İki arkadaş yürüyerek yolculuk yaparlar. Birisinde hem yağmurluk, hem şemsiye vardır. Yağmur başlar ve şemsiye olan kişi yağmurluğunu diğerine verir.
İki arkadaş yürüyerek yolculuk yaparlar.
Birisinde hem yağmurluk, hem şemsiye vardır.
Yağmur başlar ve şemsiye olan kişi yağmurluğunu diğerine verir.
Yolculuk devam eder, yağmurluğunu veren seslenir: ”Arkadaş sana yağmurluğumu vermesem ıslanacaktın.”
Diğeri: ”Teşekkür ederim, beni ıslanmaktan kurtardın.”
Ama bu muhabbet çok sık devam eder ve yağmurluğunu veren, bu iyiliğini hep arkadaşının başına kakar.
Yağmur kesilir, güneş açar ve bir göl kenarına gelirler.
Yağmurluğu veren yine aynı şeyi söyleyince, diğeri hemen kendisini göle atar, ıslanır ve “Tamam anladım, sen yağmurluğunu vermeseydin ben böyle ıslanacaktım” der.
Yağmurluğu verene bakacaksın, eğer seni tepeden tırnağa ıslatmak isteyen bir düşüncede ise almamak daha hayırlıdır.
Kişisel sitesinde Dr. İlhami Pektaş’ın yayınladığı bu hikaye bana Yılmaz Büyükerşen ile Kazım Kurt arasında yaşanan tartışmayı anımsattı.
Akademisyenlikten büyükşehir belediye başkanlığına geçişte zayıf yanı siyasi alandaki gücünü artırmak için çevresinden sorup soruşturup Kazım Kurt ismini öğrenen Yılmaz Hoca, ona birlikte siyaset yapma teklifi götürdü.
Kazım Kurt, ihraç edildiği partisi CHP’ye geri dönme şansı kalmadığı dönemde arkadaşlarıyla Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in teklifine olumlu yanıt verdi.
DSP’de politika yapmaya başlayan Kurt, örgütü canlandırdı, Yılmaz Hoca’nın listeye yazmasıyla Belediye Meclis üyesi seçildi.
Yılmaz Hoca, 2011’de Meclis Üyeleriyle CHP’ye geçtiğinde de yanında Kazım Kurt vardır.
Kurt, “vesayet dönemi”nde Yılmaz Büyükerşen’in önerisiyle milletvekili listesine seçilebilecek yerden girdi ve vekil oldu.
Daha sonra yine Yılmaz Hoca’nın çağrısıyla Odunpazarı Belediye Başkan adayı yapıldı ve seçilmeyi bildi, milletvekilliğinden istifa etti.
Seçim kaybeden Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin yerel seçimlerde de istenilen başarıyı sağlayamayacağını görüp kendi belediye başkanlığına mal olması pahasına “Değişim” hareketini başlatan Kazım Kurt, Kılıçdaroğlu’nu desteklemeyi sürdüren Yılmaz Hoca ile ters düştü.
Ancak Kazım Kurt’un dediği oldu.
Kurultay’ı Özgür Özel kazandı.
Yerel seçimlerde “Değişim” rüzgarıyla CHP kazanamadığı yerlerde pek çok belediyeyi aldı, birinci parti oldu, olmaya da devam ediyor.
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kazım Kurt açıklanacakken, ileri yaşı gerekçesiyle aday gösterilmeyen Yılmaz Büyükerşen’in son dakika genel merkez manevrasıyla aday olarak Genel Sekreter Ayşe Ünlüce ilan edildi. Başkanlar Kazım Kurt ve Ahmet Ataç yerlerinde kaldı.
Ayşe Ünlüce, rakibi Nebi Hatipoğlu’na 70 binden fazla fark atarak yüzde 51 oyla seçilerek büyük bir başarıya imza attı.
Hasılı…
Yaşananlara baktığımızda…
Başkanlığı süresince Eskişehir’de belirleyici olan Yılmaz Büyükerşen dönemini “vesayet dönemi” diye ifade eden 50 yıldır CHP’de siyaset yapan Kazım Kurt’un, vekillikten istifa edip belediye başkan adayı olmasını isteyen Yılmaz Hoca’ya diyet borcunu ödediğini söylemekteki haklılık payı ile…
Yılmaz Hoca’nın, Kazım Kurt’un elinden tutuğunu, milletvekili ve belediye başkan adayı olmasını sağladığını söylemesindeki haklılık payı birbirinin üstünde değil.
Kimin kime diyet borcu olduğu tartışılır…
Mesele hikayede olduğu gibi...
Yağmurluğu verenin niyetinde gizli…
Eğer ıslatmak istiyorsa, bunu söylemekten geri durmaz.
Bunu kestirmek de yağmurluğu alana düşüyor.