Ekmek, su ve adalet!

Eskişehir Barosu Başkanı Barış Günaydın, ESTV yayınında, CHP ve CHP’li belediyelerin öznesi olduğu operasyonlar, hukuki gelişmeler ve bunun kamuoyuna yansımalarını da değerlendirdi.

1 Ekim 2025 09:40
A
a
Eskişehir Barosu Başkanı Barış Günaydın, ESTV yayınında, CHP ve CHP’li belediyelerin öznesi olduğu operasyonlar, hukuki gelişmeler ve bunun kamuoyuna yansımalarını da değerlendirdi.
Sözlerine, “Yasama, yürütme, yargı… Bu üç erkin birbirinden ayrı olması gerektiğinin altını çiziyorum” diyerek başlayan Günaydın’ın, şu saptaması önemli:
“Son zamanlarda siyasi birtakım saik ve gerekçelerle hukukun bu tür gelişmelere alet edilmesi, tabii ki hepimizin vicdanlarını derinden yaralıyor. 
Bu dönemde zor bir görevi Baro Başkanlığı olarak üstleniyoruz. Çünkü ‘Bu olmaz’ dediğimiz her şey ertesi gün karşımıza çıkıyor.
Hukukun temel değerleri ters yüz edildi. Her şeyin siyasal anlamda, siyasi bir güç olarak kullanılıyor olması birey olarak beni çok rahatsız ediyor. 
Ekmek gibi, su gibi… Adalet olmazsa olmaz. Adalet olmazsa özgürlük olmaz, özgürlük olmazsa bu anlamda hiçbir şey olmaz. 
Dolayısıyla birinin haksız yere tutulup, daha sonra beraat etmesi kadar acı bir şey yok. 
Onun bedelini hiç kimse ödeyemez.
‘Avukat varsa umut da var diyorum.’ 
O yüzden bu süreçle ilgili olarak bize düşen, evrensel temel hukuk kurallarının işletilmesini sağlamak, mücadeleye her alanda devam etmek olacaktır.”
Bu ifadelere katılmamak mümkün değil.
Türkiye bugün ekonomik kriz içindeyse…
Yoksulluğun pençesindeki yurttaşın her gün sofrasından eksiliyorsa…
Asgari ücretli, emekli, memur ve işçi gibi dar ve sabit gelirli ile ticaret erbabı daha iyi günlerin geleceğine olan inancını yitiriyorsa…
Gençler üniversiteyi bitirdiğinde iyi ihtimalle asgari ücretli bir işe talim edeceği gerçekliğinden kendini alamıyorsa eğer…
Ülkemizdeki hukuk ve demokrasi yara almış demektir.
Baro Başkanı Barış Günaydın’ın dediği gibi…
Adalet ekmek ve su gibi bir insanın temel ihtiyacıdır.
Kaldı ki adalet bir gün herkese lazım olur.
Bunu da unutmamak gerekir.

Asgari ücretin ruhuna el-Fatiha!

Bu yılın ocak ayında yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmışken yüzde 30 zam yaparak asgari ücreti 17 bin liradan 22 bin liraya çıkartan iktidar, çalışanların cebindeki parayı yüzde 14,38 oranında eksiltti.
2025 yılı sonu enflasyon hedefi doğrultusunda bir zam yapmıştı.
Tahmin doğru ancak zam eksik.
Enflasyon kadar yani yüzde 44,38 oranında zam yapılsaydı, asgari ücret 22 bin lira değil 24 bin 546 lira olacaktı.
Bu yetmezmiş gibi yüksek enflasyonist bir ortamda temmuz ayında ara zam da yapılmadı.
Bugün geldiğimiz noktada 22 bin lira asgari ücret, Türk-İş’in Eylül 2025 araştırmasına göre açlık sınırı 27 bin 970 TL’nin altında kaldı.
Yoksulluktan değil açlık sınırından bahsediyoruz.
Dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 27 bin 970 liraya çıktı. 
Gıda ile birlikte barınma, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi tüm temel harcamaların toplamını ifade eden yoksulluk sınırı ise 91 bin 109 lira oldu.
Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 36 bin 305 lira olurken, mutfak enflasyonu yıllık bazda yüzde 41’i aştı.
Soruyorum…
Kaç ailenin evine 91 bin 109 lira giriyor? 
Hadi diyelim ki bu yıl asgari ücretliler sabretti. 
Asgari ücrete 2026 yılında ne kadar zam yapılacak? 
Beklenti yüzde 19-20 bandında. Yüzde 20 zam yapılması durumunda net asgari ücret 26 bin 524 liraya çıkacak. Eğer yüzde 25 zam uygulanırsa maaşlar 27 bin 630 liraya kadar yükselecek. Açlık sınırının altında kalacağı neredeyse kesin. 
Hasılı…
Demet Sağıroğlu'nun ismini albümüne verdiği “Şikayetim Var” şarkı sözlerinde olduğu gibi…
Hayallerimi çalmışlar, almış kaçmış insafsızlar…
Yine hüsran, yine hayal kırıklığı…
Ötesi yalan…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi