Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar ile ESTV yayınında kadın hakları ve son yıllarda artan şiddet olaylarını konuşma fırsatımız oldu.
Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar ile ESTV yayınında kadın hakları ve son yıllarda artan şiddet olaylarını konuşma fırsatımız oldu.
Geri kalmış ülkelerde sıkça görülen kadılara yönelik şiddet vakalarının Türkiye’de de artıyor olmasını devlet politikalarında bir eksiklik veya yetersizlik olarak da değerlendirmek mümkün.
Şiddet olaylarını münferit görmek ise hiçbir şekilde kabul edilemez.
Bu düzlemde olaylara baktığımızda kadınların haklarını veya hukuki danışmanlık hizmeti alabilecekleri birimlerden haberdar olmalarına katkı sunmak biz iletişimcilerin de bir nevi görevi aslında.
Baro Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Kökçınar, bu alanda verdikleri destekleri açıklarken, Baro binasında yer alan Kadın Hakları Merkezi’nde pazartesi günleri saat 17.00’ye kadar her hafta bir avukatın nöbet usulü görev yaptığını söyledi.
Herhangi bir kayıt gerekmeksizin bütün şiddet mağduru kadınlara hukuki ve yazılı destekte bulunduklarını dile getiren Kökçınar, şunları ifade etti:
“Burada avukata doğrudan erişim sağlanırken, telefonla da destek veriyoruz. Her hafta başvuru alıyoruz. Başvurular oldukça fazla. Buna ilişkin kayıtlarımız da var. Acil bir vakaysa mesela doğrudan adliyedeki nöbetçi avukat arkadaşımıza yönlendirme yapabiliyoruz. Bunu daha çok şehir genelinde yaymaya çalışıyoruz. Yani herhangi bir avukat erişimi olamayacak, maddi destek, maddi gücü olmayan insanlar için oluşturduk Kadın Hakları Merkezimizi.”
Yaklaşık 14 yıl önce kurulan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerini paylaştığı konuşmasında, bu yıl eylül ayında erkekler tarafından 20 kadının öldürüldüğünü, 22 kadının şüpheli şekilde ölü bulunduğunu öğrendiğimiz Kökçınar, şöyle devam etti:
“Öldürülen 20 kadından 4’ü ‘boşanmak istemek, barışmayı, evlenmeyi ve ilişkiyi reddetmek’ gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesiyle, biri ekonomik gerekçelerle, 4 kadın ise bunların dışında bahanelerle öldürüldü. 11’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.
Eylül ayında öldürülen 20 kadının 5’i evli olduğu erkek, 3’ü oğlu, 3’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 3’ü tanıdığı biri, 2’si eskiden evli olduğu erkek, 2’si akrabası, 1’i kardeşi, 1’i birlikte olduğu erkek, tarafından öldürülmüş. Bu ay kadınların yüzde 65’i aile bireyleri tarafından öldürüldü.”
Kadın cinayetleri ve şiddetteki artışın yürütülen yanlış politikaların sonucu olduğu aşikar.
Türkiye Barolar Birliği’nin 2024 yılı çalışmasında yer alan, “Siyasal iktidar, kadına yönelik şiddetle samimi ve etkin bir mücadele yerine; kadınların yaşam ve özgürlüklerinin güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca imza çekerek şiddet faillerini cesaretlendirmiştir. Cezasızlık politikalarına derhal son verilmelidir” tespiti son derece önemli.
Hasılı…
Kadına yönelik şiddeti engelleyecek yasal düzenlemelere, koruyucu ve önleyici çalışmalara daha fazla ihtiyaç var.
Üzücü olan, bunun için iktidarın samimi çabalarını maalesef ki görememek.
Trafikte radikal çözümler 2026’da başlayacak
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Belediye Meclis Toplantısı’nda AK Parti’nin eleştirilerine yanıt verirken son günlerde yeniden tartışma konusu olan trafik meselene de değindi.
Trafiğin sadece Eskişehir’in değil Türkiye’nin bütün illerinin problemi olduğuna dikkati çeken Ünlüce, “Küçük veya büyük metropollerin tümünde sorun aynı. Eskişehir’deki sorun diğer illerden daha fazla ya da daha şiddetli değil. Buradaki sorunları çözmeye çalışıyoruz. Trafikteki radikal çözümleri 2026 yılında hayata geçireceğiz” dedi.
Ünlüce, bendenizin de sık sık gündeme getirmeye çalıştığım trafikte denetim eksikliğine de değinerek, “Trafikte ciddi bir denetim sorunu var. Bu sorunu da emniyetle beraber iş birliği içinde çözmemiz gerekir. Çünkü yollarımızın bir kısmını kullanamıyoruz. Bakın belki yüzde 40 var olan yolları yanlış parklanmalar nedeniyle kullanamıyoruz. Bu da Eskişehir’in bir gerçeği. Daha fazla yaptırım olması gerekir” yorumunu yaptı.
Trafik bir sorun olarak tartışılacaksa eğer bilimsel veri ve çalışmalardan yola çıkarak bir çözüm üretilmeli.
Pik saatler ve hafta sonu dışında şehir içinde trafik yoğunluğundan bahsetmek doğru olmaz.
Şunu da net olarak söylemek gerekir ki ne yaparsanız yapın pik saatlerde trafik yoğunluğunun önüne geçemezsiniz, ancak kısmi rahatlama sağlayabilirsiniz.
Sayıları gittikçe artan AVM’lerin tek merkezli şehrin göbeğinde ve çeperlerinde yer alması, kurallara uymamakta direnen sürücülerin varlığı, toplu ulaşım yerine bireysel araç kullanımı tercihindeki ısrar ve denetlenmeyen hatalı parklar var olduğu müddetçe sorun olarak trafik özne olmaya devam edecektir.