AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın öncülüğünde kurulan ve adı “Eskişehir Kalkınma Platformu” olarak değiştirilen “Eskişehir Konseyi” aradan geçen 4 ayda 4 kez toplandı.
AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın öncülüğünde kurulan ve adı “Eskişehir Kalkınma Platformu” olarak değiştirilen “Eskişehir Konseyi” aradan geçen 4 ayda 4 kez toplandı.
Vali Hüseyin Aksoy’un başkanlığında, AK Parti Eskişehir milletvekilleri Fatih Dönmez ve Ayşen Gürcan ve İl Başkanı Gürhan Albayrak, CHP Eskişehir milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan ile büyükşehir belediyesi, oda ve borsa başkanları ve vekilleri, şehrin ulaşım sorunlarına çözüm aramak amacıyla 12 Aralık’ta Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nu ziyaret etmişti.
Eskişehir’in menfaati doğrultusunda farklı görüşleri aynı masa etrafında buluşturmak konusunda mahir Başkan Albayrak, 5. toplantı için bu hafta “kemik kadro” ile buluşacak.
Kemik kadrodan kastım; Başkan Gürhan Albayrak, Sanayi Odası, Ticaret Odası, Ticaret Borsası, Organize Sanayi Bölgesi ve Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği başkanları.
Konu tek: Serbest Bölge.
Eskişehir OSB alanında kurulması planlanan Serbest Bölge bugünden yarına hemen olacak bir iş değil.
Ancak bir yerinden başlamadan, talep etmeden, ilgili bakanın önüne altyapı çalışmalarını koymadan, Eskişehir’in böylesine önemli bir karar için cazibesini anlatmadan…
Değim yerindeyse “Armut piş ağzıma düş” şeklinde olmuyor.
Bunun için ciddi bir mesai yapılması gerekiyor.
Eskişehir Konseyi üyeleri, önceki toplantılardan birine Ege Serbest Bölge Müdürünü davet ederek, ayrıntılı bilgi sahibi olmuştu.
Bu hafta Konsey üyeleri “kemik kadro”yla toplanarak, bu süre zarfında sekreterya tarafından Serbest Bölge ile ilgili yapılan çalışmalarda gelinen aşamayı ele alacak.
Peki, Serbest Bölge nedir?
Kaç Serbest Bölge var, bunlar nerelerde?
Eskişehir’e Serbest Bölge kurulursa ne gibi avantajları olacak?
Serbest Bölgeler, gümrük bölgesi dışında sayılan, ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı, sınai ve ticari faaliyetler için daha geniş teşviklerin tanındığı, fiziki olarak ülkenin diğer kısımlarından ayrılan yerler.
Türkiye’de, aralarında Bursa, İstanbul, İzmir, Mersin, Rize, Kocaeli, Denizli’nin de bulunduğu 19 ayrı noktada Serbest Bölge var.
Avantajlarını ise kısaca, “Yüzde 100 kurumlar vergisi istisnası, yüzde 100 gelir vergisi istisnası, muhtasar ödemesi muafiyeti, KDV muafiyeti, serbest kar transferi, gümrük vergisi ve KKDF muafiyeti, ucuz enerji kullanımı” gibi sıralamak mümkün.
Serbest Bölgelerin ülkelere istihdam olanakları, döviz geliri ve teknoloji transferi konusunda yarar sağladığı görülüyor.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre, ülkemiz ihracatının yaklaşık yüzde 5’i Serbest Bölgelerden gerçekleştiriliyor.
Yüksek teknolojili ürün ihracatında da bu bölgeler öncü bir rol üstleniyor. Serbest Bölgelerden yapılan ihracatın yaklaşık yüzde 60’ı orta, ileri ve yüksek teknoloji ürünlerinden oluştu.
Anlayacağınız…
Eğer Eskişehir Konseyi şehre Serbest Bölge kazandırılması konusunda başarılı olursa ki bu yönde ciddi çalışmalar yapılıyor…
Bu da Eskişehir için yeni yatırımcı, daha fazla istihdam ve kazanç demek.
Ha gayret.
Sevmeden olmaz!
Son zamanlarda kuşaklar, verilen adlarıyla anılıyor.
Sessiz kuşak (1925-1945), Bebek patlaması kuşağı (1946-1964), X kuşağı (1965-1980)
Y kuşağı (Milenyum-internet kuşağı) (1981-1996), Z kuşağı (1997-2010), Alfa kuşağı (Dijital kuşak) (2010-2025).
Bendeniz X kuşağına tekabül edenlerdenim.
Mesleğe adım attığım 1990’lı yılların başında Bursa’da daktilo ile haber yazımının yavaş yavaş sonuna gelinmiş, bilgisayar kullanımı başka gazetelerde başlamıştı.
Pentax 55 mm lensli fotoğraf makinesinin krallığı hakim sürüyordu.
Pikaj, montaj, renk ayrımı. Gazete hazırlamanın meşakkatli dönemleri…
Bilgiye; kitap, ansiklopedi hatta gazete küpürlerinden erişilebilen, TDK yazım kılavuzunun masalarımızdan eksik olmadığı yıllardı.
Entelektüel birikimin paranın üstünde, bilginin kıymetli olduğu zamanlardı.
Özel haberciliğin altın devrini yaşadığı internetsiz hayatlarımız vardı.
Cep telefonu hayal gibiydi.
Aradan neredeyse 35 yıl geçti.
Sendikal faaliyetler nedeniyle çalıştığım gazetede cezalandırılıp mesaisi sabaha kadar süren gece sorumluluğu da yaptım, Anadolu Ajansı (AA) Bölge Müdürü iken FETÖ ayak oyunlarına maruz kalıp, 4 buçuk yıl AA Genel Merkezi’nde 24.00-07.00 saatleri arasında gece yayıncısı olarak mesai de yaptım.
Sağlığım bozuldu ama mesleğimden vazgeçmedim.
Başka hiçbir geçim kaynağı olmadan gazetecilik yaparak emekli olmuş ve halen çalışmaya devam eden bir basın mensubu olarak, tüm zorluklarına rağmen mesleğimi hep severek yaptım.
Yapmaya da devam ediyorum.
Her şeyden önce mesleğinizi, yaptığınız işi seveceksiniz.
Sevmeden olmaz.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde mesleğe dair not düşmek istedim.
Kalın sağlıcakla.