Bu söze hak verişim çok eski zamanlara hatta hayatı tecrübe etme şansımın olmadığı çaylak zamanlarıma dayanır. Bir şeyleri başarma telaşına girdiğiniz ve büyük yol aldığınız da mutlaka bir savaşın içine çeker hayat sizi. Etrafta size düşman görünen sesler duyarsınız. Önce savaşı onlarla yaptığınızı zanneder, enerjinizi onlara ayırır ve o süre zarfında yapmanız gerekenleri ertelersiniz. Bu süre aslında sizin yerinizde saydığınız zamandır ve farkına vardığınız da bunu telafi edebilecek tek durumun daha çok başarma azmi olduğunu anlar yolunuza devam edersiniz. Tabi sizin kaçırdığınız zamanla birlikte kaybolan gücünüz, birileri ya da birçok kişi için ganimettir ve sizin yendim zannettiğiniz çok sesli düşman aslında bu ganimette hiç pay ayrılmayan bir kalkan ve buz dağının görünen yüzüdür sadece.
Aslında bunu erken yaşlarda idrak etmek, ilerleyen zaman için inanılmaz bir avantaj sağlıyor insana. Tecrübe paha biçilmez bir değer, tabi beyin kıvrımları yeterince olgun olan, anlayabilen insanlar için.
Zira savaşlar siz ve size ait hissettiğiniz her alanda karşınıza çıkabiliyor. Eğer iyi şeyler yapabildiğinizi gösterdiyseniz herkese. Seven kadar sevmeyen olacağı gerçeğini de kabullenmeniz gerekiyor. Kişilerin arkasında kurumlar, kurumların arkasında kişiler derken siz ister istemez hem başarılı hem savaşçı olmak zorunda kalıyorsunuz.
Perdelerin arkasında ganimet bekleyen, tetikçilerle kendi yüzünü maskeleyen ve orada olduğunu hiç kimse bilmiyor zannedenler eğer bu savaşı kazanacaklarını ve kazandıkları ganimeti nasıl toplayacaklarını düşünüyorlarsa yazık onlara. Hayallerin bile sınırını zorlarken beyefendiler kusura bakmasınlar, zafer ancak ona inananların ve yürekli insanların işidir.
Malum savaş cephede kazanılır. Tetikçilerle, vur kaç adımlarla, battı balık yan gider nidalarıyla inanmadıkları bir zafer için başkalarını ateşe atanlar yanmayı göze alamıyorlarsa bu onların yüreksizliğidir.
Ama içleri rahat olsun perdeler yıkılır, o ateş etraflarını sardığında kaçacak yerleri olmaz.
Bazıların öfkesi diğerlerinin ateşine rüzgâr olur.
Hepimiz insanız ve hata yapmak en tabii hakkımız. Ancak hatayı yaşam biçimi haline getirenler bunun bedelini mutlaka öderler. İnsanlar hata ile art niyeti ayırabilecek kadar bilinçli siz ise pisliklerinizi ayıklayabilecek kadar masum değilsiniz.
Bu savaşı buz dağı üzerinden götürmeye çalışanlar unutmasınlar. Siz her güneş doğduğunda biraz daha eriyip, kokmamanız için tuzlu sulara karışırken. Buz dağının kalın suratlı tabakası gün yüzüne çıkacak. Savaşlar küresel ısınmaya katkı verdikçe buz dağları daha çabuk eriyecek ve ganimet arzusuyla yanıp tutuşanlar. Tuzlu sularında boğulup tarih olacaklar. O yüzden diyorum ya hep “güneş ANADOLU’DAN doğacak, Rüzgâr tersine esecek” ve siz rüzgâra işemeye devam ettikçe ne olduğunu hep birlikte göreceğiz…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
“İyi ki kentsel dönüşüm yaptık” diyebilelim!
Seval Erci
Ayşe Ünlüce bu defa affetmedi!
Tarkan Demir
Ünlüce Balmumu Müzesi iddialarına yanıt verdi
Kerem Akyıl
CHP mi sahada yoksa AK Parti mi?
Kaan Özcan
Eskişehir sokaklarında gördüğümüz en acı manzara!
Ümit Polatbaş
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
