’ diyeceksiniz. Kimle bütünleştiniz? Bin üyesi olan bir odayla. Onun görüşünü çok önemsiyorsunuz da bizimkini niye önemsemiyorsunuz?
Sayın Vali’nin Eskişehir’in amiri olarak ‘Burada ilçe belediyeleri niye yok?’ demesini beklerdim.
Kaldı ki 42 konunun 35’i belediyelerle ilgili. Biz yılda beş festival yapıyoruz ama bizim kültür müdürümüz, turizm müdürümüz gelmiyor. Bu sempozyum arkadaşlarımızın dediği gibi Eskişehir değil, ‘Eksikşehir’ sempozyumu olmuştur. Maalesef ben burada iyi niyet aramıyorum.
Belki de CHP’li belediyeleri birbirine düşürmek istiyorlar”
BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ
Başkan Kurt, “kurultay süreci içinde gerçekleşen delege seçimlerine belediye başkanlarının karışmaya hakları yok” anlayışına katılmadığını da vurguladı.
“CHP’de belediye başkanı partiliyse, halkla bütünleşmişse, partiliyle kaynaşmışsa ayakta durur. Belediye başkanı destekliyor diye birisi seçilmez.” diyen Başkan Kurt, şöyle devam etti:
“Kazım Kurt partiliye güven verdiyse, partili arkasında durur. Bunlar işin bahanesi. Ben, Eskişehir’de delege seçimlerinin çok verimli geçtiğini düşünenlerdenim. Çeşitli sebeplerle karşı çıkan arkadaşlar olacak, buna saygı göstereceğiz. Onlarla biz AKP’ye karşı birlikte mücadele edeceğiz.
Üç belediye başkanı bu stratejiyle, bu mantıkla aynı hedefe kilitlendi.
Bizim rakibimiz Adalet ve Kalkınma Partisi. Başka rakibimiz yok. Onları yenmek üzere bir hazırlık içindeyiz. O nedenle bizi kimse birbirimize düşüremez. Mevcut kadrolar devam edecekse bizim itirazımız olmaz. Çünkü biz partiliyiz. Ben Odunpazarı Belediye Başkanı olduğum sürece Tepebaşı’ndaki kongre süreçlerine karışmadım, karışmam, doğru olmaz. Şu anda orada ilçe başkanı, il başkanı ve Tepebaşı Belediye Başkanı ne diyorsa ben ona uyarım.
Seyitgazi’deki de öyledir. Çifteler’deki de öyledir. Sivrihisar’daki de öyledir.”
Anlayacağınız…
Başkan Kurt, Eskişehir Sempozyumu’ndan delege seçimlerine, Ayşe Ünlüce ve Ahmet Ataç ile uyumlu çalışmalarından belediye başkanlarını birbirine düşürme çalışmalarına kadar pek çok konuya değindi.
Verdiği mesaj net:
Belediye başkanları olarak bizleri birbirimize düşüremeyecekler.
CHP’liler olarak AKP’ye karşı birlikte mücadele edeceğiz. Üç belediye başkanı bu stratejiyle, bu mantıkla aynı hedefe kilitlendi.
Delege seçimi sürecinde daha dikkatli davranmak şart!
Odunpazarı ilçesi Dede Mahallesi delege seçimi sırasında Belediye Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik ile Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ve belediye çalışanı Deniz Kalkan arasında yaşanan gerginlik yargıya taşındı.
Muhabir arkadaşımız Sümeyra Balcı Dizman’a konuşan CHP Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar, olayı şöyle özetledi:
"Dede Mahallesi’nde bazı tatsız olaylar, ufak sürtüşmeler yaşandı ama bunları demokrasinin doğal bir parçası olarak görüyoruz, çok da canımızı sıkmıyoruz. Aslında büyük bir olay yoktu. Seçimi kaybeden arkadaşların telaşıyla biraz gerginlik oldu. Ali Haydar Çelik arkadaşımız biraz gerildi, gerginlikten de beslenen bir arkadaş. Çok da suçlayıcı olmamak lazım. Bugün iki arkadaşımız da ifade vermeye gittiler.
Darp denilebilecek hiçbir olay yaşanmadı. İtişme kakışma oldu ama darp asla yoktu. Keşke böyle şeyler olmasaydı ama sonuçta hepsi bizim arkadaşımız, birbirimizi idare edeceğiz."
İsmail Kumru ve Deniz Kalkan’ın avukatı Muratcan Cırık, yazılı açıklama yaparak, olaya ilişkin kamera görüntülerinin bulunduğunu, “darp” iddialarının tamamen asılsız olduğunu bildirdi.
Cırık, “Olay anına ilişkin kamera görüntüleri dahi açıkça göstermektedir ki herhangi bir fiziki saldırı söz konusu olmamış, aksine müvekkillerime yönelik hakaret ve tahrik içeren sözler sarf edilmiştir.
Seçim sürecinin demokratik işleyişine gölge düşürmek ve delege seçimlerini manipüle etmek amacıyla ortaya atılan bu iddialar, yalnızca şahsi bir iftira değil, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü değerlerine ve kongre sürecine zarar verme girişimidir. Kamuoyuna sunulan mesnetsiz söylemler, demokratik bir yarışı itibarsızlaştırma çabasından öteye gitmemektedir.” İfadesini kullandı.
Böylesine hassas bir dönemde bunlar hoş şeyler değil.
Kim haklı kim haksız tabii ki bilmiyoruz ancak yaşanan her olumsuz gelişme CHP’nin eksi hanesine yazar.
Benden söylemesi.